“RİCA” DÖNEMİ.!

“RİCA” DÖNEMİ VE EHLİYETLİ RİCACILAR.!

Paylas:
  • Facebook'da Paylaş
  • Twitter'da Paylaş

“RİCA” DÖNEMİ VE EHLİYETLİ RİCACILAR.!

CHP’ye gönül veren seçmenler, unutmuş değillerdir. Eski Genel Başkanımız Deniz Baykal, kaset komplosundan sonra ”Komployu ayıplar gibi yapanlar, aslında bizzat ayıbı işleyenlerdir” dedikten sonra, “İktidarın samimiyetine inanmıyorum ama ABD’den Prensilvanya’dan aldığım mesajlara da inanıyorum” diyerek, AKP iktidarını işaret edip gitmişti. (1)

Bu açıklama bize Gülen Cemaati’nin değil fakat AKP iktidarının işin içinde olduğu mesajını vermişti… Kasetin internette yayınlanmasından 4 gün sonra -10 Mayıs 2010- CHP seçmeninin büyük çoğunluğu, kendini Baykal’ın cürüm ortağı gibi hissetmeye başlamış ve bu yüzden de uzun süre başları önde gezmişlerdi.!

Mayıs 2011’de ikinci kaset bombasını patlattılar.!

Bu defa komplosunun kurbanı MHP yöneticileriydi. O günlerde, “yandaş medya” korkunç bir bilgi kirliliği yaratarak, halkı bu işleri devlet içindeki “Ergenekoncu” bir grubun yaptığına inandırmaya çalışıyordu. Bir taşla iki kuş vuracaklardı. Daha sonra yapacakları geniş tutuklamalar için, meşruiyet zeminini de hazırlamış oluyorlardı tabi. Yandaş basın, tüm kadroları ile bu fikrin yayılması için seferberlik halindeydi… (2)

Koca Türkiye, dizi seyreder gibi televizyonlara kilitlenmişti.!

Ne hikmetse, toplum olarak bayılırız dizilere. Hele de “belden aşağı” görüntüler verilirlerse…

Bu yaşananlardan sonra, aradan çok zaman geçmedi. Baykal eşiyle birlikte, Erdoğan’ın evine geçmiş olsun ziyaretine gitmişti.

Samimi bir hava içinde geçen sohbette, “Ergenekon Davası”ndan tutuklu CHP Milletvekili Mehmet Haberal’ın, hasta annesini ziyaret edebilmesi için, “tek adam” Erdoğan’dan yasal bir düzenleme yapmasını “rica” etmişti.! 

Meclise döndüğünde biraz da kasılarak basın mensuplarına şunları söylemişti: "Mehmet Haberal'ın 92 yaşında hasta bir annesi var. Haberal'ın annesini görmesi gerekiyor, bunu rica ettim. Büyük ilgi gösterdi. ‘Derhal adalet bakanıyla konuşup gereğini yapmasını isteyeceğim’ demişti"...(3)

Bilindiği gibi, kamuoyunda “Haberal Yasası” olarak bilinen, tutuklu ve hükümlülerin hasta yakınlarını ziyaret etmelerine olanak sağlayan yasa değişikliği, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayının ardından yürürlüğe girdi.

Cumhuriyet Gazetesi’nden Utku Çakırözer, yasanın çıkmasından sonra, Baykal’a ne yaptığını sormuştu. Aldığı yanıt sürpriz gibiydi.

Baykal: “O görüşmeyi yaptım bile.!” demiş… “Kanun çıktıktan sonra Sayın Başbakan’a telefon ederek teşekkür ettim ve tabii, size daha önce de söylediğim gibi, tutuklu vekillerin durumu konusunda yeni adımlar atılması gereğine ilişkin beklentimi de kendisine aktardım” diye de eklemiş.

Baykal bu konu ile ilgili beklentilerini şöyle özetlemiş: “Başından bu yana ben aynı şeyi söylüyorum. Türkiye’nin önündeki en öncelikli mesele tutuklu milletvekilleri konusudur. Ne anayasa değişikliği ne de başka bir şey bunun önüne geçebilir. İktidarıyla, muhalefetiyle hepimizin, bu tahliyeleri bir an önce sağlamak gibi bir zorunluluğumuz var. Türkiye’de bu konunun çözümü artık bir mecburiyet anlamına geldi. Bu konu çözülmeden ne Meclis Başkanı ne hükümetin ne de siyasi partilerin inandırıcı olma ihtimali vardır.

Herkese düşen büyük sorumluluk var. Bir an önce sonuçlanması gerekir.” (4)

Muhalefet partilerinin beklediğinin aksine, tutuklu milletvekilleri ile ilgili yapılacak yasal düzenleme konusunda, anlaşamayacakları varsayımı ile hareket eden Hükümet,  partiler arasında anlaşma gerçekleşince, ipe un sermeye başlamış.

Anlaşılan Hükümet tutuklu milletvekillerini bir süre daha “rehine” olarak tutmak istiyor.

Tutuklu milletvekillerinin tahliye edilmelerine olanak sağlayan yasal düzenleme karşılığında, büyük olasılıkla “Başkanlık Sistemi” ne “evet” demelerini dayatacaktır. Hatta “rejim değişikliği” ne de “evet” demelerini de isteyebilir.!

Bu noktada yaşanan düş kırıklığını CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan: “Biz bu süreci TBMM Başkanı’nın yönettiğini sanıyorduk, yanıldık. Mide bulandırıcı bir samimiyetsizlik ve ahlaki bir problemle karşı karşıyayız. AKP’nin zalim ve despot yüzü görüldü” sözleri ile dile getirdi… (5)

Oysa işe ne kadar da umutla başlamıştı.!

Muhalefet partilerinin uzlaştıkları, fakat başarısız kaldıkları bu konuda, bakalım CHP’nin eski Genel Başkanı Baykal, “rica” ile sonucu alabilecek mi.?

10 yıllık AKP iktidarının sonunda geldiğimiz yer “rica kurumu” adı altında, yeni bir “hukuki” düzenleme yapma yönteminin yürürlüğe girmiş olmasıdır.!

Bu hususun özellikle altını çizmek istiyorum.! Ricada bulunabilmek için fiil ehliyetine sahip olmak yeterli değil elbette.

Baykal kadar “deneyimli” olmak koşulu da aranıyor.!

O nedenle bundan böyle “ricada bulunmak” söz konusu edildiğinde, Memur Kemal’i bir adım geriye itmek gerekecektir.!

Öte yandan belirtmek gerekir ki, Türkiye’nin önündeki en öncelikli mesele; Baykal’ın söylediği gibi, tutuklu milletvekilleri konusu değildir.!

Aksine, öncelikli sorunumuz; muhalefetin iktidara kayıtsız ve koşulsuz “teslim” olmasıdır.!

Bu durumu iktidar tarafından muhalefetin “teslim alınması” olarak da tanımlayabiliriz. Bu iş içinde Baykal’ın üstlendiği rol ise, son derece önemlidir! Gerçekte, AKP’nin iktidarını muhalefetsiz olarak sürdürmek niyetinde olduğu görülüyor.

Toplumsal taleplerin, Baykal gibi deneyimli ve “ehliyetli” bir siyaset bilimci tarafından, kısa aralıklarla iktidara iletilmesi ile halka verilmek istenen bir mesaj elbette vardır.

Anlaşılan kaset komplosundan sonra, Baykal’ın bu yönünden istifade edilmesi düşünülmüştür.!  Planlamayı her kim yaptıysa, kutlamak gerekir, son derece mükemmeldir.!

Peki, son yaşadığımız olaylarla kamuoyuna verilmek istenen mesaj nedir.?

Aklıma ilk gelen olasılık; Baykal’ın istifa ederken, kaset komplosundan sorumlu tuttuğu AKP’ye, o gün  haksızlık ettiğini şimdi anlamış olduğudur.!.?

O bakımdan, özür dileme yerine verilen görevleri yapıyor. Eğer durum böyleyse, Baykal’ın acil olarak CHP’ye gönül verenlere bir açıklama borcu var. Anımsayınız, istifa etmeden önce, kaset komplosunda Cemaat’in parmağı olmadığını söyleyip, Fetullah Hoca Efendi’ye teşekkür etmişti.

Bugünkü tavrından anlaşıldığına göre, AKP iktidarının da bu olayda bir sorumluluğu yoktur.!.?

Ya da Baykal, şimdi daha da büyük bir şantaj ile karşı karşıyadır ve altında bulunduğu tehdit onu böyle konuşmaya zorlanmaktadır.

Bu noktada, Baykal’ın genel başkanlık dışındaki taleplerine destek vermek de bizim görevimizdir.

O zaman da bize bu şantaj ve komploları yapanların kimler olduğunu açıklaması gerekiyor…

Eğer Baykal, hala ilk günkü açıklamalarının arkasındaysa, o zaman iş değişir.

CHP’nin eski genel başkanı olarak, kendisine ve CHP’liler olarak bizlere karşı, bu ağır hakaretleri yapan bu hükümetin kapılarını; ricacı sıfatı ile aşındırmanın ne maksatla yapıldığını açıklamak zorundadır…

Türkiye’nin öncelikli sorunu, bağımlı yargı marifetiyle “rejim değişikliği” ve GOP nedeniyle “toprak bütünlüğünün tehlikede bulunması” iken, deneyimli bir siyaset adamı olarak, önceliği neden 8 milletvekilinin tutuklanması gibi çok daha alt sıralardaki bir konuya neden verdiğini de anlatmalıdır…

Bizim için bu sorulardan çok daha önemli olan bir başka soru daha vardır: Bütün muhalefetin uzlaşarak, AKP’ye götürdükleri ve reddedilen öneriyi, Baykal’ın ricası üzerine hükümet acaba yerine getirecek midir.?

Getirirse eğer, o zaman da “rica etmek”  parlamenter demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerden daha etkili ve sonuç alıcı bir  “kurum” haline getirilmiş olmayacak mı.?

Bir başka soru daha vardır:

Acaba bu yeni dönemde muhalefet partilerinin toplamı, Baykal kadar etmiyor mu.?

Acaba, Baykal’ın Erdoğan’dan ettiği ricalardan, Kılıçdaroğlu’nun haberi var mıydı.?

Varsa, bu görüşme için “oluru” var mıydı.?

Gandi Kemal’in “oluru” yoktuysa, o zaman da Baykal’ın bu başına buyruk olmasını nasıl açıklayacağız.? CHP’nin “genel başkanlık” ve “liderlik” unvanlarının, Kılıçdaroğlu ile Baykal arasında bölüşülüp paylaşıldığı anlamını çıkarabilir miyiz.?

Baykal, CHP’nin “gölge lideri”  olarak; yeni siyaset yapma yöntemini, “rica etmek” üzerine kurduğunu ve halkın taleplerini bu şekilde çözmeye çalışacağını ortaya koyduğuna göre, partililer Kılıçdaroğlu ne yapacak.?

Anlaşıldığına göre, bu iş bölümü içinde, Kılıçdaroğlu’na kalan iş Baykal’ınkinden çok daha kolaydır.

Salı günleri grup toplantısındaki konuşmayı ezberlemekte ne var ki.? Bir de genel merkezdeki tahta kurulup, kongrelerde geçerli oy kullanmayı dahi beceremeyen delegeler ile 19 Mayıs’larda Atatürk anıtlarına çelenk koymayı dahi beceremeyecek, inanç ve yürekten yoksun “Brutuslar” ı seçmek.

Bunlar da iş midir yani.? Son bir işi daha olabilir. Muhtemelen o da  Temmuz’da yapılacak olan kurultayda, partiden tasfiye edilecek (kaba) ulusalcıları listelemektir.! O konuda yeterince yardımcısı var zaten.!

Bunları bir kalem geçelim isterseniz. Asıl “rica” ile partililere verilmek istenen mesajın ne olduğunu anlamaya çalışalım.

Kanımca bize: “Boşuna mücadele etmeyin artık, sizin mücadele aracınız CHP elimizdedir.

Genel Başkanınız Kılıçdaroğlu, ağzımızın içine bakıyor;  liderleriniz Baykal ise özel kalem odasında ‘rica’ için beklemektedir” deniyor.!

Yanıldığımı mı söylüyorsunuz.?

O zaman kanıtlayın da hepinizden özür dileyeyim... 

Ya da bekleyip hep beraber görelim canlarım; Halep ordaysa, Arşın buradadır.!.

Av. Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

(1)  http://www.turkishnews.com/tr/content/2010/05/10/deniz-baykal-chp-genel-baskanligindan-istifa-etti/

O günlerde haberin veriliş biçimi için aşağıdaki bağlantıya göz atınız.

http://arama.hurriyet.com.tr/arama.aspx?t=Kaset&a=&s=&d=20100510&p=1&r=tarih

(2)  http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/akoz/2011/05/25/mhp-kasetleri-ve-karsi-operasyon

(3)  http://www.ntvmsnbc.com/id/25307801/#storyContinued

(4)  http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=336680

(5)  http://www.ilk-kursun.com/haber/104883

 

 

http://www.medyagunebakis.com/ -http://www.tdfajans.com/

TDFAJANSToplum Dinamikleri Fikir Ajansı

Sosyal, Kültürel, Ticari, Eğitim ve Sanatsal Alanlarda;

Düşünce Üretimi. Paylaşımı. Toplum Yararına kullanımı.!

Bilgi Sahibi Olunmadan Fikir Sahibi Olunamaz.! Olunsa olunsa;

Ancak Başkalarının Fikirlerini Tekrarlayan Papağan Olunur.

 

* * * * * * * * * *

TEK YOL DEVRİM.!

YA İSTİKLAL YA ÖLÜM.!

Yaşasın Halkların Kardeşliği.!

KURTULUŞA KADAR SAVAŞ.!

ÜLKÜMÜZ TAM BAĞIMSIZLIK VE

GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE.!

 

Hazırlanmakta olan AKP Anayasası Halkımız İçin Kölelik Anayasasıdır,

KÖLELİK ANAYASASINA HAYIR.!

 

Diğer Haberler

  • FREE WEB TURKEY CENSOR
  • BİZ NİYE KAZANDIK, AKP NEDEN KAYBETTİ.?
  • DİYANET'İN 'ÖZEL YEMEK' İHALESİ:
  • TÜRKİYE’DE SİYASETİN KİRLİ DİLİ
  • SEÇİMLER, GAZETECİLER VE *HAVALA*
  • BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI KADIN
  • ÜSKÜDAR’DA DEĞİŞİM DAHA HIZLI OLACAK
  • Hırsıza hırsız olduğunu unutturursan sana ahlak dersi verir.
  • HASAN H. GÜNER RAKİPLERİNE FARK ATIYOR.!
  • SEÇİMLERİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
  • TrabzonSporKlübü

    Nasa

    Kentim_İstanbul

    Doga_İcin_Sanat

    ABD_USA

    Department_State

    TelerehberCom

    Google_Blog

    Kemencemin_Sesi

    Kafkas_Music

    Horon_Hause

    Vakıf_Ay

    Dogal Hayatı_Koruma

    Seffaflık_Dernegi

    Telerehber

    Sosyal_Medya

    E-Devlet

    Türkiye Cumhuriyeti

    BACK TO TOP