ADNAN KAHVECİ’DEN ÖZÜR DİLİYORUZ..
KUSURA BAKMA ADNAN ABİ UNUTTUK SENİ...

Bu yıl, 17 yıl oldu. Ankara yolunda bir şubat soğuğunda elim, görünmez bir kaza diyerek üstünü küller ile kapattılar, kapattırdılar.
Biz kapatmadık, bizlerce kapanmadı. Anca, sadece o gün, kazanın olduğu gün senin, muhterem eşin ve cıvıl cıvıl kızınız için dedik Adnan Kahveciyi kaybettik, Adnan Kahveci öldü diye..
Kartal meydanını hatırlıyorum dün gibi hem de iyi hatırlıyorum çünkü Spor caddesini Kartal Stadının önüne kadar omuzlarda taşınmıştın ve arkandan binlerce gözü yaşlı insan vardı.
Kartal meydanını dolduran binlerce kalabalık son bir kere daha sana ve senin dürüstlüğünle tertemiz geçmişin ile hiçbir şeyin insan değerinden önemli olmadığını anladı ve haykırdı.
SENDEN ÖZÜR DİLİYORUM ADNAN ABİ
Sen siyaset denen kurumun kirlenmiş yapısı içinde bile siyasetin sadece ve sadece insanlar için dürüstçe yapılabileceğini her fırsatta dile getirebildin.
O gün sen ölmüştün ama senin bu değerlerin ve insani özelliklerin insanlar üzerindeki etkilerinin sıcaklığı ile senin öldüğünü kabul edemedikleri için mezarının başına kadar yürüyüp seni dualar eşliğinde ebedi istirahatgahına uğurlamışlardı.
Ama yıllar çok çabuk geçiyor. Sanki bir yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Hemen ölüm yıldönümün geliyor. Ben de son üç dört yıldır mezarını ziyaret için düzenlenen programlara katılıp ziyaret ediyor, dua ediyor ve senin aziz hatıraların ışığında sana olan minnet ve şükran borcumu yerine getiriyorum.
Ama bir özür dilemeği de “en azından kendim için” bir borç olarak dile getirmek ve bizlere bırakmış olduğun hatıralarına ve senin bıraktığın eserlerin için, seni gereği kadar hatırlayamadığımız ve hatırlatamadığımız için, gelecek kuşaklara aktaramadığımız için ve birilerine de örnek olsun diye senden özür diliyorum.

KUSURA BAKMA ADNAN ABİ SENİ UNUTUK GALİBA.
Çünkü her yıl mezarına gelip dua edenler giderek azalıyor Adnan Ağabey. Gelmek isteyenler de Adınıza kurulu Adnan Kahveci - Recep Yazıcı Platformunun “( NE İÇİN, HANGİ AMAÇLA KURULDUYSA..! )” düzenlediği mezar ziyareti öncesi kahvaltı programında önce bir güzel kahvaltısını yapıyorlar. Bunların bir bölümü her nedense zahmet edip mezarlığa kadar da gelmiyor. Bu da gözümüzden kaçmıyor. Her neyse, diğerlerinden de iki elim kanda da olsa yine anmaya geleceğim diye düşünenler azalıyor.
Evet, hal durum böyle, kısaca seni unutuyoruz. Bize bıraktığınız doğruları, dürüstlüğü, ve fedakârlığı, hizmetlerinizi unutmuyoruz desek de, slogan yapsak ta, afişlere döküp sokaklara assak da, bize her yer Trabzon diye yazılar yazsak, statları doldursak da, senin de çok sevdiğin Trabzonspor maçının İstanbul’daki maç gününe de rastlaması ile birlikte bu yılki mezarının başında binlerce insan olması gerekirken 15 adet insan ile anma yapılması ve de anma programına bir tane Trabzonspor Kulübü yöneticisinin gelmeyişi..! İşte beni kahreden bu Adnan Abi..!

ÇOK SEVDİĞİN TRABZONSPOR YÖNETİCİLERİ DE HATIRLAMIYOR.
Aklıma gelen ise şu oldu” Ya el insaf bu maç elbette önemli, elbette kazanılması gerek ama yine de bir yöneticide mi Adnan KAHVECİ’yi anma programına gelemezdi.? Diye kendi kendime darlandım durdum.
Esas şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekenler işgal ettikleri makamları Trabzon adına ve Trabzon’un yaşayan değerlerinde bulundukları zannedenlerdir.
Yerel yönetimlerin makam odalarında şekerli kahvelerini yudumlarken iş yaptıklarını zannedenler konumları için beklentileri için nasıl koşup ziyaret ediyorlarsa, geçmişte gözünün içine bakıp, etrafında pervane olanlar, bundan 17 yıl önce kaybettiğimiz bu değere yılda bir kerecik mezarına gidip bir Fatiha okuyamazlar mıydı.?

ÖNEMLİ BİR FİKRİM VE ÖNERİM VAR
Ama kabahat mi.? desem, iyi niyet mi.? desem bilemiyorum. platformun değerli başkanına o denli güzel hazırlıklar yapılarak verilen kahvaltı ile konuşmaların yapıldığı toplantı konusunda acizane bir teklifim var.
Bu kahvaltı mezardaki dua programından sonra verilse, belki aziz değerimiz Adnan KAHVECİ ’nin mezarı başındaki duaya geleceklerin sayısı artar diye düşünüyorum. O Trabzon, Rize, Giresun, Ordu, Samsun, Artvin hatta geçmişte siyaset yaptığı şimdilerde ortada olmayan malum partimizde birlikte görev yapmış geçmiş siyasetçileri de yılda bir kere olsun bir Pazar’ını bölüp Kartal’daki Yakacık mezarlığında ebedi istiragahında ziyaret ederler diye düşünüyorum.
Ve gelecek yıl yapılacak olan mezar başı anma ziyaretindeki görmek istediğim manzarayı görmeyi dört gözle bekliyorum.
Ey ahali bu yazımdan sonra sizler de şapkanızı önünüze koyup düşünürsünüz herhalde..

Dursun Ali YILMAZ-Mart.2010-İstanbul
http://www.medyagunebakis.com/ - http://www.tdfajans.com/
TDF-TARGET23 DÜŞÜNCE FORUMU - http://www.target23.org/
TDFAJANS – Toplum Dinamikleri Fikir Ajansı
Sosyal, Kültürel, Ticari, Eğitim ve Sanatsal Alanlarda;
Düşünce Üretimi, Paylaşımı ve Toplum Yararına kullanımı.
Rahmetli Adnan Kahveci' nin cenaze töreni hala gözümün önünde. Arkasından yazılan o duygulu yazılar da... Bu milletin ona, Ankara'dan İstanbul'a kadar uzanan 450 kilometrelik bir cenaze kortej yaptığını hiç unutmadım. Aradan bu kadar zaman geçtiği halde, Adnan Kahveci adını her duyuşumuzda, hepimiz o hissi yeniden yaşıyoruz. Güzel bir insanı iyilikle hatırlamak, Sanki ilahi bir ses hepimizi bu samimi siyasetçi karşısında saygı duruşuna davet ediyor. Hepimiz bu davete seve seve icabet ediyoruz. * * * * * Dün Bülent Arınç'ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlarına sağlanan "kıyak emeklilik" hakkındaki sözlerini okurken, aklıma Adnan Kahveci geldi. O soruyu kendi kendime bir defa daha sordum. Bu ülkenin sessiz ve makul çoğunluğunu Adnan Kahveci'ye bağlayan bağ nedir? Görünmez bir parmak içimdeki hatıra defterinin "Geri çağır" düğmesine bastı. Birden hatırladım. Adnan Kahveci, o aynı Meclis'in milletvekillerine sağladığı kıyak emekliliği hiç düşünmeden reddeden az sayıda üyesinden biriydi.
Bir trafik kazasında hayatını kaybedip aramızdan ayrıldığı güne kadar, o paranın kuruşuna dahi dokunmamıştı.
* * * * * Geçen hafta TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç'a bir çağrı yaptım. Kendisine sağlanan kıyak emeklilik hakkından yararlanmayacağını bugünden ilan edebileceğini söyledim. Önümüzdeki yıl yürürlüğe girecek olan yasanın bu maddesinden yararlanmak, isteğe bağlı. Yani Arınç, "Ben bu kıyak emeklilik hakkından yararlanmayacağım" derse kimse ona bu parayı zorla vermeyecek. Adnan kahveci hiç düşünmeden bunu yapmıştı.
Ama bakın Arınç ne diyor: "Cumhurbaşkanı yararlanıyorsa ben niye yararlanmayayım?" Kahveci, bu parayı almak için ne kendine "emsal" aradı, ne de bir bahane. Çok mu zengindi.? Çocuklarına şereften başka bir miras bırakamadığını hepimiz biliyoruz. Arınç ise hem kendine emsal aradı, hem de bahane... "Ben 23 Nisan'da demokrasi çıkışı yaptım, ondan dolayı üzerime geliyorlar." Diyor. Oysa en samimi demokrasi çıkışı, bu "tek kişilik imtiyaza" hayır diyebilmekti. Ne yazık ki onu yapmadı, yapamadı...
http://www.medyagunebakis.com/ - http://www.tdfajans.com/
TDF-TARGET23 DÜŞÜNCE FORUMU - http://www.target23.org/
TDFAJANS – Toplum Dinamikleri Fikir Ajansı
Sosyal, Kültürel, Ticari, Eğitim ve Sanatsal Alanlarda;
Düşünce Üretimi, Paylaşımı ve Toplum Yararına kullanımı.
ADNAN KAHVECİ İLE TRABZON SEYAHATİ..
Adnan Kahveci, kime kızmıştı?
Rahmetli belediye başkanı Mustafa Özen, Adnan Kahveci, Füsun Kahveci, Aslıhan ve Cihan bir de tesislerin sahibi Dursun Ali İnan'la oturup güzel bir alabalık yedik. Bir de kuymak derken ardından
İnsan sevgisi, rol yapmanın ötesinde bir şeydir. Oysa İnsanlar, roller de boğuluyorlar.
M. Kemal AYÇİÇEK - 2008
www.karadenizolay.com- (özel haber)
-Rahmetli Adnan Kahveci, “insan” olarak bu ülke için iyi şeyler yapmak isterdi. Ama göz önünde olmak, tanınmak, ünlü olmak hep bireylerin önünü kesen, kendi olmalarına imkan tanımayan bir durum. Bunu, dinlenmek istediğinde bile dinlenememişlikten bunalan Adnan Kahveci’den duymuştum. “insanlar, ömürlerini hep rol yaparak tüketiyor, yazık”
R
Dönemin Orman Bakanı Vefa Tanır’ı takip ediyorum. Uzungöl’e çıktık. Göl çevresindeki incelemeleri tamamlamak üzereydi bakan. Uzungöl Belediye başkanı Mustafa Özen, kolumdan usulca çekip, diğer meslektaşlarımdan geri kalmamı sağladı, ardından da kulağıma, “ Adnan kahveci burada, karısı ve çocuklarıyla, bu gece burada kalacaklar. Dilersen kal, onunla görüşürsün” dedi. Sevindim.
Orman Bakanı Vefa Tanır’ı iki gün izledik ama doğru dürüst bir haber yapamadık.Bizi tatmin edecek ne bir açıklaması ve ne de haber olabilecek bir iş yapmıyor, sivri laflar etmiyordu. Sıkılmıştık aslında bundan. Kahveci’nin Uzungöl’de olmuş olması beni daha çok etkiledi. O dönemde şimdiki gibi cep telefonları yoktu ve normal telefonlar bile yaygın değildi. Hemen bir fırsatını bulup şefimi aradım. Durumu ona anlattım. “ tamam sen bakanı bırak, Kahveci ile kal” dedi.
“Haber atlatma” vardı önceleri gazeteciler arasında, “asparagas(uydurma) haber” değil yanlış anlaşılmasın, bir başka meslektaşında olmayacak, olamayacak bir haber, meslekte önemlidir. Her ne kadar samimi meslektaşlar arasında ufak tefek kırılganlıklara veya küslüklere de yol açsa, bu tatlı rekabet mesleğinin bir cilvesi olarak görülürdü.
R
Hele Adnan Kahveci, Maliye bakanlığı’ndan özellikle kendi ifadesiyle “kdv yolsuzlukları” ile ilgili çalışmaları yüzünden azledilmiş bir “süper bakan” olarak ortalıklarda gözükmüyor ve hatta gazetelerde hakkında çıkarılan “aşk” dedikodularının ailesi ile arasında oluşturduğu tahribatı gidermeye çalışıyordu.
Uzungöl’e de eşi Füsun hanımın memleketi Malatya’nın Arapkir ilçesindeki bir aylık tatilinin ardından gizlice kaza yaptığı 34 Ak 162 plakalı Toyota coralla marka otomobiliyle gelmişti. Yanında o zaman eşi Füsün Hanım, 13 yaşındaki kızı Aslıhan ve 10 yaşındaki oğlu Cihan vardı. 1992 yılının Ağustos ayının son günleriydi. Meclis tatilde olduğu için de medyadan uzaktı o günlerde. Yeni dönem meclisin açılışına yetişmek için de tatilinin Uzungöl’de bittiğini söylüyordu.
R
Orman bakanı Vefa Tanır’ı Uzungöl’den uğurladıktan sonra ben İnan kerdeşler tesislerine geri döndüm. Meslektaşlarıma çaktırmayacaktım tabi, çakmadılar da zaten. O zaman Uzungöl’de şimdi ki gibi tesis enflasyonu da yoktu. Adnan beyi aradım tesiste yoktu. Göl kenarında Füsun hanımla gezintiye çıkmışlar meğer. Çocuklar, tesis de lerdi.
Akşam oldu, rahmetli belediye başkanı Mustafa Özen, Adnan Kahveci, Füsun Kahveci, Aslıhan ve Cihan bir de tesislerin sahibi Dursun Ali İnan’la oturup güzel bir alabalık yedik. Bir de kuymak derken ardından da tesisin bir odasına çekildik ve çay sohbeti yaptık. Gece geç saatlere kadar Kahveci’nin gelecekte tasarladığı işlerle ilgili konularla zaman zaman yazılmamak kaydı ile anlattıkları oluyordu.
Anavatan Partisi’nde Genel başkanlık sorunu olduğunu Mesut Yılmaz’ın vizyon yaratacak bir icraatının olmadığını söylüyor ve yazılmak kaydı ile de “ya adam gibi genel başkanlık yapar ya da beni karşısında bulur” ifadesini orada kullanıyordu. Ben de bunu haber yapmıştım, Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştı.
Adnan Kahveci, Dr Alev Karaca ile hakkında çıkan “dedikodu”larla( şimdi günümüze bir bakın bakalım, o dönemde önemli işler yapmaya kalktığınızda sizin önünüzü kesmek için neler yapılmıyor ki. Ama bugün, ses kayıtları, görüntüler ve bir çok argümanla var. O dönemde telefon dinlemeler yok, görüntü yok sadece dedikodularla insan yıpratılıyor ve önü kesiliyordu işte.Andıçlar, ihtilal planları vs. vs. işte gerisini siz düşünün ) ilgili bir şey söylemiyor ama ,” insan tanınmasın. İyi şeyler yapmaya kalkmasın. Bu ülkede hemen bir etiket veya karalama kampanyasına kurban gidebilir. Binlerce seçmenin tercihi ile ilk sırada Milletvekili seçilirsiniz ama birileri bunu kaldıramaz, pat bir yerde atar sizi ateşe, hakkınızda olmadık şeyler atar ortaya ve siz döner onunla uğraşır, temizleme çabasına geçersiniz. İnsanlar, işi gücü bırakıp, hep rol kesiyorlar, rol peşinde hayat sürüyorlar yazık. Onun için, ünlü Ünsanların özel yaşamı diye bir şey olamıyor. Meşhur ve tanınmış insanlar, aslında en yalnız “insan”lardır. Onlar da “rol icabının” yaşamını sürerler sadece. Yani, hayatları hep başkalarının rolleri üzerinde akıp gider, kendileri olamaz ve yaşayamazlar”.
R
Bunları ortaya söylüyordu, belli ki Füsün hanıma da işittiriyordu. Ama Füsun hanım, son derece zeki ve de elbette eşini kıskanan bir ünlü eşiydi. Dikkat ettim, Adnan beyin konuşmalarında hiç araya girmiyor ve sadece çok iyi dinliyordu. Zaman zaman Aslıhan ile Cihan’ın cam kenarında oturmasından kaynaklanan sözlü dalaşmalarına müdahale ediyor, çocuklarla ilgileniyordu.
Uzungöl’de sabah erken kalktıktan sonra Adnan Kahveci, eşi Fusün Kahveci ve çocuklarla önce tesisler için alabalık üretilen yere gidip orada bir süre balıkları yemlediler. Adnan bey, balıklarla oynadı bir süre, elleriyle tutmaya çalıştı. Elinden balıklara yem yedirdi. Sonra ahşaptan yapılmış asma köprüden geçip bir demlik çay içtik.
Yola koyulacağız. Adnan bey, “bakanken gittim ama o zaman bir şey anlamadım, işin yoksa şu sumela manastırına da bir gidelim, ondan sonra seni bırakırız. Biz Sivas’a devam edeceğiz” dedi. Yenge Füsun hanım, Aslıhan ve Cihan’la arka koltuklara geçti. Ben de Füsun hanım öne otursun dediysem de Füsun hanım, “siz sohbet ediyorsunuz” diyerek, beni on koltuğa buyur etti. Rahmetli Adnan bey, geçti direksiyona. Dursun Ali İnan, Uzungöl Belediye Başkanı(rahmetli) Mustafa Özen uğurladılar.
Yol boyunca da Adnan kahveci, bakanlığı döneminde yaşadıklarından söz etti. (Maliye ve Gümrük bakanlığı tek bakanlıktı ve Çay işletmeleri de bu bakanlığa bağlıydı)Bir keresinde gece çay fabrikasına baskın yapışını anlatırken, kapıda bekçinin buna izin vermeyişini şöyle anlatıyor;
R
“sivil arabaylayız. Makam aracı değil de, gece geç saatte sarptan dönüyoruz. Bir çay fabrikasına gidelim dedik. Kapıya dayandık, bekçi bırakmaz içeri girelim. “ne yapacaksınız içerde, bu saatte fabrika mı gezilur” dedi sokmadı. Mecbur kaldık , “ben maliye ve gümrük bakanı olduğumuz söyleyelim bari dedik, bu seferde bekçi bize inanmadı. Tanımadı da. Açtı müdüre telefon, “haburiye iki kişi gelmiş, ediyki ben iyim maliye bakanı Adnan kahveci, müdürüm ne yapayım. Fabrikaya girmek isteyi” müdür bey ne dediyse bize baktı, kafasını salladı ve sonra açtı kapıyı, gezdik fabrikayı tam çıkarken bir de baktık ki fabrika müdürü gelmiş” ben bunu anlatırken bizim insanımız, görevine sadıktır. Hangi görevde olursa olsun, asla su istimal etmez. O bekçi işte öyle bir bekçiydi. Ona teşekkür ettim tabi, o görev anlayışından ötürü.
İndik sahile, yol boyu havada güzel ama Adnan bey gaza basmıyor. 60-70 kilometre hızla seyrediyoruz. Ben daha yeni ehliyet almışım, heyecan var. Güya şoförüz ya “Adnan abi, araba mı gitmiyor, yoksa sen mi sürmüyorsun” diye sordum. Döndü baktı, sonra arka koltuklara baktı ve bana dedi ki, “arabada ailem varken otoban dahi olsa 80 kilometre hız sınırını yukarı geçmem ama kendi başıma sürersem de 80 felan tanımam. Sen sen ol sende öyle yap. Ben çocuklar arabadayken hiç aşırı sürat yapmam bu benim prensibimdir” bunu duyduğum için ben Adnan Kahveci’nin trafik kazasını doğal karşılamadım ve hala aynı kaygılarım devam ediyor
R
Maçka’ya doğru giderken bu kez de yolda yürüyen yaşlı bir adamı arabaya almasını anlatıyor., “durdum, gel hacı amca dedim. Kapıyı açtım. Nereye gideceksin dedim. Çarşıya ineceğim dedi. Bana dualar felan etti ardından dedim ki, ne var ne yok. Nasıl beğeniyor musun hükümetin çalışmalarını, maliye bakanının çalışmalarını. Başladı dertlerini sıralamaya, genelde hoş memnun gibi gözüktü sıra maliye bakanına gelince “çay parasini gene az verdi, hem de bizum buralidur. Ayiptur o bile bize az para verdukten sonra gerisini sen düşün artuk ” demez mi. Bişey demedim. İneceği yere geldik. Para vermeye kalktı, almam dedim bana dua eyle. ‘Kimsun, kimlerdensun sen’ dedi. Adnan kahveci, tanır mısın? “tanimam olur mi ne dersun” dedi mahcup oldu, geldi boğazıma sarıldı, öptü sonra da “az önce deduklerumden alınma sakın,saol, yolun açık olsun” dedi.
Sümela Manastırına tam gireceğiz, araba durdu. “benzin bitti “dedi. Oralarda da benzin bulmamız mümkün değil, “aşağıdan alacaktım ama kilometreyi hesap ettim, döneriz diye düşündüm ama demek ki bir yerde yanlış yaptık” dedi. Sonra çıktım işletmeye ve oradaki orman memurlarına durumu anlattım. Bir bidonla benzin getirdiler.5 litre kadar benzini döktü görevliler, araba çalıştı. Meğer aslında arabada benzin varmış ama filtre tıkanmış, arabada da yedek filtre varmış zaten. Adnan Bey Orman memurlarına 50 bin lira verdi, memurlar önce almadılar. Sonra da Adnan Bey onlara, “devletin benzini veriyorsunuz, bunu alın ve bir deftere de yazın, kayda geçirin. Kendi benzininizi vermiyorsunuz kim, kim olursa olsun bu tur şeylerde tanıdık iltiması olmaz” diye de kızdı hatta.
R
Sonra sumela manastırına aşağıdan yürüme çıkıyoruz. Ben Aslıhan ve cihan’la, onlar da Fusun hanımla ağır ağır çıkıyoruz. Bir ara patika yolun keçi yolu diyebileceğimiz kesiminde daha kestirmedir diye Aslıhan buradan çıkalım dedi. Biz çocuklarla ordan çıkarken Aslıhan’ın ayağı kaydı ve düştü. Adnan bey aşağıdan , “dikkat et aslı, terliklerlesin oradan çıkılır mı dedi” o sırada Aslıhan’ın babasına duyamayacağı şekildeki tepkisine tanık oldum. “sanki bizi çok düşünür de” diye bir ifadeyi, sanırım Cihan’a duyurmak için söyledi. Cihan’da güldü. Cihan benim kolumdaydı, Aslıhan bizden önde gidiyordu. Onun için Aslıhan’ın ayağının kayıp düşmesine engel olamamıştık.
Sumela Ziyaretini bitirdik, aşağıda tesislerde biz çay çocuklar soğuk bişeyler içtiler ve geri döndük. Adnan Kahveci, basında çıkan dedikoduların anlamsızlığının ailede bıraktığı soğukluğu giderme amacındaydı. Yalnız bir insan, Ünlü, tanınmış ve ama “yalnız bir insan”.Topluma malolmuş insanların, işlerini yapabilmeleri için ihmal ettikleri ailelerinin, onları tam olarak anlayabilmeleri mümkün değildir.
Sanki, o zaman Aslıhan’ın annesini babasına karşı korumaya aldığı gibi bir izlenim edindim. Cihan, henüz bir şeylerin etkisinde değil gibiydi.Ama o, Aslıhan’a göre babasını daha çok seviyor gözüküyordu. Sohbetlerin de babası ve oğlu Cihan’la konuşmaları ve diyalogları ile Aslıhan’la olan diyaloglardan bunu çıkarmıştım. Ama Adnan Kahveci’nin anlaşılamamışlığına üzülmüştüm. Füsun hanım, medyanın etkisinde fazlasıyla kalmış, belli ki çevreden çok etkilenmiş ve bir kadın gururunun etkisinden kurtulamamıştı
R
Trabzon’a geldik, ayrılıyoruz. Herhalde sohbetimizden ve eşlik edişimden de mutlu olmuştu ki Adnan Kahveci, sana bir hediye vereyim dedi. Uzungöl’den ona hediye edilen birkaç ekmek sepetinden(ağaç gövdesinden oyulmuş) birini istedi Fusün hanımdan, Fusün hanım da 3 tanenin kendilerine de fazla geleceğini söylerek birini bana verdi. Almak istemedim, ama “veren el alan elden her zaman üstündür” diye düşündüm ve almak o ekmek sepetini aldım. Gazetecilik mesleğimde de aldığım tek hediyedir o ekmek sepeti.
Adnan Kahveci, yol boyunca bana özellikle “yazılmamak kaydı” ile söylediklerini, bu KDV ile ilgili askeri kantinler olayını haber yapmamıştım. Bir yazımda kullandım çok sonraları, askeri kantinlerin aslında KDV’den muaf oldukları halde, Türkiye’de KDV iadelerinde en büyük ödemenin, yani Türkiye’deki vergi iadesi geri ödemesinin yüzde 80’inin askeri kantinlerden verilen faturalara gittiğini ve bunu tespit ettikleri için de bakanlık görevinden azledilmesinin en önemli nedeni olduğunu düşündüğünü söylüyordu.
R
Bizim bu seyahatimizin 5 ay sonrasında da 5 Şubat 1993 tarihinde aynı ekip, Ankara’dan İstanbul’a giderken Gerede yakınlarındaki o talihsiz kaza yaşandı. Kazada Adnan Kahveci, eşi Füsun kahveci olay yerinde yaşamlarını yitirirken, bitkisel hayata giren Aslıhan Kahveci de 10 gün sonra anne ve babasına kavuştu. Kazadan kurtulan sadece 10 yaşındaki Cihan Kahveci idi. Bende kahveci ailesine Allah’dan rahmet diliyor, geride bıraktıkları Mehmet ve Cihan Kahveci’ ye Sabri cemil niyaz ediyorum. Uzungöl’ün eski belediye başkanı Mustafa Özen’e de Allah’dan rahmet diliyorum. Elimizden başka bir şey gelmiyor.
R
Rahmetli Adnan Kahveci, Uzungöl'e geldiği bu aracıyla o talihsiz kazayı yaptı. (Yazı ve fotoğraflar: M. Kemal AYÇİÇEK- www.karadenizolay.com )

http://www.medyagunebakis.com/ - http://www.tdfajans.com/
TDF-TARGET23 DÜŞÜNCE FORUMU - http://www.target23.org/
TDFAJANS – Toplum Dinamikleri Fikir Ajansı
Sosyal, Kültürel, Ticari, Eğitim ve Sanatsal Alanlarda;
Düşünce Üretimi, Paylaşımı ve Toplum Yararına kullanımı.
|