EN ÇILGIN PROJELER VE ÇILDIRMIŞ YIĞINLAR.!

Başbakan sonunda “en çılgın proje”sini açıklamış. Karadeniz’i Silivri yakınlarından Marmara’ya bağlayacak bir kanal açacakmış.

Paylas:
  • Facebook'da Paylaş
  • Twitter'da Paylaş

EN ÇILGIN PROJELER VE ÇILDIRMIŞ YIĞINLAR.!

Başbakan sonunda “en çılgın proje”sini açıklamış. Karadeniz’i Silivri yakınlarından Marmara’ya bağlayacak bir kanal açacakmış.

Tıpkı Süveyş Kanalı gibidir.  Anlaşılan Başbakan, bu dönem için “çılgınlık” sayılan bu işi yapmayı vaat ediyor.

Proje danışmanları işin ciddiyet ve önemi açısından, kanalın nereden geçeceğinin gizli tutulması gerektiğini kararlaştırmışlardı. Başbakan bu tavsiyelerini unuttu. Salondan çıkarken, “Proje Çatalca’ya hediyedir” diyerek, yerini açıklamış ve en “Çılgın Projesini” arsa spekülatörlerinin “rant” aracı haline getirmiştir. Daha üzerinden bir hafta bile geçmeden proje çöktü.!

Güya projenin yapımı iki yıl sürecekti. Kanal 8-10 yılda ancak açılabilirmiş.  Eder mi 12 yıl. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun istatistiklerine göre, ortalama ömür 61 yıldır. İnsan ömrüne göre ne kadar kısa bir süre değil mi?  Başbakan, bu projeyi açıklayarak,  aslında 12 yıl daha iktidardayız demek istiyor. Asıl büyük propaganda bu mesaj ile kitlelere taşınmaktadır. O kadar kendinden emin olan, güçlü bir Başbakan’ın yanında kim olmak istemez ki? Kararsızlar ilk başta mesajı doğru okuyor.!

Gerçeği muhalefetin açık seçik ortaya koyması gerekir. Yoksa hep beraber yandık.!

Projenin maliyeti 10 ila 22 milyar arasında olacakmış. Hiç önemli değil.! Önemli olan halkın bu “Çılgın Proje”yi sahiplenmesidir. Sonunda halka bir yararı olmazsa da olmasın. O da sorun değildir. Yeter ki,başbakanımızın “hayali” yerine getirilsin.!   Aynı projeyi Ecevit, 17 Ocak 1994’te kamuoyu ile paylaşmıştı. Proje,  o günlerde tartışılmış, olabilirliği görülmediği için gündemden çıkartılmıştı.

Bugün Erdoğan’ın “Çılgın Proje” diye sarıldığı, o rafa kaldırılmış projedir işte. CHP milletvekili Emrehan Halıcı bu durumu açıklamıştır. Erdoğan pişkin, tınmadı bile…  “Bir projeyi söylemek yapmak değildir” deyip çıktı işin içinden.

Sanki kendisi düşüncenin ötesine geçip,  projeyi bitirmiş gibi.   Sorsalar proje Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemimden beri hayaliymiş. Bu sözlere inananların sayısını hiç merak etmiyorum ben. Bu içi boş sözleri, çılgınlar gibi alkışlayan AKPnin maaşlı ve kadrolu “alkış grubu” vardır, onu biliyorum.  Başbakan’ın yaptığı bu esaslı mantık hatasını bir çırpıda kapatıp geçtiler işte. Çok şükür, herkes üstlendiği işi hakkıyla yapıyor AKP’de.  AKP’nin en başarılı olduğu konuların başında işbölümü geliyor.!

Başbakan,  “Çılgın Proje”sini eleştirenleri yanıtlıyor: ”Bunların zihniyeti belli. Vaktiyle Birinci ve İkinci Boğaz Köprüsü’ne de karşı çıkmışlardı. Şimdi ne diye geçiyorlar köprüden. Sirkeci’den sandala binip Kadıköy’e öyle geçsinler” diyor.  O tarihlerde boğaza köprü yapılması yerine, Manş Denizi’nin (1) geçildiği gibi, (şimdiki Marmaray Projesinin aynısıydı) yer altından tünel yapılmasını savunanlara, Başbakanın verdiği yanıt aynen böyledir. Onun bu “değerli fikrine karşı alternatif üreten muhaliflere “Boğaz Köprüsü’nden geçmeyin” diyor. 5 yaşındaki bir çocuğun, bisikletinin rengine “çirkin” diyen arkadaşına “bisikletime binemezsin” demesi gibi bir şey işte!..

Oysa biz köprüyü geçene kadar “dayı” demeye alıştırılmışız bir toplumuz. Karşı kıyıda acele işi olan var belki. Ne yapsak ki böyle durumlarda acaba?  Deli Dumrul’un boğazdaki köprüsünden  “geçenden iki akçe” alınmasına şaşırmıyoruz artık. Bundan böyle denizin altına tünel yapılmasını savunanlar, köprüden geçemeyecekmiş.! Ne gam ama…  

Asıl büyük çılgınlık bu fikrin içinde saklı. Zaten AKPnin “alkış grubu” da bu sözleri çılgınlar gibi alkışlamamış mı?  Erdoğan’ın meclisteki grup konuşmasında;  bölünmüş yollar hakkında, bir karşılaştırma yapmak için gösterdiği, o eski haritayı alkışlayanlar, şimdi mitinglerde bu görevini yerine getiriyor.

“Çılgın Proje”yi dinleyen yok aslında.  Doğrusunu söylemek gerekirse “Çılgın Proje”  yuvarlanıp kapağını bulmuş tencere gibi. Tam da bizim “kararsız seçmen”e göre.!  Gir içine kaybol.!

Akıl süzgecimizdeki delik bayağı büyümüş mü ne? Gelen geçiyor içinden.!

“Alkış grubu”nun arasında, önden geriye doğru üçüncü sırada hemşerim İbrahim de var. Başbakan’ın  “Çılgın Proje”sini savunmasından sonraki gün, “Facebook”ta bir arkadaşının paylaşımına yorum da yazmış.  Tanrı İbrahim'in ellerini sanki alkış için yaratmış. İbrahim, ellerinde yeni bir alkış tufanı koparmadan önce, “Facebook”ta kendine ayrılan yere şunları yazmıştı:”Oyumu AKP’ye vereceğim, MHP de olabilir,  ama bu sefer de AKP.” İbrahim’in şamarları, “yaşa” sesiyle de uyumludur, 7.65 çapındaki tabanca mermisi kadar ses çıkarabilirler.! İbrahim sadece, Türkiye’nin “ikinci büyük partisi”  denen kararsızların kararlı bir neferidir. Bu durumu ile övünüyor. Birkaç ay daha en büyük olarak gördüğü adamlar, televizyondan kendisi ile konuşacaklar. Bundan yüzde yüz emindir. Sonrası Allah kerim, bir yolunu bulup meclise gelebilir. İbrahim bu günlerde devletin bile muhatabıdır.  Bir dostum geçenlerde kararsızlar için biraz ağıra kaçan sözler söylemişti: “Bu güruhun iradesi ülkemizdeki iktidarı belirliyor” demişti. Hiç kuşku yok ki, “kararsızlar” pek çok konuda bir fikir sahibi değillerdir.  Çoğu eğitimsiz bırakılmış ve işsizlerdir. Bu nedenle siyasi partilerin üzerine dövüştüğü bu kesime, mesaj vermeleri öyle kolay değildir. Makarna ile kömür de bir yere kadar. Bir şeyler de söylemek gerekiyor.!

Bizim İbrahim Facebook’taki arkadaşının: ”Neden bu sefer de AKP.? ” şeklindeki sorusunu şu şekilde yanıtlamıştı: ”En iyi lider Tayyip Erdoğan’dır.”  İbrahim’i asıl bocalatan: ”Erdoğan’ın en iyiliği nedir.?” sorusuydu. Aslında bu soruyu uzun bir zamandır o da kendine soruyordu.  Akla yatkın bir yanıt bulamadığı için, yanıt aramaktan vazgeçmişti.  Erdoğan “Çılgın Proje” ile imdadına yetişti. Demek ki,  İbrahim’in de asıl istediği çılgınlıktı.! Onu “çılgınlık”  tatmin edebiliyordu. Bir de adam yerine konulmuş olmak tabi.  İbrahim son yorumuna Çılgın Proje yazıp kendini “çevirim dışı” yaptı.!

***

DSP-MHP-ANAP Koalisyonundan önce, MHP’nin aldığı oy oranı %18 civarında değil mi.? (2) Bu oyları veren seçmenler şimdi nerededir.?  “Oyum yanmasın” şeklinde düşünerek,  oylarını oy avcıların eline düşürecek kaç seçmen bulunabilir bu ülkede.?  AKP’nin işi bunlara kadar düştü ise, işi bitmiştir. MHP’nin “baraj altında kalacağı” fikrini yaymaya çalışmaları bu nedenle değil midir.? Bu büyük yalan,  MHP’ye oy verebilecek durumdaki seçmenleri ne kadar etkileyecek bilinmez! İkinci “Kaset skandalı” MHP’nin oylarını düşürecek mi? O da ayrı bir bilinmezlik. Her halükarda MHP’lilerin çok çalışması gerekiyor. Baraj sınırında oldukları kabul edilirse (bence öyle değildir) %10ye yakın oylarını AKPye kaptırmışlar demektir. O oyları geri getirecek olan yine MHP’dir. Bu seçmenlerin içinden CHP’yi tercih edecek olanı çok azdır. Bu nedenle seçimlerin favorisi CHP değil MHP olacaktır. Ülkenin kaderini değiştirmek için onların yüzde 20 olan oylarını korumaları gerekiyor. CHP’nin nereden baksanız yüzde 30 oyu vardır. Etti mi yüzde 50? Bağımsızlar da hesaba katıldığında AKP’ye yol görünür! Hesap bu kadar basittir. Bu nedenle MHP’nin baraj altında kalacağı yalanının, yayılmasında solcular bir rol alamaz, bu yalan projeye katkı veremezler! Doğru strateji tam aksi fikri savunmaktır…

Kim ne derse desin MHP yüzde 20’yi geçecektir.!

  

Bu konuyu neden araya sıkıştırdım ki.? Ben de bilmiyorum.  Ama onlar işlerini bilmek zorundadır. Bu konuyu geçelim isterseniz…

Şimdi de 12 yıl yaşlandığımızı ve “İstanbul Kanalı”nın tamamlandığını düşünelim. Rusların doğalgaz ve petrol tankerleri de kanaldan geçip gitsinler. Yap, işlet, devret modeli ile verilen bu ihaleyi alan şirketin, imtiyaz sözleşmesinin bitmesine de 87 yıl kalmış olsun. Kanalı işletenler, tankerlerden ve gemilerden alınacak ücretin, çok az bir miktarını devlete verecekler. Geri kalan kendilerinin olacak. Peki, bu “Çılgın Proje” ile asıl işi görülen kimdir? Gelin bugünden bu sorunun yanıtını arayalım…

2004 -2010 yılları arasındaki verilere göre, İstanbul Boğazı’ndan her 9-10 dakikada ortalama bir gemi, her 50-55 dakikada ortalama bir petrol veya doğalgaz tankeri gibi, tehlikeli yük taşıyan bir araç geçiyor. Boğazın kıyısındaki yalılar için tehlike büyükmüş.! 74 milyon insanın tek derdi bu tehlike midir sanki.?

Gemiler bazen, Boğaz’daki kötü hava koşulları nedeniyle, Marmara Denizi’nde 4 - 5 gün beklemek zorunda kalıyorlar. Bir gemi için bunun maliyeti 150 - 200 bin doları buluyormuş. İşte bu noktada bizim “kararsız seçmenler” kendilerini armatür yerine koyuyorlar!  Asıl asabımı bozan da bu durumdur. 4 - 5 gün için 200 bin dolar iyi paraymış. Daha az para vererek kanaldan geçmek iyi bir seçenekmiş. Bize ne canım? Bu seçimde Türkiye’nin önüne,  bu konu bilinçli olarak getirilip konulmuştur. Nasılsa seçmenimiz, hayal dünyasında geziyor. Çoğunluğu kendini gemi sahibi veya kaptan gibi düşünüyor da olabilir.!

Allah akıl sağlığımızı korusun.! Amin.!

Hava koşulları kötü ise kaptanlar Boğaz’ı  4 - 5 gün içinde geçeceklermiş. Marmara Denizi’nde demirleyip beklemek pek sıkıcı olsa gerek. Buyurun kaptanlara bir çözüm de bizden: İstanbul Kanalı işte… Bu sıkıntıyı yaşayanların çoğu Rus’tur. “Mavi Akım Projesi”ne alternatif olarak, petrolü  “İstanbul Kanalı”ndan tankerle taşımak daha ekonomik görülmüş olabilir… Zaten petrol ve doğalgazın Akdeniz’e taşınma işi, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bir iştir. Türkiye ve Türk halkıyla doğrudan bir ilgilisi yoktur… Kanal Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni (3) de yeniden tartışmaya açabilir… Ardından Lozan’a sıra gelir.!

Denebilir ki, “Çılgın Proje”si olan “İstanbul Kanalı” Ruslar için yapılacak.! Boğazlardan geçişin hızlandırılmasından Türk halkının ne çıkarı olabilir.?

Yanıtı veriyorum: Kocaman bir HİÇTİR.!

Av. Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

(1) http://tr.wikipedia.org/wiki/Man%C5%9F_T%C3%BCneli

(2) http://www.secimsonuclari.web.tr/1999

3 http://www.stratejikboyut.com/haber/montro-bogazlar-sozlesmesi--24246.html

 

 

http://www.medyagunebakis.com/ -http://www.tdfajans.com/

TDFAJANSToplum Dinamikleri Fikir Ajansı

Sosyal, Kültürel, Ticari, Eğitim ve Sanatsal Alanlarda;

Düşünce Üretimi. Paylaşımı. Toplum Yararına kullanımı.!

Bilgi Sahibi Olunmadan Fikir Sahibi Olunamaz.! Olunsa olunsa;

Ancak Başkalarının Fikirlerini Tekrarlayan Papağan Olunur.

 

* * * * * * * * * *

TEK YOL DEVRİM.!

YA İSTİKLAL YA ÖLÜM

Yaşasın Halkların Kardeşliği.!

KURTULUŞA KADAR SAVAŞ.!

ÜLKÜMÜZ TAM BAĞIMSIZ VE

GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE.!

 

 

Diğer Haberler

  • DİYANET'İN 'ÖZEL YEMEK' İHALESİ:
  • TÜRKİYE’DE SİYASETİN KİRLİ DİLİ
  • SEÇİMLER, GAZETECİLER VE *HAVALA*
  • BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI KADIN
  • ÜSKÜDAR’DA DEĞİŞİM DAHA HIZLI OLACAK
  • Hırsıza hırsız olduğunu unutturursan sana ahlak dersi verir.
  • HASAN H. GÜNER RAKİPLERİNE FARK ATIYOR.!
  • SEÇİMLERİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
  • HANÇER; HANÇERLENDİ.!
  • Saadet Partisi İBB Başkan adayı Birol Aydın
  • TrabzonSporKlübü

    Nasa

    Kentim_İstanbul

    Doga_İcin_Sanat

    ABD_USA

    Department_State

    TelerehberCom

    Google_Blog

    Kemencemin_Sesi

    Kafkas_Music

    Horon_Hause

    Vakıf_Ay

    Dogal Hayatı_Koruma

    Seffaflık_Dernegi

    Telerehber

    Sosyal_Medya

    E-Devlet

    Türkiye Cumhuriyeti

    BACK TO TOP