HALKIN YERİNE BİZ SEÇERİZ

88 YILDA OLGUNLAŞAN CESARET: “HALKIN YERİNE BİZ SEÇERİZ.!”

Paylas:
  • Facebook'da Paylaş
  • Twitter'da Paylaş

HALKIN YERİNE BİZ SEÇERİZ

88 YILDA OLGUNLAŞAN CESARET: “HALKIN YERİNE BİZ SEÇERİZ.!”

Türkiye’nin dört bir yanındaki profesörlerin ‘kararsızlara yol göstermek’ amacıyla ‘tavır belirlemesi’ önemli bir gelişmedir. Türkiye’yi emperyalist sisteme entegre etmeyi hedefleyen sürecin ilk halkası 12 Eylül 1980 ise, son halkası da 12 Eylül 2010’dur hiç şüphesiz. Profesörlerin kaleme aldığı bildiride: Söz konusu sürecin hedefinin; cumhuriyet değerlerinin yerine, ‘tarikatların’, ‘cemaatlerin’ ve ‘neoliberalizmin’ değerlerini geçirmek,  üniter ulus-devleti yok ederek Türkiye’yi bölmek, ülkeyi iç ve dış çatışmalara sokmak olduğu kaydedildi…

Lidere itaat ve aklın lidere emanet edilmesine” dayanan tarikat ve cemaat kültürünün, demokrasi ile bağdaşmayacağı ve hakkını arayan birey  modelini dışlayacağı son KPSS sınavı ile bir kez daha ortaya çıktı. Soruları çalan ve yandaşlarına dağıtanlar kimlerdir? Hükümetten neden ses çıkmıyor.? Daha önce de benzer yöntemlerle kamu kurumlarına yandaşlar dolduruldu mu.? Hak edenlerin yerine, cemaat üyelerine ve yandaşlara dağıtılan bu kadrolara yapılan atamalara kim dur diyecek.?  Bir ülkede bağımsız mahkemeler yok edilirse, bu tür keyfilikler yasal hale getirilmez mi.? Benzer sorular birbirini kovalıyor…

Hak etmeden bazı önemli makamlara getirilen yöneticilerin,  etraflarına kendileri ile aynı durumda olan kişilerden bir kalkan oluşturmaları her zaman beklenir. Haksız uygulamaları, üzerlerinden yürütecekleri kişiler de, bulundukları yerlere hak etmeden geldiklerinden, kendilerine verilen bütün kanunsuz emirleri harfiyen yerine getirebilirler. Bu al gülüm-ver gülüm gibi basit bir menfaat ilişkisidir. Aynı zamanda bu tiplerin önemli makamlardaki varlık sebebidir de… Bu tür uygulamalar,  yargı denetimi dışında tutulduğunda ise,  toplumda,  bir kamu görevine gelebilmek için, yandaşolmak şartmış gibi bir kanı da yerleşmeye başlar. Cehalet ve bilgisizliğin olgunlaşarak örgütlenmiş olduğu böyle dönemlerde, kamu kurumları içindeki örgütlenmeler de en üst seviyesine ulaşır. Militanlar daha bir cesaretlenerek işe koyulurlar...  KPSS sınavındaki soruları ele geçiremeyen kişilerde, ben de yandaş olursam bir dahaki sefer soruları bana da ulaştırırlar.!’ inancı yerleşmeye başlar. Nitekim bugünlerde sınava katılan on binlerce kişiden, yeterli tepkinin gelmemesi bu saptamanın doğruluğunu gösterir. Toplumdaki ahlaki çözülmeyi de başlatan bu inanışın yerleşmesinde, sorumluluğu olanlar ise, hiçbir şey olmamış gibi  pişkin, otobüs terminallerinde öğrenci avını’ sürdürebilirler.!

Her ile bir üniversite açmakla övünen hükümetin, bu üniversitelerin yanına bir öğrenci yurdu açmamış olması bilinçli bir tercihtir.! Daha önceden denetimleri altında olmayan gençleri,  bu yöntemle yandaş  yurtlarda kalmak zorunda bırakıp, cemaatlerin kucağına iteceklerdir. Böylece kendilerine  güvenli bir arka bahçe’ daha yaratacaklardır!..  Yakın tarihte kendilerini  üniversite korkuluklarına zincirleyen türbanlı  militan kızları hatırlayın.!  Şimdi nerededirler.?.!

Hükümetin, KPSS sorularının çalınması olayına,  ahlaki temelde bile gerekli   tepkiyi göstermemesi  sizce ne anlama gelebilir.?

Sınav ve seçim’le arası pekiyi olmayan AKPnin, iktidarı boyunca keyfiliğe yol açan, en çarpıcı uygulamaların başında  seçilen üç aday arasından birinin cumhurbaşkanı tarafından atanmasıgelmektedir... Rektörlük seçimlerinde en az oyu  alan adayın, YÖK tarafından önerilmesi ve bu öneri doğrultusunda cumhurbaşkanının atamayı gerçekleştirmesi, seçim yapmayı da gereksiz bir hale getirmiştir!..  Bence bu yöntem de bilinçli bir tercihtir…

Ağır adımlarla da olsa seçimsiz’ bir döneme doğru yol alıyor hükümet; bu endişe somut kanıtlara dayandığından bir  paranoya değildir.!

Bu demokratik olmayan uygulamanın,  mantık olarak bir benzeri,  Anayasa Mahkemesi ile HSYK’na üye seçimi için de getirilmek istenmektedir. İşte referandumda önümüze getirilecek ve asıl önemli olan değişiklik budur. Bu iki önemli kuruma,  üye seçim işlemlerinde  seçme sözcüğünün bulunması pek de önemli değildir. Zira,  tıpkı rektörlük seçimlerinde olduğu gibi,  sonucu belirleyecek olan seçime katılanların iradeleri değil, yürütmenin iradesi olacaktır. Böyle bir durumun demokrasi ile bağdaşır bir yanı olmadığını açıklamaya bile gerek yoktur…

Referandum Sonucunda  EVET Oyları Fazla Çıkar Da Değişiklikler Kabul Edilirse Ne Olur.?

Bu sorunun yanıtı değişikliklerin etkili olacağı her alanda şimdiden aranmalıdır. Hükümetin bütün icraatlarını denetlemekle görevli olan yargı organları,  yürütmenin etkisine açık bırakılır da,  iktidardaki partinin yandaşları ile doldurulursa, artık  hükümetin hukuk dışı uygulamalarına   kim dur’ diyebilir.? Örneğin, hile yapılmış seçimleri denetlemekle görevli olan kurullar; ‘hile yokturveya hile var ama, sonucu etkileyecek düzeyde değildir’ diyerek, hileye göz yumarsa’ ne yapılabilir.?  Hiçbir şey elbette… Pratikte mümkün olan bu duruma karşı, daha şimdiden  önlem almak varken, inisiyatifi hepten  elden kaçırmanın bir mantığı olabilir mi?.. Bu vahim durum, iktidara  CHP’nin gelecek olma olasılığı için de geçerlidir.!

Şimdi De Şu Anlatılanları Dikkatlice Dinleyin Lütfen:

CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, kısaltılmış adı  SEÇSİS  olan, seçim sistemimize benzer sistemlerin,  Amerika ve Yunanistanda  daha önceden kullanılmış olduğunu ve seçim güvenliği’ açısından, terk edildiğini söyleyerek; 12 Eylül referandum sonuçlarının  ‘şaibeli’ olacağı konusunda uyarıda bulunuyor!..  Seyhan, sisteme müdahale edilerek yazılımın  % 52,  % 53 dolaylarında  EVET çıkmasına programlanacağı, ‘oy kullanmayanların’ bir kısmının oy kullanmış gibi gösterilerek EVET hanesine kaydırılacağı şeklindeki endişesini dile getirmiştir...

Pratikte mümkün olan bu olasılığa karşı önlem  alınması gerekmez mi.?  Hükümet ve Yüksek Seçim Kurulu sağır mıdır.?

Nedense hükümet, bu endişelerin yersiz olduğu şeklinde bir açıklama yaparak, gerekli önlemleri aldığını söyleme yerine, referandumda kullanılacak olan oy pusulaları ile mühürleri, korumasız’ bir şekilde, sandık başkanlarına dağıtıyor. Sanki bir şeyler  önceden planlanmış  gibi.!.?

Seyhan’ın dile  getirdiği eksiklikler giderilmeden, bu program kullanılmaya devam edilir de,  seçim hileleri yapıldığı şeklinde iddiaları gündeme getirilirse, bu durumun sorumlusu kim olacaktır.?

Bu şekildeki iddiaların, olası sorumluları olarak sandık başkanları  şimdiden belirlenmiş gibi.!.? Daha vakit varken, Yüksek Seçim Kurulunun bu ciddi iddia karşısında gerekli güvenlik önlemlerini alması bekleniyor.!

Av. Cemil Can

http://www.medyagunebakis.com/ - http://www.tdfajans.com/

TDFAJANSToplum Dinamikleri Fikir Ajansı

Sosyal, Kültürel, Ticari, Eğitim ve Sanatsal Alanlarda;

Düşünce Üretimi. Paylaşımı. Toplum Yararına kullanımı.

 

 

 

Diğer Haberler

  • BİZ NİYE KAZANDIK, AKP NEDEN KAYBETTİ.?
  • DİYANET'İN 'ÖZEL YEMEK' İHALESİ:
  • TÜRKİYE’DE SİYASETİN KİRLİ DİLİ
  • SEÇİMLER, GAZETECİLER VE *HAVALA*
  • BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI KADIN
  • ÜSKÜDAR’DA DEĞİŞİM DAHA HIZLI OLACAK
  • Hırsıza hırsız olduğunu unutturursan sana ahlak dersi verir.
  • HASAN H. GÜNER RAKİPLERİNE FARK ATIYOR.!
  • SEÇİMLERİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
  • HANÇER; HANÇERLENDİ.!
  • TrabzonSporKlübü

    Nasa

    Kentim_İstanbul

    Doga_İcin_Sanat

    ABD_USA

    Department_State

    TelerehberCom

    Google_Blog

    Kemencemin_Sesi

    Kafkas_Music

    Horon_Hause

    Vakıf_Ay

    Dogal Hayatı_Koruma

    Seffaflık_Dernegi

    Telerehber

    Sosyal_Medya

    E-Devlet

    Türkiye Cumhuriyeti

    BACK TO TOP