10.09.2010
 
 
Kategoriler
   Güncel Haberler
   İstanbul Haber
   Dünyadan
   T R A B Z O N
   Eğitim Kültür Sanat
   Siyaset - Politika
   ÇEVRE - DOĞA
   SOSYAL YAŞAM
   Araştırma-Söyleşi
   GIDA - SAĞLIK
   SPOR-Golf -Tenis-Boks
   Dizi-Sinema-Magazin
   Konuk Yazarlar
   Ekonomik Bakış
   Hukuksal Bakış
   MÜZİK MAGAZİN
   Reklam-İlan-Satış
   Z.İ.R.V.E.
   Bilim - Teknoloji
   Sosyal Bakış
   Toplumsal Bakış
   Tarihsel Bakış
   Otantik.Dinleti Müzik
   Medyatik.Bakış
   Maraştan Bir Haber Geldi
   Cevap Hakkı
   Arşiv

Yazarlar


Ökkeş BÖLÜKBAŞI
UĞURLAR OLA HASAN AYDIN
Tüm yazıları..
DOĞAMIZ

Mikdat KADIOĞLU
KÜRESEL ISINMADA İNSANIN ROLÜ
Tüm yazıları..


Nuran NUHOĞLU
HEPİMİZ KERKENEZİZ
Tüm yazıları..


Dursun Ali YILMAZ
ADNAN KAHVECİ’DEN ÖZÜR DİLİYORUZ..
Tüm yazıları..
Eko-Bakış

Abdurrahman YILDIRIM
Reel Sektör Ve İşsizler Kaybetti
Tüm yazıları..


Musa ALİOĞLU

Tüm yazıları..
TARİHTEN BİR YAPRAK

Mahiye MORGÜL
SÜMELA KİRLETİLDİ…
Tüm yazıları..
İçten Bakış

Fuat ŞENGÜL
RAMAZAN NİMETLERİYLE İHYA OLALIM
Tüm yazıları..
Hukuksal Bakış

Av.Cemil CAN
TUZ KOKMAYA BAŞLARSA.!
Tüm yazıları..
GELECEĞİMİZ

Bayram ÖZKAL
ÇORAPSIZ
Tüm yazıları..
YEREL BAKIŞ

Bülent ŞİRİN
SEVDİĞİNE DEĞİL, KORKTUĞUNA...
Tüm yazıları..
Anadolu BAKIŞ

Fevzan ONGAN
Nöbetçi Millet
Tüm yazıları..
sekizsayfa.com

Ali AKTAŞ

Tüm yazıları..
Eğitim Kültür Sanat

Emel Vildan Düzenli
SONSUZLUĞA YOLCULUK
Tüm yazıları..
68 DENİZ 68

Selçuk POLAT
ŞİMDİ 68'Lİ OLMA ZAMANI
Tüm yazıları..
Eleştri-Yorum

Hakan URCU
OTORİTENİN VARLIĞINA DAİR
Tüm yazıları..

Reklamlar

















Döviz Alış Satış
Dolar 1.6387 1.6466
Euro 2.1036 2.1137

    Toplumsal Bakış >> Manşet Haberler
  “EVET” Mİ “HAYIR” MI?

  İKİNCİ, ÜÇÜNCÜ SALVO VE ÇILGINLIK

  K O R K T U N U Z..!.?

  HAMD'OLSUN.! NEREDEN NEREYE..

  TEĞET GEÇİLEN DE VAR.

  BALYOZ’DA SON DURUM

  BEHICE SADıK BORAN

  ULUSAL BILINCIMIZ YOK EDILIYOR UYANıN…

  ANISI ÖNÜNDE SAYGIYLA EGİLİYORUZ.

  TARİKATÇI HOCAYA İNFAZ

  NEDEN BARZANI’YE TEPKISIZ KALDıK.!

  AKP’NİN’ SAVCISI.!..

    Mohsen Yazd'ın Feryadı..
HABERİ PAYLAŞ : Google'da Paylaş



IRANLI BIR GENC KIZIN FERYADI! . . .
BU YAZININ BASLANGIC KISMI YANI İRANLI GENÇ BİR HANIMIN MEKTUBU DAHA ÖNCE İNTERNETTE DOLASMISTI. FAKAT YAZININ SONUNDA YAPILAN EKLENTİLER YENİ. TÜRKİYE'DE YOUTUBE'UN YASAKLANMASININ GERÇEK SEBEBI ŞİMDİ DAHA IYI ANLAŞILIYOR.
Türk dostu ve Atatürk hayranı, halen ABD'de yaşayan ve kız kardeşi İran Mollaları tarafından katledilen bir İran'lı Felsefe Öğretmeninin Türkiye'de ki çağdaş ve Atatürk'çü insanlara yazdığı mektup…

Kaçan Trenin son vagonuna tutunabilmeyi düşünenlere…....

RTE nereye gitmek üzere....
Neden emniyet güçlerine ısrarla ağır silahlar alınmak, meclisten bile asker nöbetçiler uzaklaştırılmak isteniyor?

Çok geç olmadan.....
Gelecekteki Türk İslam Devleti Başkanının 'Fetullah Gülen' olacağını ve
Başbakan'ın neden hiçbir ilişkimiz olmayan Tanzanya isimli garip bir
ülkeye ziyarete gittiğini daha iyi anlayın.

BU BİR KOMPLO TEORİSİ DEĞİLDİR..  

BELKI DE SIZ BU MAILI OKUDUGUNUZDA,

RTE Türk İslam Cumhuriyeti Başkan Adayı Fetullah GULEN'E saygılarını sunuyor olacaktır.


Sevgili Türkiye deki dostlarım ve kardeşlerim,
Devrim sırasında devrim muhafızları tarafından önce tecavüz edilip, daha
sonrada ipe gönderilen çok sevgili kız kardeşim Mehtap'ın anısına...
Bu mektubu sizlere yazmamdaki neden bizim 30 sene kadar önce yaşadığımız o talihsiz ve karanlık günün Türkiye için de yaklaşıyor olduğunu görmem ve bundan daha derin olarak kalbimde hissetmem oldu.

Türban yasasının mecliste onaylandığı tarihin İran İslam devriminin olduğu güne denk gelmesi kalbimde bunun ilahi bir güçten gelen uyarı fişeği olduğu hislerini uyandırdı ve bu mektubu kaleme almaya karar verdim. Biliyorum hepiniz kalbinizde karanlığın otoritesini hissettiniz. Karanlık otorite gelmeden hissettirdi yaklaştığını.
İran İslam devriminden 1 hafta kadar önce Türkiye 'ye geçen, uzun bir sure burada yasayan ve daha sonra Kanada'ya iltica eden ve hâlihazırda bu ülkede felsefe öğretmenliği yapan bir İranlıyım.

Atatürk'ün aydınlık Türkiye'sini çok seviyorum ve yüreğim kan ağlayarak İran'da 'O gün' gelmeden önceki olayların sanki bir tekrarını sinemada izliyor gibi Türkiye'de görüyorum.

Yobaz karanlığında hunharca katledilen kız kardeşim anısına sizlere yalvarıyorum ki, sakin olmaz demeyin!

Sakın Türk Ordusu olduğu surece olamaz demeyin çünkü aşağıda anlatacağım gibi o gün geldiğinde tüm orduların eli kolu bağlanabilir. Bizim ailemiz İran'da laik, sol görüşlü ve aydın bir aile idi. Devrimden 1 ay önce bize bile söyleseler idi 1 ay sonra durum bu olacak diye biz bile güler geçerdik, 'deli misin?' diye sorardık belki de. Belki de derdik ki 'Şah'ın bu güçlü ordusunu nasıl yeneceklerde Şeriat karanlığını getirecekler? '.
Sizlere önce Iran İslam devriminin nasıl geliştiğini kısaca anlatmak istiyorum çünkü Türkiye'deki gelişmelerle çok büyük benzerlikler mevcut.
İRAN İSLAM DEVRİMİNİ BAŞARIYA GÖTÜREN AYAKLAR:
1- Büyük kesimi fakirleşen halk dincilerin pençesine düştü. Bu halk yiyecek, giyecek gibi ufak yardımlarla onların safına çekildi. Beyinleri yıkandı ve Fakirliklerinin temelinde kirli ve dinsiz rejim olduğu benliklerine yazıldı. Açlıkla boğuşan halk bu cehaletin pençesine kolaylıkla düştü ve rejime düşmanlaştı. ( ÇOK FAKİRLEŞEN TÜRK HALKINADA AYNI ŞEYLER YAPILIYOR )
2- Hep demokrasi ve özgürlük dendi. Humeyni devrimi yapana kadar hep
demokrasi ve özgürlük vaat etti. Bu şekilde birçok sol görüşlü insanları
da kendi saflarına çekti. Bu insanlar devrim akabinde ipe giden ilk
insanlar oldu. ( TÜRKİYE'DE HEP DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK DİYORLAR )
3- Emir komuta zincirinde yapılanmış olan din adamları halkı kontrol altına
aldı. ( BASI ABD'DE YASAYAN MALUM TARIKAT'IN YAPILANMA BICIMI OLAN 'ABI'
YAPILANMASI BU EMIR KOMUT A SEKLIDIR VE DEVRIMIN EN ONEMLI AYAKLARINDAN BIRISI BU EMIR KOMUTA YAPILANMASIDIR. BU EMIR KOMUTA YAPILANMASI DEVRIMIN HALK ORDUSUDUR VE DEVRIM SIRASINDA BU EMIR KOMUTA COK KISA ZAMANDA COK BUYUK KITLELERE EGEMEN OLUR
.)
4- Kargaşa ve kaos ortamında askeri Kışlalar basildi. Ellerinde Kur'an ile kışlalar ele geçirildi.

( BU AYAĞA ÇOK DİKKAT EDEİMÇ DEVRİM SIRASINDA TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİ ELE GEÇİRMENİN EN ANAHTAR AYAĞI BUDUR.)


Türk silahlı kuvvetleri bildiğim kadarı ile 600 - 800,000 kişiden oluşan bir kuvvettir. Yalnız unutulmaması gereken gerçek bu ordunun ancak %0,1 (Binde Bir) lik bir bolumu rejimin muhafızıdır. Yani Harp okullarında eğitim görmüş subaylar ancak bu kadardır. Geri kalan %99.99 er rejim muhafızı değildir. Onlar emirlere göre hareket eden vücut parçalarıdır. Beyin olan ise az sayıdaki subaylardır.

Iran devriminde kargaşa ve kaos ortamında kışlaları basan yobazların ellerinde Kur'an ile erleri geçerek direnen subay ve komutanları katlettiler. Burada kilit nokta ellerinde Kur'an ile harekete gecen büyük halk kitlelerine karşı erlerin silah kullanmakta zorlanacağı gerçeğidir. Zaten kullansalar bile cahil ve beyni yıkanmış halk öyle bir kudretle kışlalara saldırmıştır ki sonunda kışlalar teslim alınmıştır. O askerin açtığı ateş sonucu halktan çok ölen olmuştur ama sonuçta bir noktada erler silah bırakmak durumunda kalmışlardır.

Erin kendi başına alacağı savaş > inisiyatifi düşmana karşıdır. Ama büyük kitleler halinde ve ellerinde kuranlarla üzerine gelen kendi halkına karşı bu kararlılığı göstermesi mümkün olamaz. Yani er buna bir noktadan sonra direnmez yâda direnemez.
Çünkü o er karşısındakinin karanlık bir devrim yapacak olan insanlar olduğunu bilecek bilinçte de değildir, kaybedeceği aydınlığın ne olduğunu da. Bunu bilecek olan sadece subaylardır. Ve kanlarının son damlasına kadar savaşacak olanlarda bu konuda aydınlanmış Türk subaylarıdır. Ama yukarda bahsettiğim üzere onlar ordunun sadece ve sadece en fazla binde birini teşkil ederler. Yani devrimin asil savunucusu Türk ordusunun tümü değildir. Sadece subay kademesidir ve erlerin durduğu ve etkisizleştirildiği noktada o subay kademesinin yok edilmesi kolay olacaktır.

İran'da ordu bu şekilde etkisiz hale getirilmiştir. 'Er düşman işgali durumunda durmaz ve etkisizleştirilemez, sonuna kadar da savaşır, ama büyük bir kudretle gelen kendi halkı karşısında durabilir.'
Şu aşamada aldıkları bu büyük ivme ve arkalarındaki çok büyük güçler ile onları normal yollardan durdurmak çok zor olacaktır. Ve bunların durdurulmadan hareket edeceği her gün ivme ve güçlerini artıracak ve isi zorlaştıracaktı r.

Silahlı kuvvetler ne kadar erken hareket ederse o kadar iyi olur.

Sonra geç olabilir.

Silahlı kuvvetlerin su veya bu neden ile eli kolu bağlı ise ki öyle görünüyor bu durumda silahlı kuvvetler 'O GUN' geldiğinde kışlalarını nasıl muhafaza edeceğinin planını çok iyi yapmalıdır. Çünkü kilit bu noktadır. Silahlı kuvvetler etkisiz hale getirilemediği müddetçe devrim başarıya ulaşamaz.

Bu nedenle her askeri kışlaya normal erlerin haricinde kışlaları kanının son damlasına kadar savunacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' oluşturulmalı ve bunların böyle büyük bir halk hareketine karşı erlerden önce devreye girip, erler şaşkınlıklarını üzerlerinden atana kadar çatışmaya girmeleri sağlanmalıdır.

Ve burada kazanılacak vakit ile gerideki subaylar erlerin dağılmasının önüne geçmelidir. Yani ordunun esas gücü ve gövdesi olan erlerin kontrolü kesinlikle kaybedilmemelidir. Iran ordusunun böyle bir hazırlığı olmadığı için gafil avlandı.
Oluşturulacak olan 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI'
yobazlar ile çatışırken, erlerde üzerlerindeki şaşkınlığı atacaklar ve subayların organizasyonu ile çatışmalara destek vereceklerdir.
Oluşturulacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' çok özel
eğitilmeli ve de Atatürk'e ve devrimlerine cani pah asına savunacak şekilde inanmış olmalıdırlar. Aksi halde basarîsizlik kaçınılmazdır. Çünkü en son Lübnan'da  gördüğümüz üzere davasına inanmış bir kaç yüz Hizbullah Militanı dünyanın en iyi ordularından birisi olan İsrail ordusunu ağır zayiatlarla yenilgiye uğrattı..

Sevgili dostlar ve kardeşler, elimden geldiğince sizleri bilgilendirmeye çalıştım çünkü aydınlığı savunmak durumunda olan sizler İran'ın geçtiği bu karanlık tüneli anlamak durumundasınız. İran'ın bu acı tecrübesi sizlerin uyanık olması için bir şans olur umarım.
Aşağıdaki birinci linkte İran'ın devrimin hemen öncesi görüntüleri ile hemen sonrası görüntülerini bulacaksınız. Orada göreceğiniz üzere Iran devrim öncesi belki su anki Türkiye'den bile daha modern. Yani olmaz, olmaz demeyin. İkinci linkte ise Devrim lideri Humeyni'ye kadınların şiir okumasıdır. O linki vermemin nedeni ise o koltukta bir gün bugün ABD'de ikamet eden malum cemaatin başı olan şahsın oturabileceği ihtimalidir. Acı ama sanki tarih tekerrür ediyor.


<http://www.youtube. com/watch? v=Gj1rSmQ5kvg> http://www.youtube.
com/watch? v=Gj1rSmQ5kvg
<http://www.youtube. com/watch? v=rO2rf8KPacI> http://www.youtube.
>> com/watch? v=rO2rf8KPacI


Benim çok sevgili kız kardeşim Mehtap anısına yapabileceğim bu kadar.
Elimden geldiğince sizleri bilgilendirmeye çalıştım. Ama sizin geride kalan, aydınlık yarınlar bekleyen kızlarınız, kardeşleriniz, çocuklarınız ve Mehtab'lariniz için yapabileceğiniz çok şeyler var karanlık 'O Gün' çökmeden önce Atatürk Turkiye'si ne... Yapabileceğiniz ilk şey bu mektubu bildiğiniz, tanıdığınız insanlara ulaştırarak daha fazla insani uyandırmak
olabilir. O acı çok büyük acı sevgili kardeşler, anlatmak istemiyorum içinizi karartmamak için ama sevgili kardeşim Mehtab keşke bu dünyaya gelmemiş olsa idi de 'O gün' o acı sonu yaşamamış olsa idi o karanlık ve pis yobaz şehvetinin pençesinde. Allah sizleri ve Atatürk Türkiyesi ni korusun o yobaz karanlığının sevgili kardeşim Mehtab'a gösterdiği acı sondan. Anlatamıyorum onu yobazların nasıl katlettiğini, elim varmıyor yazmaya, dilim gitmiyor anlatmaya... . .
Mohsen Yazd


Yukarıdaki yazıda yer alan ve You-Tube’da da yayınlanan Fethullah Gülen’in bir yandan gözyaşları ile dolu, diğer yandan ise Türkiye Cumhuriyetinin varlığına ve Türk insanının geleceğine kasteden ve AKP’ nin de başoyuncusu olduğu uzun vadeli hıyanet planlarını ifşa eden videolarını gördünüz mü? Görmedinizse muhakkak görün.
You-Tube dışında da bu videolar internette bir yerlerde geziyordur.
Bu videolardaki hıyanet planlarını ne AKP ne de tarikatçı yandaşları inkâr etmiyor ve edemiyorlar.
Ama AKP başta iken de kimse bu hain adamların peşinden koşmuyor, koşturamıyor.
You-Tube’un Türkiye’de neden hala yasaklı kaldığını insan daha iyi anlıyor.


Son birkaç gündür Erzincan Cumhuriyet Baş Savcısının Tarikatın adamı olduğu anlaşılan Erzurum Özel Savcı tarafından tutuklattırılması ve Ergenekon Davası ile ilişkilendirilmesi aynen Nazilerin 1930’lu yıllarda Almanya’yı ele geçirme uygulamaları ile benzer bir senaryo içeriyor.
Erzincan Cumhuriyet Baş Savcısının Ergenekon’ la ilişkilendirilmesi korkunç bir tuzaktır.
Gazeteleri okuyun. Bu Baş Savcı geçmişte JİTEM’in peşinden koşmuş düzgün ve politik yanı olmayan bir adam. Bu adamın bütün geçmişi onun böyle bir darbe komplosunda yer almayacağını fazlası ile kanıtlıyor. Ama yine bir sürü düzmece “ihbar” mektubu ile adamı 26 yıl hapse atmak istiyorlar. Bir başka savcı tamamen hukuk dışı bir eylemle diğer savcının mahkemedeki ofisini basıp onu tutuklatıyor. Aynı Rusya’da Stalin’in karşıtlarını baskınla tutuklatıp sonra işkence ile suçlarını televizyonda itiraf ettirip kurşuna dizdirmesi gibi.
Bakalım daha neler neler göreceğiz?
Alman ve İngiliz propaganda bakanlarının hala geçerli bir prensibi AKP ve tarikat yandaşları tarafından başarılı bir şekilde uygulanıyor.
Yalan ne kadar büyük, ne kadar inanılmaz ve ne kadar dehşet verici olursa insanların kafasında o kadar fazla şüphe uyandırır ve etrafa o kadar korku salıp insanları sindirir.
Acaba ben mi çok kuşkucuyum, bu AKP’ nin yaptıkları hakkında gereksiz yere sadece ben mi şüphe duyuyorum diye hep kendime soruyorum. İnşallah ben yanılıyorum diye de dua ediyorum.
Ama Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli oluyor.
İnsan içinde yaşarken yaklaşan felaketin boyutlarını kabul etmek istemiyor.
Buna karşın her gün ardı ardına patlayan korkunç haberler ve ardı ardına atılan bu adımlar artık AKP’ nin Cumhuriyeti tasfiye planını daha açık bir biçimde ortaya koyuyor.
Eğer AKP şu önümüzdeki seçimleri de tek başına kazanırsa 2014’de Cumhuriyet sona erecek.
Yani yeni bir anayasa, yeni bir devlet biçimi ve yeni bir padişahımız olacak. Bilin bakalım kim?
Bu yaşımıza gelmiş olan bizlerin yapacağı ne var diye düşünüyorum.
Bunca emek, sabır, hoşgörü, akılcı ve aydınlık taraftarı bir iyi niyet ve özveri ile kurulan Türk Demokrasisini hiçbir noktada gözden çıkarmak akıllı bir iş değil.
Ancak Türk toplumunun geleceğine yönelik bu politik tehdit de demokrasi kullanılarak uygulamaya konuluyor.
Bu ortamda demokratik sistemin onu tehdit eden kişileri kendi düzeni içinde tasfiye etmesi en büyük ümidimiz.
Türk toplumu son 100 yıldır büyük acılarla elde ettiği bütün kazanımları bu kara cüppelilerin planladığı karşı devrimle kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya.
Çıkmadık candan ümit kesilmez ama tehdit giderek büyüyor.
Bu ortamda ne yapılabilir? Yine kendime soruyorum.
Bu noktada etrafı uyarmaktan başka bir şey yapmamız mümkün değil gibi görünüyor.
Onlar nasıl sabırla rejimin zayıf anlarını beklediler ve zayıf noktalarını kolladılarsa vatanını sevenler de aynını yapacak.
Bu noktada sadece ve sadece olup bitecekleri herkese duyurmaktan Başka yapacak bir şey yok. İktidar şu sırada onların elindedir.
Gaddarlıkları, toplumun sıkıntılarına aldırmazlıkları, aymazlıkları ve sürekli bir gerginlik ve retorik, yani sözlü sidik yarışı içine girme çabaları onların kısa vadede Türkiye insanının çıkarı için çalışmadıklarını gösteriyor.
Onların bütün dertleri çok evvelden hazırladıkları karşı devrim planlarını adım adım hayata geçirmek.
İnşallah Allah onların ellerini ayaklarını birbirine karıştırır da bu noktada seçimi kaybedip iktidarı bırakır ve çekilip giderler.
Gitmezlerse elde edecekleri güç Türkiye’nin de geleceğini karartır.
Daha da korkuncu bu cahil kafa ve bu cahil cesareti ile kendi retoriklerine kendileri inanıp bu yolda giderlerse Tayyip’in “Beyaz kefen giydik” edebiyatı ile Dünya Savaşı bile çıkartırlar.
Milyonlarca Türk’ün ölümüne de yol açmaları hiç de abartılı bir düşünce değildir.
Eninde sonunda kendi başlarını da yerler ama ne fayda?
İyimser olmak mümkün mü? Pek değil ama kötümser olmak ta yersiz.

Toplumların yaşamlarında öyle zamanlar geliyor ki bu karanlık güçler geçici bir üstünlük kazanabiliyorlar.
Kendilerini ve korkunç niyetlerini de kamufle etmesini iyi biliyorlar.
Kara cüppelerini saklayıp kendilerini AK Cüppeli olarak demokrasi yanlısı ilan ediyorlar.
Hitler, Stalin ve Humeyni de hep böyle yaptı.
Kuvveti ele geçirir geçirmez de kendilerinden olmayıp ta kendilerine yan çıkan liberal salakları da ilk etapta tasfiye ettiler.
Ama Türk toplumu elindeki düzenin değerini bir gün iyi anlayacak ve bu kara ruhlu aç gözlü hacı hoca takımının yıkmak istediği demokrasi düzenini eninde sonunda koruyacaktır.
Daha başka ne söyleyeyim?
En temel demokratik hakkımız olan kendimizi ifade hürriyetimizi kullanıyoruz. Susmayalım ve sinmeyelim.

Cahiller ne kadar cesursa biz de o kadar cesur olalım.

 

    Diğer Haberler
  • “EVET” Mİ “HAYIR” MI?
  • İKİNCİ, ÜÇÜNCÜ SALVO VE ÇILGINLIK
  • K O R K T U N U Z..!.?
  • HAMD'OLSUN.! NEREDEN NEREYE..
  • TEĞET GEÇİLEN DE VAR.
  • Balyoz’da Son Durum
  • Behice Sadık Boran
  • Ulusal Bilincimiz Yok ediliyor Uyanın…
  • ANISI ÖNÜNDE SAYGIYLA EGİLİYORUZ.
  • TARİKATÇI HOCAYA İNFAZ









  • Editörden

    SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI..

    STK - Sivil Toplum Kuruluşları kişilerin, toplumsal farklılaşma temeline dayanarak, bir ortak amacı gerçekleştirmek üzere meydana getirdikleri kuruluşlardır. Bu nedenle Sivil Toplum Kuruluşları aidiyet ya da kimlik olgusu için son derece uygun bir ortam oluşturmaktadır. Pek çok farklı kültüre ev sahipliği yapan Türkiye’de özellikle küreselleşme ile hareketlenen, yerli ve yabancı Sivil Toplum Kuruluşlarının faaliyet göstermeleri konusu yeniden önem kazanmıştır.
    Devamı..
    Son Dakika
      - “EVET” Mİ “HAYIR” MI?
      - İKİNCİ, ÜÇÜNCÜ SALVO VE Ç
      - K O R K T U N U Z..!.?
      - HAMD'OLSUN.! NEREDEN NERE
      - TEĞET GEÇİLEN DE VAR.
      - Balyoz’da Son Durum
      - Behice Sadık Boran
      - Ulusal Bilincimiz Yok edi
      - ANISI ÖNÜNDE SAYGIYLA EGİ
      - TARİKATÇI HOCAYA İNFAZ
      - Neden Barzani’ye Tepkisiz
      - AKP’NİN’ SAVCISI.!..
      - JİTEM'İN KÜRT TETİKÇİLERİ
      - ABD, GÜLEN'İN OKULLARINI
      - ''Milli Birlik Harekâtı''
      - Atatürk olsa kurşuna dize
      - SUİKAST İHBARLARI BOŞ MU
      - BAŞBAKAN “KÖŞE YAZARLIĞI”
      - İNANÇ ETKENİNİN ZAFERİ; Ç
      - CANİ BABAYA MÜEBBET


    Günün Sözü

    "Öylesine Ciddiye Alacaksın Ki Yaşamayı, Yetmişinde Bile Mesela Zeytin Dikeceksin."

    Nazım Hikmet


    Anket
    KÜRESEL EKONOMİK KRİZ
    TEĞET GEÇTİ
    DELDİ GEÇMEDİ





    Reklamlar

























     



    © 2009 Bu Site Ökkeş BÖLÜKBAŞI tarafından hazırlanmakta ve yayınlanmaktadır.
    Her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.