OYUN BİTTİ.!.

Ne Zaman AKP'ye Karşı Ciddi Ve Yıpratıcı Bir Eleştiri Konusu Ortaya Çıksa, CHP İçerisinden Mutlaka Bir Can Simidi Atılır.

Payla:
  • Google'da Paylaş
  • Facebook'da Paylaş
  • Twitter'da Paylaş

OYUN BİTTİ.!.

Ne Zaman AKP'ye Karşı Ciddi Ve Yıpratıcı Bir Eleştiri Konusu Ortaya Çıksa, CHP İçerisinden Mutlaka Bir Can Simidi Atılır.

Ya Kılıçdaroğlu boyundan büyük bir çam devirir, ya da “seçilmiş” milletvekillerinden biri, CHP’nin felsefesiyle uyuşmayan bir görüş atar ortaya. Kılıçdaroğlu'nun bu iş için yedekte tuttuğu çok adamı var. Geçen hafta Faik Tünay: CHP Milletvekiliyim Ama CHP'li Değilim (1) diyerek, gündemin tamamen dışında, tüm CHP'lilerin canını sıkacak bir zevzeklik daha yaparak araya girdi.!

Dolayısıyla CHP yine döndü içe dönük tartışmaya. Başladı, milyonlarca insanın arasından kim, ne hakla böyle bir adamı listeye koyup, CHP'lilerin oylarını çöpe atar, şeklinde sorular sormaya.!

AKP'nin yıpratılacağı konu ise doğal olarak güme gitti.

Bu tür olaylar, ilk defa değil ki. Bir sene içinde neredeyse onlarca kez geliyor başımıza.!

İktidar ile uğraşmaktansa, iktidar ile işbirliği yapmaya yatkın olan bu adamlarla uğraşmak öne çıkıyor.!

Öyle ya, bir ülkede muhalefet partilerinin, gerçek muhaliflerin eline geçmesi halinde, ancak muhalefet görevi yapılabilir. Bu halka karşı oynanan bir oyun olsa da, belli ki, bu oyuna bile bile çok daha düşeceğiz.!

Zira, siyasi iktidara karşı, en etkili silah olan siyasi partiler, iktidarın hizmetine girdikten sonra, bu silahları geri almak, yapılacak işlerin en başına geçiyor.!

Clinton'un, “Anlaşmamız TSK’da tasfiyeyle sınırlıydı, siz operasyonu çok aşırı noktalara götürdünüz” (2) şeklindeki uyarı mektubu ortaya çıktıktan sonra, Ergenekon Mahkemelerinin arkasındaki gücün, ABD olduğu da itiraf edilmiş oldu.!

Bu ifşaattan sonra, mahkeme ilamının başına: Türk Milleti Adına ibaresini yazmak çok tartışılacak.!

CMK madde 178'e göre, sanığın hazır bulundurduğu tanık dinlenir. (3) 

Ergenekon Mahkemesi'nin 18 Şubat'ta yapılan son duruşmasında hazır edilen dönemin Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ve Kuvvet Komutanını mahkeme dinlemedi.

Hakimler, yasaya ve bütün ceza mahkemelerini bağlayıcı nitelikle olan Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, mahkemenin taktir yetkisi olmadığı bu konuda, taktir yetkisi kullandılar.!

Yapılan açıkça yasayı çiğnemekti.!

Asıl fahiş hatayı ise, gerekçeleriyle yaptılar.!

Mahkeme, tanıkları dinlememe gerekçesini; maddi hakikate ulaşmanedenine bağladı.!

Arkasından da sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.! Bu aşamada, maddi hakikate bir tek şekilde ulaşılabilirdi. Sanıkların suçsuz olduğunu, kanıtların  sahte olduğunu anladık deselerdi, ancak o zaman başka tanık dinlemeye veya delil getirmeye gerek yok diyebilirlerdi. O nedenle de hazır olan tanıkları dinlemiyoruz diyebilirlerdi.

Bunun ötesi skandaldır.! İhsas-ı reydir. Başka bir deyişle, hükümden önce, mahkemenin kararını açıklamasıdır. Böyle bir durum, mahkemenin tarafsız olmadığını gösterir. Dolayısıyla heyetin, dosyadan derhal elini çekmesi gerekir.!

Aksi durum, hâkimlerin reddi sebebidir. Bağımsız ve tarafsız mahkemelerde kazara böyle bir olay meydana gelse, hakimlerin ağzından bu tür sözler kaçsa bile, mahkeme derhal kendiliğinden çekilir.!.

Bu noktadan itibaren Silivri Hukukunun deşifre olduğunu ve davaların çöktüğünü söyleyebiliriz. Burada yine “iki kişiden biri”ne sormamız gerekiyor.

Davaların başladığı Ekim 2008'de, gözlerinizi TV ekranlarına kilitleyerek, izlemeye başladığınız bu davanın devam etmesi için 2011 tarihinde yapılan genel seçimlerde de, yine AKP'ye destek oldunuz.

Bu son kararınızdan memnun musunuz.?

İstediğiniz sonuç bu muydu.?

Yalan ve iftira üzerine kurulu “Silivri Hukuku”nun baş aktörlerinden, savcılığın muteber adamı Tuncay Güney, yaşamakta olduğu Kanada'dan bir TV programına katılarak; iddianamelere esas teşkil eden tüm açıklamalarını işkence altında söylediğini açıkladı. Ergenekon davası bir projeydi, bitti artık” dedi...

Oyunu önce Tuncay Güney bitirmiş. Clinton'un mektubundan sonra böyle bir açıklama gelmesi önemlidir.!

Böylece Silivri'de görev yapan savcı ve hakimler, en fazla değer verdikleri delil Tuncay Güney'den beklenmedik bir tokat yediler.!

Bu şaşkınlıktan olsa gerekir, artık Anayasayı ve yasalar ile Ceza Genel Kurul Kararlarını çiğnemekte bir beis görmüyorlar! Anlaşılan Ergenekon Davaları'nı kamuoyu önünde, dava olmaktan yine bu işlerde görevli olan “hukukçular” çıkaracaktır.!

Elektronik ortamda dosya kapasitesi 580 GB'a çıktığı düşünülürse, bu kadar evrakı okuyup, birbirleriyle ilişkilerini kurmak, insan zekâsı ve gücü ile imkânsız görünüyor...

Bunu anlayan hakimler, bari davayı biz çıkmaza sokalım da bitsin bu iş demiş olabilirler.?.!

“İki kişiden biri”ne, bu noktada da bir soru sormak isterim: İftiracılara destek vermekle, onların işlediği iftira suçuna iştirak etmiş olmadınız mı.?

İslam Dinine göre, şirkten sonra en büyük günah iftira değil miydi.? İftiracıların yaşam boyu sözüne değer verilmez şeklindeki ayet (4) karşısında, tövbe etmeyi düşünüyor musunuz.?

Anayasa'nın değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez 2. maddesinde belirtilen Cumhuriyet'in, niteliklerinden biri milliyetçiliktir.

Milliyetçilik, aynı zamanda CHP'nin altı okundan biridir. Başbakan açıklaması ile bu ilkeyi, dolayısıyla Anayasa'yı açıkça çiğnemiştir.! “İki kişiden biri”ne tekrar hatırlatırım...

Laiklik İlkeside Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen Cumhuriyet'in niteliklerinden biriydi ve AKP Laiklik karşıtı eylemlerin odağıhaline geldiği için vaktiyle, Anayasa Mahkemesi'nde mahkum edilmişti.!

O zaman kapatılmaktan kıl payı kurtulan AKP, “iki kişiden biri”nin verdiği destek sayesinde, şimdi Cumhuriyet'in niteliklerini korkusuzca çiğnemeye devam ediyor!.. Yasaları çiğnemediği halde uydurma kanıtlarla kahramanlarımız, zindanlara tıkılıyor. İktidar ise, neredeyse her gün pervasızca yasaları çiğniyor ama yine de alkışlanıyor.!

AKP ve BDP'lilerin, ellerinde hiç bir kanıt olmadığı halde, Sinop olaylarını CHP'li Sinop Belediye Başkanı'nın tahrikiyle, CHP ve MHP'liler çıkarttığı yalanı, kısa sürede ortaya çıkartılınca, BDP'liler Karadeniz gezisini iptal ettiler! Somut kanıtlarla suçüstü edildiklerinden, ayrıca özür dilemek zorunda da kaldılar. Belli ki, hedefleri: CHP'nin ulusalcı kanadı ile diğer milliyetçi kesimleri sindirmekti. Açılım süresinde çıkacak olayların, potansiyel suçlusu olarak, onları ilan etmek ve mümkün olduğu kadar tepkisizliğe sevk etmekti hesapları.!

Neyse ki, bu planları tutmadı...

Başbakan'ın Sinop'taki gerginlik üzerine Bahçeli'ye: Sivas'ın ötesine geç de görelim seni” (5) demesi, bu ülkenin en büyük talihsizliğinin AKP iktidarı olduğunu göstermeye yetiyor. Başbakan, bu tür sözleri ilk defa söylemiş değil ki. Daha önce de Kılıçdaroğlu için aynı sözleri sarf etmişti. Eğer muhalefet partileri ülkenin bazı bölgelerine gidemiyorsa, bunun sorumlusu hükümettir. Hükümet, ülkede güvenliği sağlayamıyor demektir. Demek ki, AKP hükümeti devleti yönetemiyor.

Bu rezalet yetmiyormuş gibi, bir de bunu övünülecek bir şeymiş gibi anlatmalarını anlamak mümkün değildir.! “İki kişiden biri” belki anlamıştır, kim bilir.!

İşçilerin ve öğrencilerin hak arayışında, derhal biber gazına davranan polisin, Sinop ve Samsun'da seyirci olarak yer alması anlamlıdır.!

Birkaç hafta önce, Karadeniz bölgesini ziyaret eden ABD'li diplomatların, bu projenin sahibi olduğu açıktır. Erdoğan'ın ziyaretlerden önce, Karadeniz milletvekillerini toplayıp, “İkinci Kürt Açılımı”na halkın ikna edilmesini istemesi ile bu olaylar birleştirildiğinde, asıl hedefin Ulusalcılar olduğu ve ileride gösterecekleri olası tepkiler nedeniyle, peşin gözdağı  verilmek istendiği anlaşılmaktadır.!

Bu sahnede Y-CHP'ye günah keçisi rolü verilmiştir.!

Cumhuriyet Gazetesi: ”Sinop'taki hoşgörü İstanbul'da niye yok.?” diye soruyor. Yanıt belli, AKP Boyabat Gençlik Kolları Başkanı, aynı zamanda olayı örgütleyen Sinop Gençlik Kolları Platformu'nun da başkan yardımcısıymış. Olayda kullanılan kişilerin çoğu AKP'li çıkmış. Böyle olunca biber gazını tüketmeye gerek kalmamış tabi.!

 

 

Türkiye 1960'tan bu yana AB'ye girmek için uğraşıyor. PKK'lı teröristlerin durumu Türkiye'den çok daha iyi görünüyor! Başbakan devletin televizyonundan açıklamış; silahlarını toprağa gömenler, AB ülkelerine gidebilirler.! Belli ki, Kürtler için AB'nin yolu Kandil'den geçiyor. Türkler için daha açılacak 35 fasıl var.!

AKP iktidarı Türk milliyetçiliği ayaklar altında demekle, asıl ayaklar altına aldığı Kılıçdaroğlu ile Bahçeli'dir. Başbakan'ın özellikle de Bahçeli'yi, ciddiye almadığını söylemesi, MHP tabanında nasıl karşılık bulacak çok merak ediyorum. Baştan bu yana AKP'ye yedek lastik görevi yapan siyasi çizginin, sonunda varacağı yer şamar oğlanlığı olacağı belliydi.!

Milli devlette, milliyetçilik hükümetin ayakları altında ise, devletin yeri nerededir, onu da çok merak ederim! Bir merakım daha var. O da: Ezanın Türkçe okunmasına karşı çıkanlar, Kürtçe vaaz verilmesine ne diyorlar acaba.?

 

Y-CHP'de Çankaya Belediye Başkanlığı'nı AKP'li Osman Gökçek'e verme planından sonra, şimdi de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni Cemaat'e teslim etme planı devreye sokuluyor! Görüşmeleri yürüten kişi; Ecevit'in “sağ kolu”, Cemaat'in muteber elçisi Hüsamettin Özkan'mış.!

Mustafa Sarıgül, birkaç ay önce Pensilvanya'ya giderek, Fetullah Hoca'sından icazetini almıştı zaten.! Şimdi iş, anketlerle ortamı hazırlamaya gelmiş. Cemaat basını, tam kadro Sarıgül'ü destekliyor.

Anlaşılan Cemaat, bu defa adaylarını yerleştirecekleri parti olarak, CHP'yi belirlemiş. Hayatlarında bir kez olsun CHP'ye oy vermemiş kişilerin baş derdi, CHP'nin İstanbul Belediye Başkanlığı'nı hangi adayla alabileceğine kadar gelmiş.!

Bu seçimde Sarıgül kazanırsa, asıl kazanan Cemaat olacak elbette. Y-CHP'nin de bir kazancı olacak belki. Sözde İstanbul Belediye Başkanlığı CHP'nin olmuş olacak. Hepsi o kadar. Bu yolda bir kaç ilçe de feda edilmiş olacak tabi.!

Av. Cemil Can

http://chp-muhalefethareketi.biz.tr/

 

 

DİPNOTLAR:

( 1 ) http://www.odatv.com/n.php?n=chp-milletvekiliyim-ama-chpli-degilim-1902131200

( 2 ) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/clintondan-tayyipe-gizlenen-mektup-h9211.html

( 3 ) Madde 178 -(1) Mahkeme başkanı veya hâkim, sanığın veya katılanın gösterdiği tanık veya uzman kişinin çağrılması hakkındaki dilekçeyi reddettiğinde, sanık veya katılan o kişileri mahkemeye getirebilir. Bu kişiler duruşmada dinlenir. 

http://www.ceza-bb.adalet.gov.tr/mevzuat/5271.htm

( 4 ) http://www.kuran.gen.tr/?kid=1&sid=24&x=s_main&y=s_middle

( 5 ) http://siyaset.milliyet.com.tr/erdogan-sivas-in-otesine-gec-gorelim-seni/siyaset/siyasetdetay/19.02.2013/1670797/default.htm

 

Cemil CAN,  Ankara – Mart.2013

http://www.medyagunebakis.com/  av.cemilcan@hotmail.com,  

TDFAJANSToplum Dinamikleri Fikir Ajansı

Sosyal, Kültürel, Ticari, Eğitim ve Sanatsal Alanlarda;

Düşünce Üretimi. Paylaşımı. Toplum Yararına kullanımı.!

Bilgi Sahibi Olmadan Fikir Sahibi Olunamaz.! Olunsa Olunsa;

Ancak Başkalarının Fikirlerini Tekrarlayan Papağan Olunur.

Cemil CAN, Ankara – Mart.2013

 

 

Diğer Haberler

  • SİVİL TOPLUMUN AFET SINAVI
  • İKTİDAR MUTLAKA YOZLAŞTIRIR
  • Vekalet Savaşları
  • CHP & TİP ARASINDA İŞ BİRLİĞİ GÖRÜŞMESİ
  • ÇÖKÜŞE GİDEN ÜLKE VE BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI
  • Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini göze alamazsınız.
  • Disney Atatürkçülüğü
  • TÜRKİYE’DE BRADLEY FAKTÖRÜ KAÇ PUAN.?
  • PARTİ İÇİ KAVGALAR ve CHP
  • CHP de Değişim Rüzgarı
  • TrabzonSporKlübü

    Nasa

    Kentim_İstanbul

    Doga_İcin_Sanat

    ABD_USA

    Department_State

    TelerehberCom

    Google_Blog

    Kemencemin_Sesi

    Kafkas_Music

    Horon_Hause

    Vakıf_Ay

    Dogal Hayatı_Koruma

    Seffaflık_Dernegi

    Telerehber

    Sosyal_Medya

    E-Devlet

    Türkiye Cumhuriyeti

    BACK TO TOP