Rizeliyi İşsiz Bırakan Felsefe

Rizeliye iş yaratmak isteyenler, önce Atatürk gibi bir halkçı felsefeye sahip olmalı, 1924’de Atatürk ne yaptı Rizeli için, merak edip, çayın tarihini okumalıdır. Anımsayalım; Cumhuriyet devriminin mimarları, Zihni Derin’i Rize’ye gönderip, bu iklimde bu toprakta ne yetişir diye araştırarak başladı.

Payla:
  • Google'da Paylaş
  • Facebook'da Paylaş
  • Twitter'da Paylaş

Rizeliyi İşsiz Bırakan Felsefe

 

Rizeliye iş yaratmak isteyenler, önce Atatürk gibi bir halkçı felsefeye sahip olmalı, 1924’de Atatürk ne yaptı Rizeli için, merak edip, çayın tarihini okumalıdır.

Anımsayalım; Cumhuriyet devriminin mimarları, Zihni Derin’i Rize’ye gönderip, bu iklimde bu toprakta ne yetişir diye araştırarak başladı.

 

Ne yapıyordu daha önce Rizeli?

*Batum’a gidiyor, takalarda kürekçilik çımacılık yapıyor, İstanbul’a gidiyor kayıkçılık yapıyor ya da ecnebi gemilerinde hamallık yapıyordu; gurbetçiydi.

*Bir köyde erken kalkan öteki köyün kümesini çalıyordu. Şehirden dönenlerin yolu kesiliyor, elindekiler alınıyordu.

*Denizde korsanlık yapılıyordu. Karadeniz’de Rus devriminden kaçan zenginleri denizin ortasında soyan korsanlar vardı. Kadınların küpelerini kulaklarından çekerek alırlardı. Çocukluğumuzda bu öyküleri içimiz acıyarak dinlerdik. (Bizim mahallede hemen her evde böyle soyguncudan satın alınmış bir küpe vardı.) 

*Çanakkale harbi ve Kurtuluş harbi yıllarında bile takasıyla kuzey sahillerinden un ve silah getiren, hatta sadece ticaret yapan takalar, yine yerli korsanlar tarafından batırılıyor veya takalarına el konuluyordu. Korsanlar Kurtuluş savaşının, yani halkın yanında değil, otomatik olarak düşmana hizmet ediyordu. Ulusal kahramanımız İpsiz Recep’in takası da bu soygunculardan nasibini almıştı. O da gidip takasını batıran korsanları öldürmüş, diye anlatılır. Doğaldır ki, o korsanların ardılları düşmanla işbirliği etmeyi ve İpsiz Recep’in aleyhinde olmayı sürdürmüşlerdir.

Halkın arasına husumet sokan hırsızlığın ve yoksulluğun, yani işsizliğin bitirilmesi, yani Rizeliyi iş sahibi etmek, kendi toprağında karnını doyurmakla mümkündü. İşte bu felsefe Kemalizmin ana felsefesidir.

Rizeliyi hırsızlıktan, soygunculuktan, gurbetçilikten ve hamallıktan kurtarmak, bir devrim programı gerektiriyordu, Mustafa Kemal gereğini yaptı, 1924’de Zihni Derin’i Rize’ye bu görevle gönderdi. Artık soygun yapamayacağını anlayan birileri durumdan elbette rahatsız olmuşlar ve İngiliz servislerini yardıma çağırmış olmalılar ki, 1925’de İngiliz raporları aktı Türkiye’ye, Rize’de iklim çay için müsait değildir dediler ve çay üretimi uzun yıllar engellendi. İngilizlerle sinsice ele ele veren devrim karşıtları yüzünden İstanbul’a göçler devam etti.

Bilinmelidir ki, bizim doğamızın florası insan florasına da yansımış çok özel bir floradır. Kaşgari Oğuz boyları burada harmanlanmıştır. Bu florayı yok etmek için Karadeniz insanını buradan kaçırtmak emperyalist planların içinde düşünülmelidir.

Bu kısa tarihçeyi vermezsek, Rizeliye bugünkü işsizliğinin sebebini anlatmak zordur.

Bugün de çay üzerine oynanan oyunlarla, görünen odur ki, Rizeli, toprağından kopartılıp göç yollarına düşürülmektedir.

Soralım:

-Rize’nin bereketli topraklarını boşaltmak acaba dünkü düşmanlarımızın istediği bir şey olabilir mi?

-Rizeliyi yine çımacı, gemi hamalı veya gurbette tersane işçisi yapmak Rize’ye hizmet midir?

-AB’nin aracılığıyla yaratılmak istenen bu mudur?

-Sularına kilit vurulan köylerimizden, şirin laflarla, HES’lerle, insanımız buradan kaçırılmak mı isteniyor?

-İnsanları buradan kaçırtmanın felsefesi nedir? Bu felsefe Kemalizmle örtüşür mü?

-Sosyolojik sonuçlarına bakılmadan yapılan bu işler vatanseverlikle açıklanabilir mi?

Tarihini bilmeyenin coğrafyasını başkası çizer, çiziyor. Birileri de Rizeliye tersane işçiliği buldum diye övünüyor, oysa bu insanlar yerinden yurdundan ediliyor. İstanbul’da bir tersane işçisi kira vererek oturacak, ev bark geçindirecek, çoluk çocuğuna bakacak, aile kuracak zannediyorlar, çok yanılıyorlar!

AB, birilerine bu iş için para veriyor. Onlar kaz gelecek yerden tavuk esirgemez! Tavuğun parasını da sana borç verdiği paradan ödettirir, bunun adı Yahudi kurnazlığıdır!

AB’den para alarak yapılan işlerin arkasında emperyalist hesaplar olduğunu görmeyen aymazlara, dedelerini korsanlıktan kurtaran Mustafa Kemal’i doğru okumalarını ve küresel korsanların tuzağına düşmemelerini rica ediyorum.

 

Mahiye Morgül - 17.7.2008

 

Diğer Haberler

  • SELOCAN & SELAHATTİN DEMİRTAŞ ve SİYASET
  • DEPREMDE YIKIMIN SUÇLUSU KİM.?
  • YENİ TÜRKİYE FİYASKOSU, K9 KADAR FAYDA YOK
  • BU ÜLKEDE HEM SOLCU, HEM ERMENİ OLMAK.!
  • *VATANDAŞLIK VERİLİRKEN, VATAN DA VERİLİYOR.!*
  • LAİK DEMOKRATİK CUMHURİYET
  • *SİYASETİN ANADOLU FIRTINASI OSMAN BÖLÜKBAŞI*
  • İSKİLİPLİ ATIF'IN OSMANLI SİCİLİ DE BOZUKTU.!
  • 126 EMEKLİ BÜYÜKELÇİMİZİN KAMUOYU DUYURUSU
  • AKDENİZDE *KADIN VE MEDYA* PANELİ
  • TrabzonSporKlübü

    Nasa

    Kentim_İstanbul

    Doga_İcin_Sanat

    ABD_USA

    Department_State

    TelerehberCom

    Google_Blog

    Kemencemin_Sesi

    Kafkas_Music

    Horon_Hause

    Vakıf_Ay

    Dogal Hayatı_Koruma

    Seffaflık_Dernegi

    Telerehber

    Sosyal_Medya

    E-Devlet

    Türkiye Cumhuriyeti

    BACK TO TOP