NÖBETÇİ DEVLET.!

ABD’nin Irak’tan Çekilme Tarihi Yaklaştıkça, PKK Terörü Tırmandırıyor.

Paylas:
  • Facebook'da Paylaş
  • Twitter'da Paylaş

NÖBETÇİ DEVLET.!

ABD’nin Irak’tan Çekilme Tarihi Yaklaştıkça, PKK Terörü Tırmandırıyor.

 

Açılımının başarısızlıkla sonuçlanması ve AKP’nin biraz da yaklaşan genel seçimler nedeniyle bu işi belirsiz bir tarihe ertelemesi, ABD’yi iyiden iyiye rahatsız ediyor. Irak’ın kuzeyinde kukla bir ‘Kürt Devleti’ kurmadan ABD’nin askerlerini çekmesi halinde, Ortadoğu’nun kan gölüne döneceği konusunda neredeyse görüş birliği var. Başta İran’ın desteklediği Şiiler olmak üzere, bugüne dek bombalama eylemleri ile işgale karşı direnen güçler, inisiyatifi ele geçirmek için tetikte bekliyorlar…

Böyle bir durumda bölgenin terk edilmesi, ABD’nin savaşı kesin olarak kaybettiği şeklinde anlaşılacak! Bu nedenle ABD’ye bağımlı ve onun çıkarlarını korumakla görevli,  bir uydu devleti nöbetçi bırakmak yapılabilecek en akıllı iş gibi görünüyor…

 

Afganistan’da rahatı yerinde olmayan ABD Ordusu için, bağımlı bir ‘Kürt Devleti’ hayati öneme sahiptir. Bölgede yaşayan Şiiler üzerindeki etkisiyle birlikte ‘nükleer silah’ geliştirme yolunda kat ettiği mesafe de hesaba katılırsa, İran’ın önemi daha da öne çıkıyor. ABD’nin dayatması üzerine Birleşmiş Milletlerin İran’a karşı uyguladığı yaptırım kararına ek olarak, ABD Kongresinin ikinci bir yaptırım kararı, bu görüşü doğruluyor.

Kongrenin aldığı karara göre, İran’a “enerji alanında” yatırım yapacak uluslar arası şirketlere ‘ABD ile ticaret yapma yasağı’ getiriliyor… Dikkat edilirse kararda “nükleer” sözcüğü geçmiyor… “Enerji Alanında” denilerek ambargonun kapsamı olabildiğince derece geniş tutuluyor.!

Özetlemek gerekirse; ABD’nin ‘Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi’ için planladığı takvim,  öngörüldüğü gibi işlemiyor. Takvimin önündeki bir engel de Türkiye. Her ne kadar Erdoğan, proje içinde “eş başkanlık”  konumuna yükseltilmiş ise de, bu projenin Türkiye için “yıkım projesi” olduğunu dürüst AKP’liler bile söylüyor.(1)

 

Buraya kadar anlatılanlara bir nokta koyarak, Abdullah Gül Dışişleri Bakanı iken, 2 Nisan 2003 tarihinde ABD ile Türkiye arasında imzalanan 2 sayfa, 9 maddelik ‘gizli’ anlaşmanın (2) içeriğine bir göz atmakta yarar var.

Bu anlaşmanın 3. maddesi ile ABD’nin bölge ülkelerine karşı uygulayacağı askeri harekâtlara üs ile taşıma kolaylığı sağlama yanında, talep edilme halinde ‘askeri birlik vermek’ de taahhüt edilmiştir.  Dikkat ettiyseniz eğer,  o tarihlerde İran’ın ‘uranyum zenginleştirme’ diye bir projesi yoktu. Dolayısıyla ‘nükleer silah’ yapma ile İran’ı suçlamak olanaksız iken, ABD İran’a saldıracağını bu anlaşma metninden bellidir. Tıpkı vaktiyle Saddam’ın elinde “kitle imha silahları” olduğunu ileri sürülerek, Irak’ın işgal edilmesi örneğinde olduğu gibi gidiyor gelişmeler…

 

AKP daha iktidarının ilk yıllarında, böyle bir anlaşmayı imzalamıştır. Ne var ki, bugün itibariyle taahhüdünü yerine getirebilmiş de değildir. Tamamen ABD ve AB’nin çıkarlarını korumaya dönek olan bu proje içinde, neden yer aldığımızı Türk kamuoyuna anlatılmış değildir. İktidara gelmenin ve orada kalabilmek için bu kadar pahalı bir diyet ödemeye değer miydi.?

Yakında Türk halkı bu sorunun cevabını öğrenecektir. Belki de bugün, AKP yönetiminin aklı başına gelmiştir de, yan çizmek istediği halde bunu becerememektedir.! ABD ile böyle bir anlaşma imzalanmışken İran ile ‘flört’ etmek,  büyük olasılıkla böyle bir nedenden kaynaklanmaktadır...

İsrail’in HAMAS’ a karşı uyguladığı üzere, Mavi Marmara gemisi ile başlatılan sonu belirsiz yolculuğu da,  bu kapsamda anlamak gerekir. PKK terörünün azmasını da tabii ki... Dikkat edilirse (2) numaralı dipnotta verilen anlaşmanın, çoğu maddeleri ile PKK’nın varlığını sürdürmesi ve ileride başka roller üstlenmesi, garanti altına alınmak istenmiştir.

Buraya kadar anlatılanlara da bir nokta koyup, Diyarbakır’da toplanan 99 sivil toplum kuruluşunun hazırladığı ortak ‘deklarasyona’ bir bakalım. Deklarasyondaki en vurucu saptama:”Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar Türkiye’nin temel sorunu olan “Kürt Sorunu” nun çözümünde, demokrasi dışı yöntemler çözüm aracı olarak kullanılmış”tır cümlesi ile dile getirilmiştir.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana temel sorunumuz “Kürt Sorunu” olarak kabul ettirilmek istenirken, PKK terörüne karşı askeri çözüm, “demokrasi dışı yöntem” olarak nitelendirilmiştir. Bu gelişmeler 2 Nisan 2003 tarihli anlaşma ile de son derece uyumludur.

Gerçekte Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun ‘geri kalmışlığından’ kaynaklanan sorunlar, bu aşamada Kürtlerin “etnik kimliğinden” ortaya çıkmış gibi sunularak; Kürt kökenli insanlarda “yapay bilinç” oluşturulmak istenmektedir.!

On binlerce insanın hayatını kaybettiği ‘yapay’ olayların bitmesi için,  devlete bazı dayatmalar da yapılmaktadır. Bunların başında PKK terörü ile özdeşleşen  “Sayın” Abdullah Öcalan’ın muhatap kabul edilmesi gelmektedir.

Bu istek deklarasyona “Kürt meselesinin çözümünde tüm ‘tarafları’ ve ‘dinamikleri’ yok sayan  yaklaşımlardan vazgeçmeye  davet ediyoruz” cümlesi ile geçirilmiştir!.. Öcalan’a ev hapsi ve yol haritasının Öcalan’a yaptırılması ile Öcalan’ın “gerisine karışmam” şeklindeki tehditleri ve ‘yerel özerklik’ ilan etme saçmalıkları da aynı amaca hizmet ediyor.

Hükümetin “Habur Çıkartması” nda yaşadığı fiyasko nedeniyle, ağırdan alması bu aşamada ABD’nin işine hiç gelmiyor. Erdoğan’ın ikide bir “açılımdan vazgeçmedik” şeklindeki söylemi bile ABD’yi tatmin etmiyor. Çünkü Conilerin de eve dönmek için sabrı tükenmiş.! Terörün gündemimizin birinci maddesine oturtulması bu nedenledir…

 

ABD, PKK’yı terör örgütleri listesine almış olmasına rağmen, ondan maksimum şekilde yararlanmayı da beceriyor.

İsrail üzerinden PKK’yı kontrol etmesi hiç de zor değil. Obama yönetimi, ABD kamuoyunun bu olup bitenleri öğrenmesine kadar geçecek zaman içinde işin bitirilmesini istiyor.

Onların acelesi bu yüzdendir. Yaklaşan genel seçimler öncesinde ‘açılım’ konusunda acele etmek ise, AKP’nin işine gelmiyor. Bu nedenle dikkatler ‘metres açılımı’ gibi rezillikler üzerinde yoğunlaştırılmak isteniyor.! Bu çerçeveden bakıldığında,  ABD’nin AKP’yi gözden çıkarttığı da söylenebilir.

Bu durumu AKP’nin yöneticileri de görüyor olmalı ki, açılımlar da dâhil olmak üzere başarı şansı olmayan ve bugüne kadar inatla sürdürülen politikalar ‘millileştirmek’ isteniyor. Son günlerde muhalefete yapılan ‘diyalog’ çağrılarının arkasında yatan düşünce de bu olsa gerek. Hatalı politikaları ile terör karşısında  ‘diz çöken’ bu iktidar, diyalog çağrısında başarı olsaydı, ‘açılımları’ dokunulmazlık sağlayarak, onları 2 Nisan 2003 tarihli anlaşmayla uyumlu hale getirebilecekti.!

 

“Monşerlerden” yardım almayan Başbakan, ağzından çıkan sözlerin arkasını dolduramıyor. PKK’ya ‘taşeron’ dedikten sonra, arkasındaki gücün “Ergenekon” olduğunu söylemesi tam olarak bir geri adım. Anlaşılan bu defa ABD-İsrail karşıtlığı yaparak puan toplamasına izin verilmiyor.!

Dışişleri Bakanı’nın İsrail ile  ‘gizli’ bir görüşme yapması ayarlanmış (.!) İsrail’e göre talep Türkiye’den gelmiş, Türkiye’ye göre İsrail’den.  Tam da bu sırada ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Phillip Crowley: Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkinin yalnızca bölgenin değil, ABD’nin çıkarlarını da ilgilendirdiğini söyleyerek tarafları görüşmeye kendilerinin çağırdığını söylemez mi.? İki tarafın da kendi kamuoylarına yalan söylediği ortaya çıkmış. ABD’nin umurunda değil; bizimkilerin neden umurunda olsun ki.? Onların görevi ABD’nin nelere kadir olduğunu bütün dünyaya kabul ettirmek değil mi.?.!

 

ERDOĞAN PeKeKe’ den ÖZÜR DİLEDİ

Hepsi bir yana, Erdoğan’ın PKK’dan özür dilemesine ne demeli.?

Erdoğan ‘açılım’ ile ilgili konuşuyor: “Olay sadece yasama ve yürütmenin attığı adımlarla bitmiyor. Yargının attığı ve atacağı adımlar da önemli. Habur’dan gelenlerin tutuklanması konusunda, tutuklananlar için hükümet suçlanıyor. Hükümet mi tutukladı? KCK yargılanmasını hükümet mi yaptı.?” diyor…  AKP’lileri bile şaşkına çeviren bu cümlelerden siz ne anladınız.?

Siz olsanız AKP’yi bu denklemin neresine koyardınız.?

Av. Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

(1) Hükümetin “açılım” politikalarına katılmadığını açıkça söyleyerek, bir süre önce AKP’den istifa eden Bağımsız Ankara Milletvekili M. Zekai Özcan, Aydınlık Dergisi’nin Haziran 2010 sayısında Can Özçelik ile yaptığı mülakatta: AK Partinin açılımla beraber etnik kimliklerimizi sorgulamaya başladığını belirterek, açılım bir “yıkım projesi” olduğunu söyledi. PKK saldırılarının arkasında ABD’nin olduğunu ifade eden Özcan,  AKP içinde 20-30 kadar milletvekilinin bu durumdan rahatsız olduğuna vurgu yaptı.

(2) Tayyip Erdoğan’ın Yüce Divan Dosyası, Kaynak Yayınları, s.350 ve devamı sayfalarda yayınlanan 2 Nisan 2003 tarihli Gizli Anlaşmanın maddeleri şöyle:

(M.1)Türk askeri Irak’ın kuzeyinden çekilecek, sınır harekâtlarına son verilecek ve PKK’ya askeri harekât için ABD’den izin alınacaktır.

(M.2)Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK/KADEK’ e karşı ABD askeri makamlarına bilgi vermeden ve izin almadan harekât yapacak olursa ABD hükümeti, Kürt halkına karşı şiddet kullanıldığı ve soykırım uygulandığı çerçevesi içinde uyarıda bulunma hakkını kullanabilecektir. Bu durumda ABD, gerekli gördüğü ambargo ve silahlı müdahale gibi siyasal ve askeri yaptırımları saklı tutacaktır.

(M.3)Türkiye, ABD’nin İran’a ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askeri harekâtlara,  ABD’nin talep etmesi halinde şartsız olarak üsve taşıma kolaylıkları sağlayacak, askeri birlik verecektir.

(M.4) Türk ordusunun asker sayısı ve silahlı kuvvetleri, ABD’nin uygun bulduğu sayı ve kabiliyete indirilecektir.

(M.5)Irak’ın kuzeyinde kurulmuş olan “Kürdistan”, resmen ilan edildikten sonra, Türkiye tarafından da resmen tanınacaktır. Türk devletinin bu oluşumu “savaş nedeni” sayan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi ve bu yöndeki politika ve kararları kaldırılacaktır.

(M.6) PKK/KADEK elemanlarına geniş kapsamlı af çıkarılacaktır.

(M.7) Güneydoğu belediyelerine özerklik verilecek ve federasyona geçilecektir.

(M.8)Kıbrıs’ta Denktaş devre dışı bırakılacak, Annan Planı küçük değişikliklerle uygulanacak ve Ege’de Yunanistan’ın taleplerine esnek tavır alınacaktır.

(M.9) Ermenistan’a yönelik kısıtlamalar kaldırılacak, Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirilecektir.

 

http://www.medyagunebakis.com/ - http://www.tdfajans.com/

TDFAJANSToplum Dinamikleri Fikir Ajansı

Sosyal, Kültürel, Ticari, Eğitim ve Sanatsal Alanlarda;

Düşünce Üretimi, Paylaşımı ve Toplum Yararına kullanımı.

 

 

Diğer Haberler

  • BİZ NİYE KAZANDIK, AKP NEDEN KAYBETTİ.?
  • DİYANET'İN 'ÖZEL YEMEK' İHALESİ:
  • TÜRKİYE’DE SİYASETİN KİRLİ DİLİ
  • SEÇİMLER, GAZETECİLER VE *HAVALA*
  • BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI KADIN
  • ÜSKÜDAR’DA DEĞİŞİM DAHA HIZLI OLACAK
  • Hırsıza hırsız olduğunu unutturursan sana ahlak dersi verir.
  • HASAN H. GÜNER RAKİPLERİNE FARK ATIYOR.!
  • SEÇİMLERİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
  • HANÇER; HANÇERLENDİ.!
  • TrabzonSporKlübü

    Nasa

    Kentim_İstanbul

    Doga_İcin_Sanat

    ABD_USA

    Department_State

    TelerehberCom

    Google_Blog

    Kemencemin_Sesi

    Kafkas_Music

    Horon_Hause

    Vakıf_Ay

    Dogal Hayatı_Koruma

    Seffaflık_Dernegi

    Telerehber

    Sosyal_Medya

    E-Devlet

    Türkiye Cumhuriyeti

    BACK TO TOP