REFERANDUMA DOĞRU SON HAMLE TEHDİT.!

REFERANDUMA DOĞRU SON HAMLE TEHDİT.!

Paylas:
  • Facebook'da Paylaş
  • Twitter'da Paylaş

REFERANDUMA DOĞRU SON HAMLE TEHDİT.!

 

Hanefi Avcı’ nın kitabı pek çok kişi ve kurumda olduğu gibi,  “Ergenekon” Mahkemelerinde de şaşkınlık yaratmış. 20 Ağustos tarihli duruşmada, 2008 yılında AKP’ye karşı açılan kapatma davasının tüm dosyası Anayasa Mahkemesi’nden istenmiş. Bu davada ilginç sorular soran davanın meşhur sanığı Mustafa Balbay, yeni bir soru ortaya atarak, içeride iken de mesleğinin en iyilerinden olduğunu kanıtladı. Balbay,  bu dosya ile belli bir zemine oturamamış olan bu dava için, yeni “bir zemin aranıyor”, yorumunu yapmış…  Bence de Balbay yanılmış değil.!

Gerçekten de AKP’ye karşı açılan kapatma davasındaki kanıtlar,  AKP yöneticilerinin eylemleri ile sınırlıydı. Bunların hayali “Ergenekon Terör Örgütü” ile ne ilgisi olabilir.? Yoksa, Anayasa Mahkemesi’nin kararı, özel yetkili ağır ceza mahkemesinde tartışılarak,  Yüksek Mahkeme’nin  hayali “Ergenekon Terör Örgütü” ile  ilişkili olduğu iddiası mı ortaya atılacak.?.! AKP’nin bugüne kadar yaptıklarına bakarak cevap verirsek; bu olasılık akla yatkındır. Böylece AKP hakkında verilmiş olan “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olma” hükmünü  siyasi bir nedene bağlamak isteyebilirler.!

Bu hamle, aynı zamanda Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi ile ilgili olarak yapılan anayasa değişikliğinin ‘gerekliliğine’  de, inandırıcılık zemini hazırlamak için işe yarayabilir. Asıl sorun, bir mahkemenin böyle şeylere nasıl alet edilebildiği hususudur ki,  böyle bir şey asla kabul edilemez. Gel gör ki, gelişmeler, insanı bu şekilde düşünmeye mecbur bırakıyor; bu bir hukuki felakettir.!

Peki.!  Diyelim ki hükümet böyle düşünüyor;  mahkemeler üzerindeki olası etkisini de kullanarak,  bu yönde bir karar aldırmış! Böyle bir şey olabilir mi.!.?  Avcı’ nın “son 6-7 yıldır göreve alınan hakimler yenileri ile değiştirilmedikçe” diye başlayan cümlesindeki yargıya göre, bal gibi de olabilir.! Hiç kuşku yok ki, bu durum hukuki bir skandaldır.! Alt dereceli  mahkemede başlatılacak olan böyle bir tartışma ile,  en yüksek mahkemenin kararı “yargılama” konusu yapılabilecek.!.?

Sonra da Anayasa Mahkemesi, ağır ceza mahkemesinde “mahkum” (!) edilecek.!.?  Ne günlere kaldık ya rabbi.! Bu gidişle yargıdaki hiyerarşi de tepe taklak olacak.! Böyle bir durumda asla sessiz kalınamaz…

Sonuçta, başlatılacak olan yeni tartışmanın, en fazla  “EVET” kampanyasına   dönüştürülmekle sınırlı kalacağı söylenebilir.!  Belki de istenen, sadece bu sonucu elde etmektir, kim bilebilir.?  Hanefi Avcı’ nın  iddialarına göre, bu olasılık akla daha  yatkındır.! 

Zira zaten son derece kabarık olan,  bir dava dosyasının içine, ekleri yüz klasörü geçen, bir dosya daha ekleyerek yola devam etmek, davayı kısa süre içinde sonuçlandırmaya hizmet edemez. Davanın başlangıç noktasındaki zeminden, çok daha farklı bir zemine taşınmak istenmesi ihtiyacı, Hanefi Avcı’ nın iddialarından sonra doğmuş olabilir… Eğer öyleyse, iddianamenin ve dolayısıyla davanın temelden çöktüğünü söylemekte bir yanlışlık olmasa gerekir…

Öte yandan,  Avcı’ nın anlatımlarından anladığımıza göre, dava dosyasına konan kanıtlar, usulüne uygun olarak toplanmış ve mahkumiyet hükmü kurmaya elverişli değiller.! Hal böyle olunca, bu senaryoyu yazanlar,  davayı  kısa sürede sonuçlandırmak  yerine,  uzatarak zamana yaymak tercih edilmiş olabilir.! Aksi halde, en üst dereceli bir mahkemenin dosyasını,  özel yetkili mahkemeye getirip didik didik etmenin hukuken geçerli bir gerekçesi gösterilmelidir.!.?

 

Başbakan, HSYK ile ilgili düzenleme hakkında bilgi verirken, “Birilerinin arka bahçesi milletin ön bahçesi olacak” diyerek, HSYK’ nu CHP ile ilişkilendirmek istemiş. Bu son derece çirkin ve ayıp bir iftiradır; Başbakan’a hiç yakışmamış. “Dedelerden talimat alarak atamalar dönemi bitiyor” derken, atamalarda sıranın  ‘tarikat şeyhlerine’ geçtiği müjdesini mi veriyor acaba.?.! Alevi-Sünni ayırımcılığı (dinsel ayırımcılık) dediğin bu kadar olabilir. Üstelik de Başbakanın eliyle. Anımsayın, daha önce Kılıçdaroğlu’ nu, SSK’da genel müdür iken, PKK’lı hükümlüleri işe almakla eleştirmişti. O da etnik ayırımcılığın tipik bir örneğidir.  Dünyanın hiçbir ülkesinde inançları ve etnik kimliği üzerinden böylesine yoğun ayırımcılık yapan, bölücü bir başbakan seçildiğine tanık oldunuz mu.? Hiç sanmam!.. Unutmayın, bu kötülüğü biz kendi kendimize yaptık.. Ellerimiz kırılsın.!

Bakalım bu necip millet, hakim ve savcı atamalarında tarikat şeyhlerine  yetki verecek mi.? Cemaatin ele geçiremediği birkaç kurumdan biri olan HSYK’nun ele geçirilmesi  ‘karşı devrim’ in son hamlesi olarak değerlendirilmelidir.!

Başbakan, sonunda dilinin altındaki baklayı çıkarıverdi. Anayasa değişikliklerini yargıyı hükümete bağlamak için yaptığını ağzından kaçırdı. Katıldığı bir iftar yemeğinde, ”İnanın ayaklarımızda pranga var. Türkiye’de parlamentonun da yürütmenin de üzerinde yargı gücü var. Seni engelliyor. Atama yapamıyorsun. Ben bir yürütme ve hükümet olarak, istediğim müdürü istediğim yere atayamazsam, bu ülkede ben nasıl icra-i faaliyet yapacağım.? (…) Bu böyle yürümez. Onun için bu anayasa değişikliğine “EVET” diyoruz. Sıkıntı burada” (1) diyerek,  gerçek niyetini açıklamış.!

Hükümet ve kiralık kalemlerinin işi, halkı aldatarak rejimi değiştirmektir.

Bunun en açık kanıtlarından biri, güya “12 Eylül Rejimi” ile hesaplaşmak istiyormuş.!.? Değişiklikleri yapma nedenlerinden biri de buymuş.

Bu iddia da tamamen yalan ve bir aldatmacadan ibarettir. Gerçekleştirilmesi de imkânsız bir şeydir.

Zira 12 Eylül rejiminde, hukuk dışı icraatları yapan sıkıyönetim komutanlarıydı ve onları koruyan yasa 1402 Sayılı Sıkıyönetim Kanunu’nun Ek 3. Maddesi ve Ek Geçici 1. Maddeleridir. (2)

Bu yasalar, halen yürürlüktedir ve bunlarda herhangi bir değişiklik yapan yoktur.

Kaldı ki, olsa bile aleyhteki hükümler geriye yürütülemezler; bu evrensel bir ceza hukuku ilkesidir ve bizim ceza hukukumuza da girmiştir. Dolayısıyla bu yönde yapılan değişiklikler,  halkın gözünü boyamaktan başka bir şey değildir…

Fazla söze gerek yok artık.  Erdoğan, asıl hukuk devletinden rahatsız oluyor, bu belli. Denetlenmek istemiyor hazret. Padişah gibi, ‘astığı astık, kestiği kestik’ olsun istiyor…

Söylemediği tek şey: Bu istediği rejimin adının ne olduğudur… Geri kalan her şeyi parça parça söylemiş zaten…

Öğretide, hiçbir kimseye ve kuruma hesap vermeden, dilediğini yapabilen yöneticilere ‘faşist’ denir.

İstanbul’daki mitinginde yandaş hale getiremedikleri gazeteler için ‘satılık’ diyen Başbakan, “Bunları biliyoruz, sabrediyoruz” diyerek aba altında sopasını da göstermiş. Bu yaptığı açık bir tehdittir.

Daha önce söylediği “Bitaraf olan bertaraf olur” şeklindeki tehdidinden farksızdır.

Başbakan, 12 Eylül günü faşizmin adının ‘demokrasi’  veya “millet iradesi” olarak değiştirerek, milletin önüne getirecek…

Bunun kabul edileceğini sanıyor… Hitler’in, geçmişte halka attığı en esaslı  kazığın,  aynen bu şekilde olduğunu ve bedelini elli milyon insan, hayatı ile ödediğini bu millet unuttu sanıyor.!.?

HAYIR’LI GELECEKLER.!

Av. Cemil Can

 

 

DİPNOTLAR:

(1) 28 Ağustos 2010 Milliyet Gazetesi

(2) 1402 Sayılı Sıkıyönetim Kanunu 

Ek Madde 3 - (Ek madde: 14.11.1980 – 2342/7 md.)

Bu Kanunla sıkıyönetim komutanlarına tanınan yetkilerin kullanılmasına ilişkin idari işlemler hakkında iptal davası açılamaz. Şahsi kusurları nedeniyle hukuki sorumlulukları ileri sürülemez.

Ek Geçici Madde 1 - (Ek madde: 14.11.1980 – 2342/8 md.)

Ek madde 3'te belirtilen konularda, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış iptal ve şahsi kusura dayalı tazminat davaları ile verilmiş bulunan yürütmenin durdurulmasına dair kararlar kendiliğinden ortadan kalkar.

 

http://www.medyagunebakis.com/ - http://www.tdfajans.com/

TDFAJANSToplum Dinamikleri Fikir Ajansı

Sosyal, Kültürel, Ticari, Eğitim ve Sanatsal Alanlarda;

Düşünce Üretimi. Paylaşımı. Toplum Yararına kullanımı.

 

 

Diğer Haberler

  • BİZ NİYE KAZANDIK, AKP NEDEN KAYBETTİ.?
  • DİYANET'İN 'ÖZEL YEMEK' İHALESİ:
  • TÜRKİYE’DE SİYASETİN KİRLİ DİLİ
  • SEÇİMLER, GAZETECİLER VE *HAVALA*
  • BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI KADIN
  • ÜSKÜDAR’DA DEĞİŞİM DAHA HIZLI OLACAK
  • Hırsıza hırsız olduğunu unutturursan sana ahlak dersi verir.
  • HASAN H. GÜNER RAKİPLERİNE FARK ATIYOR.!
  • SEÇİMLERİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
  • HANÇER; HANÇERLENDİ.!
  • TrabzonSporKlübü

    Nasa

    Kentim_İstanbul

    Doga_İcin_Sanat

    ABD_USA

    Department_State

    TelerehberCom

    Google_Blog

    Kemencemin_Sesi

    Kafkas_Music

    Horon_Hause

    Vakıf_Ay

    Dogal Hayatı_Koruma

    Seffaflık_Dernegi

    Telerehber

    Sosyal_Medya

    E-Devlet

    Türkiye Cumhuriyeti

    BACK TO TOP