İRTİCA SUÇ OLMAKTAN ÇIKARILDI

Bakanlar Kurulu Milli Güvenlik Siyaset Belgesinde, İrtica Suç Olmaktan Çıkarıldı.

Payla:
  • Google'da Paylaş
  • Facebook'da Paylaş
  • Twitter'da Paylaş

İRTİCA SUÇ OLMAKTAN ÇIKARILDI

 

Emperyalist ABD ve “işbirlikçileri” İran’ın ensesinde boza pişirme kararını verdikleri gün, Cumhurbaşkanı Ahmedinejat havaya birkaç füze fırlattıktan sonra bakın ne demiş:”Kız çocuklarının evlenme yaşı 16-17, erkeklerin 20 olmalı.” Tıpkı bizim başbakan gibi... Erdoğan da ne zaman gündeme çok önemli bir konu otursa, o konuda söyleyecek sözü yoksa hemen bir nikâha katılıp,  çiftlere “En az üç çocuk yapın” öğüdünü verir…

Ne Ahmedinejat çocuk yaşta evlenmeyi önermeye, ne de Erdoğan üç çocuk yapılmasını öğütlemeye, akla yatkın bir gerekçe bulabilmiş değildir.  16-17 yaşındaki kızlar,  eğitim için okullarda olmaları gerekirken onları evlendirerek eve kapatmanın bir ulusa ne faydası olabilir.? İran’daki rejimin çocuk yaşta ve bir meslek sahibi olamayacakları da kesin olan kızları, devlet eliyle cahil bırakmaya terk etmek istediği son derece açıktır.

20 yaşında çoluk çocuğa karışan erkeklerin durumu da çok farklı sayılamaz.  Nüfus artırılarak insan ihracatı mı yapılacak.? Ahmedinejat ile Erdoğan emperyalizmin emrine vermek için asker mi yetiştirmek istiyorlar? Her ikisinin de “tımarlı sipahi” (1) den farkı yok gibi.!

  

Bakanlar Kurulu’nda yeni Milli Güvenlik Siyaset Belgesi kabul edildi. “İrtica” nın (2) tehdit olarak yer almadığı belgede; kamu düzeni ve güvenliği, enerji arzı güvenliği, gıda ve su güvenliği, sanal ortam güvenliği, afetler ve kamu sağlığına yönelik riskler yeni tehditler olarak sıralanmış.

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek bir soru üzerine: Kendi milletini tehdit olarak gören devlet, bir millet olamaz… Milleti tehdit olarak gören bir anlayış, zaten bu belgenin içinde olamaz” demiş. Hükümetin bu konudaki görüşünü özetleyen bu anlayış ile  millet “irtica” ile  özdeşleştirilmiş.!

Bu şekilde “irtica”ya sağlam bir kalkan da oluşturuvermiş. “Özgürlükten benim anlayışım başkadır” diyen Erdoğan, Haziran seçimlerinden sonra yeniden iktidar olursa neler yapar.? Özgürlükleri genişletir (!) mi,  yoksa kendisine karşı muhalefet edenleri özgürlük denizinde boğar mı? Bu sorunun yanıtı o cümle ile verilmiş zaten.!

“İrtica” kavramının hukuki değil de “siyasi” bir kavram olduğu öteden beni “irticacı” olmakla suçlananların başvurduğu bir savunmadır. Son olarak da AKP’nin kapatılması davasında ileri sürülmüştü. Gerçekte “irtica” kavramı “hukuki” bir kavram olup, pek çok hukuki metinde yerini almıştır...(3)

Üçüncü dönem AKP iktidar olursa eğer, kendilerine karşı olanları birkaç gün içinde listeleyebilirler… Ondan sonra “Ben her ne kadar muhalif görünüyorsam da aslında oyumu size verdim” savunmasına itibar da etmezler.! “Ergenekon”  cadı kazanını biraz daha büyüterek, bu defa adını “Özgürlük Denizi” olarak koyabilirler. O zaman “tek sesli” Türkiye’yi yönetmek pek de zor olmasa gerekir…

 

“Füze Kalkanı”na en etkili “destek” (!) İran’dan geldi.!

İran Savunma Bakanı General Ahmet Vahidi’nin, NATO’nun: ”İslam’ın yayılmasını ve yükselmesini önlemek, İran İslam Devrimi’nin etkinliğini kontrol etmek için bir askeri kuşak oluşturmaya çalıştığını ama bunun boşuna olduğunu” söylemesi adeta bir itiraf gibi.

Elin gâvuru, bu açıklamadan ne anlayacak acaba? Hiç kuşku yok ki, bu söylemden İran’ın “İslam’ı yayma”  gibi bir misyon üstlendiği ve İran İslam Devriminin “kontrol edilmesi” gereken faaliyetler içinde bulunduğu. İtiraf gibi açıklama onlara ait. Bu da “Füze Kalkanı” na haklılık nedeni kazandırıyor tabii ki.! Vahidi, ABD’nin işini bayağı bir kolaylaştırmış…

BBC’nin haberine göre, Londra’daki Suudi Büyükelçiliği’nin bir parçası olan Suudi Kültür Bürosu’na bağlı Suudi Öğrenci Okul ve Kulüpleri adı altında faaliyet gösteren 40 kuruluşta, 5 bine yakın öğrenciye:”Müslüman olmayanların ölünce Cehennem ateşinde yanacağı, eşcinsellerin taşlanmasının mı, yakılmasının mı yoksa uçurumdan atılmasının mı daha uygun olacağı” tartıştırılıyormuş.!

Avrupa’nın merkezinde yaratılan Müslüman imajı böyledir işte.  Bu da Suudilerin “Füze Kalkanı” na meşruiyet zemini hazırlama(!) çabası! Kendiliğinden mi, onu bilemem.!

Irak’ta 2 milyon, Afganistan’da 1 milyon insanın ölmesine biraz da bu kafalar sebebiyet vermiş.! Emperyalizmi anlamamakta direnen bu geri zekâlı güruh,  hala savaşların “din” nedeniyle çıktığına inanıyor. Bu hatalı  inanış,  tarih boyunca Müslüman toplumların aynı zamanda emperyalizmin elindeki direksiyonu da olmuş.!

Bu durum karşısında nükleer silahlara karşı olanlar da “Füze Kalkanı”na karşı çıkamıyorlar.!  Ne yazık ki, emperyalizmin asıl “adamları” Müslümanlar arasında. Hem de en önemli mevkilerde.!

  

MEB’na göre, 140 bin, Eğitim-Sen’e göre 400 bin öğretmen açığı var. Pek çok okulda 60-70 kişilik sınıflarda öğrenim yapılıyor. “Akıllı  tahta” ya yapılan yatırım, “Ayranı yok içmeye, tahtırevanla (4) gider s….a” özdeyişini akla getiriyor.!

Genel seçimlerden önce, elektriksiz köylere buzdolabı, suyu olmayan köylere çamaşır makinesi dağıtma saçmalığıyla, öğretmensiz okullara diz üstü bilgisayar ve akıllı tahta dağıtmak arasında ne fark var? Hepsi de “seçim rüşveti.” Ama bu defaki rüşveti alacak olanlar yandaş şirketler galiba. Bu ihaleden seçimlerden önce iyi para kaldıracakları kesin. Bir miktarını seçim kampanyalarında kullanacaklar elbette. Yandaşlık sadece almakla olmaz. Biraz da  parti için yatırım yapılacak.!.?

Teknoloji çok hızlı değişiyor. Bakanlığın aşamalı dediği projeler bu değişiklikler için asırlar kadar uzun sayılabilirler. Dolayısıyla kullanılmaya başlamadan eskiyecek olan bu malzemelerin, yurtdışından satın alınması bile yerinde değil. Okulları bilgisayar çöplüğüne  dönüştürecek yerde, acil ihtiyaçların giderilmesi gerekmez mi? Öğretmen açığı, birleşik sınıflar, ödenek eksikliği, say sayabildiğin kadar.! Okullara “akıllı tahta”  değil, ülkeye milletin parasını çarçur etmeyen akıllı yöneticiler lazım. Edebiliyorsanız Japonya’dan akıllı yönetici ithal edin.!

 

Öcalan İmralı’da yatarken Diyarbakır Belediye Başkanı’nı tehdit edebiliyorsa,  elbette ki muhalefet de Sivas’ın ötesine gidemez.! Genel güvenlik ve asayişi sağlamakla görevli hükümet, pişkinlikle bu konuyu istismar edebiliyor.! Önce Apo ile görüş, ona olağanüstü bir misyon yükle, ardından terörist başını Kürtlerin lideri konumuna yükselt.! Sonrada muhalefeti korkaklıkla suçla. Olacağı buydu tabi. Yatın kalkın dua edin, belediyelerdeki atamalara karışmıyor Apo.!

***

Başbakan’ın “Mavi Marmara”, “one minute” ve Lübnan’daki şovlarına aldanmamak gerekir. AKP’nin en yakın dostu ve müttefiki İsrail’dir aslında. “Füze Kalkanı” ile İsrail’e sağladıkları korunma, bunun en çarpıcı kanıtıdır. Gerisi boş laftır…

***

Eski özel yetkili Savcı Osman Şanal “Cübbeli Adalet” adlı kitabın kapağındaki resmin, kendisi olduğunu ileri sürerek yazar hakkında dava açmış. Ayrıca kitap içindeki bazı cümlelerin sonuna ünlem işareti konularak yoruma açık bırakılmasını kendisi ile ilişkilendirmiş. Aslında itiraf gibi dava dilekçesidir. Kimse Şanal’ı kendisinden daha iyi tanıyamaz. Kitapta sözü edilen savcı benim diyorsa, öyle kabul etmek gerekecek. Bence savcı haklıdır.!

***

60 yıldır CHP iktidara gelmedi.  Bu ülkede yarım asırdan fazla bir süredir hükümeti sağcı partiler kuruyor. Nedense bu hükümetlerin tümü,  başarısızlıklarının nedeni olarak hep CHP’yi göstermişler. Sanki CHP, iktidarların üzerinde onay makamıydı da bazı icraatların yapılmasına izin vermemiş! Nasıl iştir bilinmez, bu masala halk her seferinde inandırılabilmiş. Masal dinlemeyi seviyoruz. Hesap vermekten kurtulmanın en kolay yolu, muhalefeti suçlu ilan etmektir. Bu millete muhalefetin  iktidar olmadığını 60 yılda anlatamadık.!

 

 

AKP’nin “sivilleşme, normalleşme ve demokratikleşme” gibi kavramları alabildiğine sömürdüğünü biliyoruz.  Askerleri hizaya çekmek için paşalara yapmadıkları kalmadı. Mahkeme kararını boşa çıkartmak için “takdir yetkisi” ni bile kötüye kullandılar.

Deniz Feneri ile ilgili soruşturma, AKP’li belediye başkanları hakkındaki suçlamalar ve daha pek çok üst düzey bürokratla ilgili soruşturmaların hiç birinde kullanılmayan bu “takdir yetkisi” asker söz konusu olduğunda kullanılmış. Üstelik son Anayasa değişikliği ile getirilmiş olan YAŞ kararlarına karşı dava açma hakkı kullandıkları sırada Başbakan o kadar kararlı ki,  askeri mahkemeyi bile tehdit edebiliyor. Eğer paşaların lehine karar verirseniz, yasa çıkartırız diyor. Demokratik bir ülkede hiçbir şekilde duyulmayacak sözlerdir bunlar.

Sizce de öyle değil mi, yeni çıkaracağı yasa ile, askeri mahkemeyi lağvedecek.! Erdoğan bu rejimi değiştirmeye karar vermiş. Adım adım bütün kurumları dönüştürüyor. Bu kabadayı ve kararlı tutum, bir defa daha halktan destek görürse, üçüncü  AKP iktidarının önünü kesmek mümkün değil.! Hükümetin, iki dönemdir  “rejimi dönüştürmek” ve muhalefet ile askerleri azarlamaktan başka elle tutulur bir icraatı kimse gösteremez.!

***

Resmi işsiz sayısı 3 milyona yaklaşırken, bunların 1 milyonundan biraz fazlasını (%34) yaşları 15 ile 24 arasında olan gençler oluşturuyor. Bu Neoliberal-muhafazakâr kapitalizm en çok gelecek kuşakları tehdit ediyor. TÜİK’in ağustos ayı işgücü-istihdam verilerinden anlaşıldığına göre, genelde işsizlik oranı %11,4’e çıkarken, 15-24 yaş grubunda bu oran %21’e çıkmış oluyor.

Tarım dışı işsizlikte gençlerin durumu felaket boyutlarına ulaşmış. %26.4 korkunç bir oran olarak, iktidarın fotoğrafını önümüze koyuyor.!

Av. Cemil Can

 

(Dipnotlardaki karar özetleri ile yasa maddelerini bir arada görmek isteyenler, "pdf" formatındaki ekli dosyayı indirebilirler veya  aşağıdaki bağlantıyı açabilirler: http://www.cemilcan.av.tr/s.263.htm)

DİPNOTLAR:

(1)    Tımarlı Sipahi: Tımarlı sipahilerin temel vazifesi savaş zamanında savaşa katılmak, barış zamanında bulundukları bölgenin güvenliğini sağlamak ve Tımar sistemine göre tımarı dâhilindeki halktan vergi toplayarak. Bununla hem kendini geçindirmek, hem de tımarının büyüklüğüne göre asker yetiştirmekti.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Sipahi

(2)    İrtica (Tr. "(önceki yere) dönüş") veya gericilik (Arapça: raca'a kökünden, Fransızca: Réaction), önceki şartlara dönüşü isteyen, aşırı muhafazakâr ve ilerlemelere karşıt olan, herhangi bir sosyal ya da siyasi hareket veya ideoloji ve buna bağlı eylemler.

(3)    “İrtica” hükümetin iddia ettiği gibi “siyasi” değil, “hukuki” bir kavramdır. En basitinden Anayasamızın 68 ve 69. Maddelerinde “demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırılık” olarak tanımlanarak(a) en temel hukuk metnine girmiştir. Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nda pek çok maddesinde(b) suç olarak tanımlanan eylemleri “irticai” eylem olarak tanımlamakta da bir yanlışlık yoktur. Bunun gibi Siyasi Partiler Yasası’nda(c) da benzer hükümler vardır. Bütün bu hükümler “irtica”yı tanımlayarak yasaklamış bulunmaktadır.

Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi(d)Yargıtay(e) Danıştay(f) gibi yüksek mahkemeler de kararlarında “irtica”yı açıklayarak onun hukuki bir kavram olduğunu ortaya koymuşlardır. Bütün bunlara rağmen,  ortaya çıkıp “irtica” siyasi bir kavramdır demek halkı aldatmaktan başka bir şey değildir. Nitekim AKP’nin kapatılma davasına dayanak teşkil eden eylemlerin tamamı “irticai eylemler” olarak kabul edilmiştir. Bunun anlamı “irtica”  iktidara gelmiştir. Bir başka cümle ile söylersek, “Diyanete soralım veya ulemaya sorun” anlayışı çağdışı olup, gericiliği savunan bir anlayıştır. Bunun da adı son derece açıktır ki, irticadır.

(a) Anayasa,  Madde 68/4:  Madde 69/61

(b) Türk Ceza Kanunu, Madde:122, 125, 135, 158, 216, 219 ve 230

(c) Siyasi Partiler Kanunu, Madde:12, 78, 81, 83, 87, 88 ve 96

(d) Anayasa Mahkemesi’nin: 11.12.2009 tarih ve 2009/004 Esas, 2007/001Karar sayılı kararı; 30.07.2008 tarih ve 2008/002 Esas, 2008/001 Karar sayılı kararı ve 14.04.2010 tarih ve 1999/002 Esas ve 2001/002 Kararı.

(e) Yargıtay 8.  Ceza Dairesinin 24.06.1999 tarih ve Esas: 1999/7181,  Karar: 1999/10820 sayılı kararı.

(f)   Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ise, 15.09.2000 tarih ve Esas 2000/594, Karar:2000/949 Sayılı kararı.

(4)    Tahtırevan: Omuzda veya deve, fil, at vb. hayvanlara yüklenerek götürülen, üstü örtülü, insan taşınan araç.

 

http://www.medyagunebakis.com/ - http://www.tdfajans.com/

TDFAJANSToplum Dinamikleri Fikir Ajansı

Sosyal, Kültürel, Ticari, Eğitim ve Sanatsal Alanlarda;

Düşünce Üretimi. Paylaşımı. Toplum Yararına kullanımı.

Bilgi Sahibi Olunmadan Fikir Sahibi Olunamaz.! Olunsa olunsa;

Ancak Başkalarının Fikirlerini Tekrarlayan Papağan Olunur.

 

 

TEK YOL DEVRİM

YA İSTİKLAL YA ÖLÜM

Yaşasın Halkların Kardeşliği.!

KURTULUŞA KADAR SAVAŞ

ÜLKÜMÜZ TAM BAĞIMSIZ VE

GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE

 

 

Diğer Haberler

  • TOPRAKLARIMIZ SATILMAMALI
  • SELOCAN & SELAHATTİN DEMİRTAŞ ve SİYASET
  • DEPREMDE YIKIMIN SUÇLUSU KİM.?
  • YENİ TÜRKİYE FİYASKOSU, K9 KADAR FAYDA YOK
  • BU ÜLKEDE HEM SOLCU, HEM ERMENİ OLMAK.!
  • *VATANDAŞLIK VERİLİRKEN, VATAN DA VERİLİYOR.!*
  • LAİK DEMOKRATİK CUMHURİYET
  • *SİYASETİN ANADOLU FIRTINASI OSMAN BÖLÜKBAŞI*
  • İSKİLİPLİ ATIF'IN OSMANLI SİCİLİ DE BOZUKTU.!
  • 126 EMEKLİ BÜYÜKELÇİMİZİN KAMUOYU DUYURUSU
  • TrabzonSporKlübü

    Nasa

    Kentim_İstanbul

    Doga_İcin_Sanat

    ABD_USA

    Department_State

    TelerehberCom

    Google_Blog

    Kemencemin_Sesi

    Kafkas_Music

    Horon_Hause

    Vakıf_Ay

    Dogal Hayatı_Koruma

    Seffaflık_Dernegi

    Telerehber

    Sosyal_Medya

    E-Devlet

    Türkiye Cumhuriyeti

    BACK TO TOP