17.09.2019
 
 
Kategoriler
   Güncel Haber
   İstanbul Haber
   Dünya Haber
   Trabzon-K.Maraş
   Eğitim-Kültür-Sanat
   Siyaset-Politika
   Çevre-Doğa-Turizm
   Sosyal Yaşam
   Söyleşi - Araştırma
   Sağlık-Gıda-Tarım
   Sinema-Tiyatro-Dizi-Film
   Konuk Yazarlar
   Ekonomik Bakış
   Hukuksal Bakış
   Magazin-Aktüel
   Reklam-İlan-Satış
   Bilim-Teknoloji-Zirve
   Sosyal Bakış
   Toplumsal Bakış
   Tarihsel Bakış
   Müzik Magazin
   Medyatik.Bakış
   Cevap Hakkı
   Black Sea
   Spor-Golf-Tenis-Boks
   Arşiv

Yazarlar
Bizden.Size

Ökkeş BÖLÜKBAŞI
ABD'NİN NÜKLEER 'TIPASI' SIZDIRIYOR
Tüm yazıları..
DOĞAMIZ

Mikdat KADIOĞLU
BULUTLAR
Tüm yazıları..
Hatıralarım

Nuran NUHOĞLU
HEPİMİZ KERKENEZİZ
Tüm yazıları..
Eko-Bakış

Abdurrahman YILDIRIM
Trabzon Turistik Merkez Olur mu.?
Tüm yazıları..
Uzay.Bakış

Musa ALİOĞLU
TRABZON HAVALİMANI
Tüm yazıları..
Tarihten Bir Yaprak

Mahiye MORGÜL
MATEMATİK KİTABINDA ATATÜRK’E SALDIRILAR
Tüm yazıları..
Hukuksal Bakış

Av. Cemil CAN
SORUMLULARI SAYIYORUM
Tüm yazıları..
Eğitim Kültür Sanat

Emel Vildan Düzenli
TRT - Te. Re. Te. - TRT - Te. Re. Te. - TRT
Tüm yazıları..
68 DENİZ 68

Selçuk Şahin POLAT
68'LİLER VE DOSTLARI.! BASIN VE KAMUOYUNA
Tüm yazıları..
Sosyal Bakış

Fatih BACAK
TMTF 2018-2019 ALİ ABALI PLAYOF MÜSABAKALARI
Tüm yazıları..
Geçmişten Günümüze

Hüseyin IRMAK
CUMHURİYET’E HEP DESTEK, TAM DESTEK
Tüm yazıları..
MEDENİYET

Abdullah GÖZAYDIN
GEZİCİLER, AĞAÇSEVENLER NEREDELER.?
Tüm yazıları..
Sportif Bakış

Tekin KÜÇÜKALİ
HAKSIZLIĞA KARŞI TEK YÜREK
Tüm yazıları..
İstanbul; İstanbul.!

Aslı Didari
DEĞİŞMEYEN İSTANBUL; DEĞİŞME İSTANBUL.!
Tüm yazıları..
Sosyal Bakış

Muhammet Akosman
BİZANS’DA “HAYIR” DİYOR.!.
Tüm yazıları..

Reklamlar




























Döviz Alış Satış
Dolar 1.6387 1.6466
Euro 2.1036 2.1137

    >> Manşet Haberler

    TÜRBANCILARIN DA KORKULARI VAR
HABERİ PAYLAŞ : Google'da Paylaş



 

‘TÜRBAN’CILARIN DA KORKULARI VAR.!

‘Türban’ istismarı ile 8 yıl beslenen AKP’nin samimiyet sorgulaması başladı nihayet.

 

AB’nin Yeşiller Partisi Başkanı “Bebeğim buraya kadar” diyerek, Erdoğan’ın AB macerasının sonuna gelindiğini açıklaması, bu fikrin ilk işareti sayılabilir.

 

AKP zaten AB’ye girme konusunda hiçbir zaman samimi değildi. Öyle ki, AB konusunda samimi olduğu kabul edilse,  bu defa ‘türban’ konusunda samimi olmadığını kabul etmek gerekecek.!

Ne yaman çelişki değil mi.? Zira, AB’ye üye olarak alınmasak da,  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni imzalamakla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ‘yargı yetkisi’ ni de kabul etmişiz.!

Hem öyle bir kabul ettik ki, ‘türban’ konusunda yeni yasa çıkartsak ve bu yasanın anayasaya aykırı olmadığı, Anayasa Mahkemesi’ne yeni seçilecek üyelerin çoğunluğunun kararı ile kabul edilse dahi durum değişmeyecek.!

Zira Anayasamızın 90. Maddesine göre, uluslar arası sözleşmelerin anayasaya aykırılığı ileri sürülemeyeceği için, öncelik bu sözleşmeye verilecektir. Doğal olarak sözleşme içinde geçen mahkemeye ve onun kararlarına da…  Anlaşıldı mı bu konu iyice.?

Dolayısıyla AİHM kararları ortada durdukça ‘türban’  ile ilgili verilmiş olan kararları göz ardı edip, değiştirmek de mümkün değildir.! Aksi halde AB’ye elveda etmek mecburiyetinde kalırız.

Biz ‘türban’ dan sebep  ‘muz cumhuriyeti’ muamelesine tabi tutulacak değiliz. Böyle bir bitişi,  Humeyni’ye aşık ve Atatürk’ten nefret eden  kızlarımızı tatmin  için yapacak değiliz herhalde.!

Zaten AKP’nin de AB’ye girmek gibi derdi yok şimdilik. Bu konudaki samimiyeti  “alacaksanız alın, yoksa bizi oyalamayın” demesinden de belli değil mi.?

 

AKP’yi iktidara getiren en önemli vaat kamusal alanda  ‘türbanı serbest bırakmak’ olduğunu akıldan çıkartmamak gerekir. Vaat edildiği gibi, türbanı kamusal alanda serbest yapamaması ise, AKP’nin işine gelmiştir. Bundan şikâyetçi olduklarını hiç düşünmeyin. Bu yapay sorunu çözmek bahanesi ile,  devlete çeki düzen verme işini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan, Anayasa Mahkemesi’ne; oradan da Danıştay’a ve Yargıtay’a kadar götürmüşlerdir. Bu kadarla kalmayan AKP,  TSK’nin kozmik odalarına da girerek, paşaları sabah akşam ‘içtimaa’ çekmiştir.  Onlara bu olanağı sağlayan türban değil mi.?  Nitekim  gelişmeler  de hala bu yönde ilerlemiyor mu.?

Gelelim işin en can alıcı yanına. Hükümet, sabırsızlık gösterenlere “türban sorunu” nun çözümü için, yeni bir hamle daha yapılması zorunluluğunu göstermiştir… Bu döngüde oylar çantada keklik.!  AKP’nin türban ile bağlı tabanı ise, artık bu oyunun dışına çıkamaz.!

AKP’nin baş aşağıya düşüşü ile birlikte, türbandan nemalananların da bütün hayalleri yıkılıp gider. Bu nedenle biraz da şartların dayatılması ile oluşan ‘kader birliği’  içinde, sonuna kadar gitmek zorundadırlar… Bu  zorunlu dayanışma halkın değil, onların bir problemidir.!

 

Mevcut durumu en iyi şekilde değerlendiren AKP’nin, sorunu söz verdiği şekilde çözmek yerine,  iyice çözümsüzlüğe itip, sürekli gündemde tutmak daha çok işine gelir... Nitekim, bu şekilde geldik üçüncü seçimlere.!

Şimdi, AKP ne vaat edecek bu necip millete? Elbette ki yine ‘türban’ sorununu çözmeyi!.. “Yüzdük yüzdük, kuyruğuna kadar geldik, burada bırakamazsınız” diyecek seçmenlerine… Yine belli bir kitle, peşlerine düşmek zorunda kalacak,  o beklenen bir şeydir. Sonuçta bu bir ‘kader birliği’ dir…

Ayrıca ‘türban’ nedeniyle kullanılan insanların yüreğine de bizimki kadar korku salınmıştır... Bir taraftan türban karşıtlarına korku verilirken,  asıl korkutulan türban nedeniyle sömürülenlerdir korkarım...

Onlara, “bir iktidardan düşersek yandınız” denildiğine yürekten inanıyorum ben. AB, CHP, TSK ve isimlerini yazmaya bu sayfanın yetmeyeceği bir sürü örgütlü dinamik güçle, yoktan yere  ‘düşman’ (!) hale getirilmişlerdir.!

İktidardan düşmüş bir AKP, onlara nasıl sahip çıkabilir ki.? Erbakan Hoca’yı getirin gözünüzün önüne. AKP iktidar olmasaydı,  şimdi bile zindanda idi muhterem. İşte ‘türban’ nedeniyle militanlaştırılıp ortalığa salınanlar da, bu ‘masal’ ile korkutuluyor.! Korkan kitleler,  hiç kuşku yok ki, sağlıklı düşünemezler…

Bu nedenle de, önlerini net bir şekilde ve güven içinde görene kadar, durdukları yerde bekleyecekler.! Onların da başka çaresi yok gibi. Laik düşünceyi özümsemiş çevrelerle, gereksiz yere zıtlaşmaya sokuldular bir kere…

Daha geri mevzilere düşmemek için de, dişlerini tırnaklarına takarak mücadele edecekler, bunu görmek gerekir… Kılıçdaroğlu’nu ‘fırçalayan’ o güzel hanım kızı “kaplan” yapan,  başka hangi duygu ve düşünce olabilir.? Önce onlara bir şey yapılmayacağının garantisini vermek gerekir. Bunun için, yapılması gereken, türbanı kamusal alanda serbest bırakmayı vaat etmek değil elbette.!

Bu çerçeveden bakıldığında,  siyasal bir simge olan ‘türban’ AKP ile AB arasında kalan bir sorundur sadece. Bırakın kendi aralarında çözsünler… CHP’nin bu tartışmaların içinde  yeri hakemlik yapmak bile  olamaz.!

Ve nihayet, toplumsal konularda çözümler üretmenin siyasal partiler için bir ödev olduğunu da vurgulamamız gerekir.  Bu bağlamda ve  ‘bireysel hak ve özgürlükler’ temelinde ele alındığında, türban  ‘dini bir zorunluluk’ değil, sadece bir “siyasal tercihtir”. ‘Siyasi bir simge’ olduğunu başbakan da kabul etmiştir!..

Ayrıca bu konuyu en iyi bilenler, bu fikri, dayanakları ile birlikte defalarca masaya yatırarak kanıtlamışlardır. Onlara değil de, 20’li yaşlarındaki kızlara inanacak değiliz herhalde... Hal böyle iken bu işin çözümü, son derece kolaydır. Çünkü, ‘kamu yararı’ (genel ahlak, genel sağlık, genel güvenlik vb gibi düşünceler nedeniyle) gerektirdiğinde, bireysel hak ve özgürlükler bir ölçüde kısıtlanabilir.! 

  

Zaten yapılanlar da öyleydi. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkememiz, Danıştay ve Yargıtay pek çok defa bu konuyu görüşüp, aynı gerekçeyle karara bağlamışlardır.  Mahkeme kararlarına uymama imtiyazı demokrasilerde yoktur ve böyle bir imtiyaz mezheplere de verilemez.

Bir ülkede mahkeme kararlarını nasıl çiğneyebiliriz şeklinde bir tartışma başlatılabilir mi.? Böyle bir tartışma bile başlı başına ‘kamu yararına’ aykırılık teşkil eder. Ayrıca hukuka saygısızlık etmenin de dik alasıdır böyle bir girişim. ‘Hukuku dolanarak’ iş yapmayı taahhüt edenlerin, demokrasiye olan inancı her zaman tartışılır.! 

Bu nedenlerle, sosyal demokrat bir parti, türban tartışmalarının içine girip, çözüm aramak için rol yüklenemez. Zira, önüne getirilen, “hukuken zaten çözülmüş bir konudur”.. Bazı aklı evvellerin bu olay nedeniyle oy artırılacağını söylemesinin inandırıcı hiçbir tarafı olamaz. Aksine girişimler devam ederse,  çok daha ağır yara almak kaçınılmazdır.!

Fiili dayatmalara boyun eğmek ise, önerilen bir çözüme onay vermek değildir.  Baskılara direnememekten kaynaklanır böyle bir tavır. İşler bu noktaya kadar gelince, elbette ki, en büyük baskıyı yapabilecek olan devlettir. Devlet gücünü kullanabilen hükümet böyle bir yola sapabilir… Bunun da adına faşizm denir. Faşist bir uygulamayı “meşru” hale getirmek CHP’nin  asla görevi  içinde olamaz ve değildir!..

Hatadan dönmek de bir erdemdir…  ‘Özür dilemek’ de aynı değerde bir davranış sayılır.  Bunu Türk halkına yerinde öğreten Kılıçdaroğlu’ ndan, bugün beklenen: CHP adına özür dileyerek bu tartışmanın dışına çıkmaktır…

Çünkü, “zırva tevil götürmez” battıkça daha fazla batarız.!

Av. Cemil Can

 

 

http://www.medyagunebakis.com/ - http://www.tdfajans.com/

TDFAJANS – Toplum Dinamikleri Fikir Ajansı

Sosyal, Kültürel, Ticari, Eğitim ve Sanatsal Alanlarda;

Düşünce Üretimi. Paylaşımı. Toplum Yararına kullanımı.

 

    Diğer Haberler



























Editörden

TRABZONLULAR BİRLEŞİNİZ

Trabzonlular Birleşiniz. Trabzonlu İşadamları, İşkadınları, Çalışanlar, Genç Kızlar-Erkekler, Okuyan çocuklar Birlik ve Bütünlüğü Sağlamak Sizin Ellerinizde..!
Devamı..
Son Dakika


Günün Sözü

HÜKÜMETLERİN İCRAATI MENFİ OLUP DA MİLLET İTİRAZ ETMEZ VE İKTİDARI DÜŞÜRMEZSE BÜTÜN KUSUR VE KABAHATLERE KATILMIŞ DEMEKTİR.

M.K. ATATÜRK


Anket
KÜRESEL EKONOMİK KRİZ
TEĞET GEÇTİ
DELDİ GEÇMEDİ





Reklamlar












































 



© 2009 Bu Site Ökkeş BÖLÜKBAŞI tarafından hazırlanmakta ve yayınlanmaktadır.
Her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.