Gözümüz Aydın Türkiye’m

Kemalist Türk Cumhuriyetine Suikast Tutmamıştır.! Biz, 2009 yılında “darbe-suikast niyetlilerine operasyonlar, tutuklamalar” sanal gündemleriyle meşgul edilirken, gerçek bir suikast yaşadık.

Paylas:
  • Facebook'da Paylaş
  • Twitter'da Paylaş

Gözümüz Aydın Türkiye’m

Kemalist Türk Cumhuriyetine Suikast Tutmamıştır.!

Biz, 2009 yılında “darbe-suikast niyetlilerine operasyonlar, tutuklamalar” sanal gündemleriyle meşgul edilirken, gerçek bir suikast yaşadık. Kemalist Cumhuriyetimize karşı suikastler ve darbeler yaşadık. 2010 yılı bu darbenin artçı sarsıntılarının yılı olacak.

Evet, bir suikast var ortada, “su-i-kast” var.

Asıl sanıklar dururken kimler sanık diye içeri alınıyor veya intihara mecbur ediliyorsa, suikast asıl onlaradır. Onlar Cumhuriyeti kollama ve yaşatma görevlerini yaparken bu suçlamalarla karşılaştı.

         Bana Abdülaziz’i öldürmekle suçlanarak ortadan kaldırılan Hüseyin Avni Paşa ve Yeni Türkler ekibini, Mithat Paşa’ları, Şeyhülislam Hayrullah Hasan Efendi’leri, Namık Kemalleri hatırlatıyor.

Şehit Yarbay Ali Tatar mı suikast yapacaktı kendi komutanına?

Asimetrik savaş budur. Bize onun Cumhuriyete kastettiğini düşündürterek, onu önce kamuoyu vicdanında tutuklatıyorlar. Şehit Yarbay Ali Tatar, intihar ederek onların asimetrik savaş dümenini bozdu.

Işıklar içinde uyusun. Onu sonsuzluğa uğurlarken mezarlıktaydım; birkaç gün önce mezarbaşı anma toplantısı yapılan devrim şehidi Necip Hablemitoğlu’nun üzerinde taptaze durmakta olan kırmızı beyaz karanfillerden aldım, Necip’le yürek sesiyle konuştum izin istedim, onun çiçeklerini getirip Ali Tatar’ın üzerine koydum; “Komutanım, Necip’in size selamı var” dedim yüksek sesle. İkisini Karşıyaka mezarlığında buluşturan yazgı, ölümü yüreklice seçmiş olmaları, Cumhuriyete bedenlerini siper etmiş olmalarıdır.  

Bugün, yazmaya koyulduğum yeni yıl yazısını biraz umutluca yazmak için bir içimde ışık doğdu. İran ve Irak molla rejimlerinden bizim Fethullahçı mollalara kuzey Irak’ta “geçit yok” kararı çıktı, kurdukları okullar kapatılıyor. İran bu okullara başından beri izin vermedi.

Belirtmek isterim; İran mollaları Fransa desteklidir, Fethullahçı mollalar ise Amerikan desteklidir. Bu açıdan baktığımızda Fransa (AB demektir) ile ABD’nin petrol tekelleri bölgemizde pazar paylaşım savaşına girmiştir.

Okurlarım anımsayacaktır, ilk “açılım” lafları dolaşırken yazmıştım, Kürt Şeriat Eyaleti açılıyor, bunu da A.Gül’ün Nurşin’de bir tarikat okuluna açılış yapmasını örnek göstermiştim. “Türk halkına ne vaat ettilerse Kürt halkına da onu vaat etmişlerdir” ve kızları başörtüsü takmayan PKK’yı tasfiye gelecek arkasından, demiştim. Fal açmadım, üç vakte kadar da demedim, işte olanlar bu yoldadır.

“Fethullah’ı asla İslam dünyasına ve özellikle İran’a halife gibi sunamazlar, o bir Siyonist Hıristiyan işbirlikçisidir, İran bunu görüyor” demiştim.

AKP ve T.Erdoğan iktidarı 2010 yılında çökecektir, çünkü bölgemizde ABD mevzi kaybetmeye başlamıştır. Kürt ağalarının Kürt halkını temsil etmediği de artık Kürt köylüsü tarafından görülmüştür, böylece AKP’nin arkasında Kürt desteği de kalmamıştır.

2010 yılı, batı emperyalizminin ve işbirlikçilerinin halk düşmanı yüzünün açığa çıktığı, suikast tertiplerinin çöktüğü ve direniş cephesinin yükseldiği yıl olacaktır.  

68’de haykırdığımız

“ORDU MİLLET EL ELE, MİLLİ CEPHEDE”,

“KAHROLSUN AMERİKAN EMPERYALİZMİ”,

“NATO’YA HAYIR”,

“YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE.!”

sloganlarımız 2010’da yeniden yükselecek görünmektedir.

ABD’nin 2010 yılında planladığı, “Bir askeri darbe yaşamış Nato ülkesini Amerikan askerlerinin işgali” tatbikatı hayalleri de suya düşmüştür. Bütün zayiatlarına karşın, Türk Genel Kurmayı, o işgal planına alet olmadı ve çok kaşınmasına rağmen AKP hükümetine darbe yapmadı. Bunu gördüğüm için 2010 yılına huzurla giriyorum.

Fakat milli cephenin duvarını sağlamlaştırmak, harcına emek koymak, onu demir-çelikle sağlamlaştırmak, satılan bütün kamu işletmelerini geri almak şarttır. Aksi halde ekonomik ambargo ile sıkıştırılacağımızı bilelim.

Bu nedenle, nerede hayatı yaşatmaya dair bir kıpırtı görsem desteklemeye koşuyorum. Şimdi, bu yazıyı gazeteye gönderip 16 gündür Ankara soğuğunda direnen TEKEL işçilerinin yanına gideceğim. Tütün işçisi demek Tütün üretici köylü demektir. İşçinin ve üretici köylünün etnik farklısı olmaz, tarikat farklısı olmaz, onun için, İşçi-Köylü demek Milli Devlet demektir.

Selam Türkiye İşçi sınıfına, selam Türkiye köylüsüne, emeğin kardeşliğine bin selam, selam Türk milletine!

Arınçların, Tayyiplerin ve tarikatlarının devri kapanmaktadır!

Cumhuriyetimizin mayası sağlam çıkmıştır, Siyonist Amerikancı mollaların suikast planları tutmamıştır. Gözümüz Aydın Türkiye’m!

 

Mahiye Morgül -  31.12.2009

 

 

Diğer Haberler

  • ANTALYA GAZETECİ EVİMİZ AÇILDI
  • DEPREM VE GELECEK KAYGISI
  • MAORİLER KADAR OLAMADIK.!
  • *KRONOMETRE SIFIRLANDI* ‘MI.?
  • AKTİVİST GAZETECİDEN SAMİMİ İTİRAFLAR.!
  • SEVAP KAZANMANIN YOLLARI
  • SEVGİ GÜNÜNDE BİR VEDA…
  • PAHA BİÇİLEMEZ SİHİRLİ TOHUMU KİM EKECEK
  • NEDİR BU 3.DALGA İLİŞKİLER.?
  • BU GİDİŞE RIZAMIZ DEĞİL, İTİRAZIMIZ VAR.!
  • TrabzonSporKlübü

    Nasa

    Kentim_İstanbul

    Doga_İcin_Sanat

    ABD_USA

    Department_State

    TelerehberCom

    Google_Blog

    Kemencemin_Sesi

    Kafkas_Music

    Horon_Hause

    Vakıf_Ay

    Dogal Hayatı_Koruma

    Seffaflık_Dernegi

    Telerehber

    Sosyal_Medya

    E-Devlet

    Türkiye Cumhuriyeti

    BACK TO TOP