YEREL YÖNETİMLERİN TOPLUMSAL GELİŞMEYE ETKİSİ

Günümüzde, Yerel Yönetimlerin Toplumsal Gelişmeye Etkileri Nedir, Nasıl Olmalıdır.?

Paylas:
  • Facebook'da Paylaş
  • Twitter'da Paylaş

YEREL YÖNETİMLERİN TOPLUMSAL GELİŞMEYE ETKİSİ

Günümüzde, Yerel Yönetimlerin Toplumsal Gelişmeye

Etkileri Nedir, Nasıl Olmalıdır.?

 

Uzun zamandan bu yana yapmış olduğum çalışmaları ilgili taraflar veya ilgi duyan kesimlerle paylaşmayı bir görev sayıyorum. Bunu yaparken hem kamuoyunu aydınlatmak hem de belli bir zamandan bu yana görev yapmış olduğum yerel yönetimlerden kazandığım tecrübelerimi insanlarla paylaşmak ve bu anlamda tarihe not düşmeyi amaçlamaktayım.

 Günümüzde belediyeler her zamankinden çok daha önemli hale geldi. On milyonlarca insan büyük kentlerde ilçe ve beldelerde bu kurumlar ile iç içe yaşamak zorundadır. Her ne kadar Belediyelerin başkan ve belediye meclisleri seçim ile göreve gelseler de bu kurumlar yasalar ile yönetilen önemli kamu kuruluşlarıdır.  Kamu yönetiminin bir parçası olarak tarih boyunca en hızlı değişen idari yapıların en başında belediyeler gelmektedir. Belediye hizmetleri tarihsel süreç içerisinde çok hızlı bir değişim gösterdi. Bu durum aslında zorunlu olarak ortaya çıkan yeni durumlara uyum sağlayabilmek için yapılması zorunlu olan değişimlerdir ki bu durum olumlu bir sonuçtur.

Belediyecilik kavramı çok eski tarihlerden başlıyor olmasına rağmen günümüz anlayışı ile yerel yönetimler 1800 yıllardan sonra Avrupa şehirlerinde uygulanmaya başladı.

Modern belediyecilik uygulamaları şehirleşme olgusu ile birlikte gelişen bir olgudur. Kabaca olarak tarif edersek şehirler daha küçük alanlarda daha çok insanın bir arada yaşadığı yerlerdir. Bu durum ortaya yeni yaşam biçimlerinin yanında farklı sorunlarda ortaya çıkarmıştır. Bu değişimlerin sonucunda ortaya yeni yönetişim modelleri çıkmıştır.

Ortaya çıkan yeni durumlar ve ihtiyaçlara göre mevzuatlar da bu ihtiyaçları karşılamak için değişiklik göstermiştir ve bütün bunlar zorunlu değişikliklerdir.

Zaman ilerledikçe toplumların yapısı da değişmektedir. Özellikle sanayileşme ile birlikte tarihsel süreç içerisinde çok kısa sayılabilecek zaman dilimlerinde kentlerde büyük yığılmalar meydana geldi.

Ülkemiz de kentler bütün bu hızlı yığılmaları karşılayabilecek altyapıdan yoksundu. Daha iyi bir yaşam umudu ile kent ve çeperlerine yığılan insan kümeleri kendi sorunlarını kent yönetimlerinin sırtına yüklediler. Daha çok dayanışma duygusu ile hemşeri topluluklarının bir arada yaşama isteği sonucu olarak, bu hemşeri toplulukları zaman içerisinde yerel yönetimlerin kimler tarafından yönetileceğinin de ağırlıklı olarak belirleyicisi oldular. Bu durum kendi doğallığı içerisinde sorun değildir. Ancak zaman içerisinde ortaya, yönettiği şehirle hemşerileşmeme sonucu olarak kamusal  hizmetin sunulmasında objektif davranamama sorununu ortaya çıkarmıştır. Ancak günümüzde üçüncü, dördüncü nesil kuşaklardan yetişen başkan ve diğer yöneticilerin bu konularda daha başarılı olduğu bir gerçektir. Genel seçimler ile yerel seçimlerde partilerin almış oldukları oylar da ortaya çıkan anlamlı farkların temel nedenlerinden en önemlisi tamda yukarıda anlatmaya çalıştığımız hemşerilik reflekslerinin sonucudur. Bu satırların yazarı da böyle bir sosyolojinin parçasıdır. İçinde yaşanılan şehirlerle bütünleşmek maalesef uzun zaman almaktadır. Onun içindir ki özellikle İstanbul’da Sivaslı, Trabzonlu, Erzincanlı, Kastamonulu veya Ordulu başkanlar çoğunluktadır. Bu sonuç tamamen İstanbul nüfusunu oluşturan hemşeri nüfuslarının sayısı ile orantılıdır.

Bu durumu eleştirdiğimiz sanılmasın. Aksine böyle bir gerçeklikten hareket edilerek bunu şehirlerin gelişmesi ve içinde yaşayan insanlar ile empati-duygudaşlık anlamında avantaj a çevrilebiliriz.

Yenidünya düzeninde kentlerin önünde her gün yeni yeni sorunlar ortaya çıkmaktadır. Yeni dönem belediye yönetimleri ortaya çıkan bu sorunları çözmek için farklı yöntemler uygulamanın yanında birçok yeni uygulama yöntemlerinden de faydalanmaktadır. Belediyelerin önünde çöp, ulaşım, su temini, temizlik gibi klasik sorunların dışında yeni kentleşmenin ortaya çıkardığı farklı sorunlar ile de baş etmek zorunda kalmışlardır. Kültür ve sanat ihtiyaçlarındaki artış, göçmen sorunları, sağlık, hayvan, çevre, sorunları gibi bazılarını ekleyebileceğimiz toplumsal duyarlılığımızı artıran sorunlar ortaya çıkmıştır. Cinsel yönelimleri nedeni ile farklı gruplar oluşturan insan toplulukları ve onların sağlık, barınma ve güvenlik sorunları bile günümüz belediyelerinin önünde sorun olarak durmaktadır.

Demek istediğimiz günümüz belediye yönetimleri artık sosyal belediyecilik özelliklerini daha çok öne çıkarmak zorunda kalmaktadır. Bu durum mali açıdan belediyeleri zorlamaktadır. Tam da bu noktada kamu kaynaklarının etkin verimli ve ekonomik olarak kullanılması zorunluluğunun ne kadar önemli ve hayati bir husus olduğu  ortaya çıkmaktadır.

Merkezi iktidarların kötü yönetimlerinin sonucu olarak ortaya çıkan yoksulluk sorunu ile çoğu zaman belediyeler uğraşmaktadır. Bu durum zaten mali açıdan sıkıntı içerisinde olan belediyeleri bu sorunlara ayırdıkları kaynaklar yüzünden sıkıntıya sokmaktadır. Son dönemlerde belediyelerin başarı karneleri neredeyse bu sorunlara ne kadar eğildikleri ile ölçülmektedir.

Peki, bu kadar önemli ve karmaşık yapılarla devasa sorunları çözmeye çalışan belediye başkan ve meclis üyeleri bu görevlere nasıl hazırlanıyor? Siyasi partiler seçimler öncesi parti okullarında birtakım eğitimler yapmış olsalar da bunların çoğu gerçeklikten uzak yasak savmadan ibarettir.

Teknolojinin ve bilimin bu kadar geliştiği günümüzde küçük ölçekli şirketler dahi yönetimlerini bu alanda eğitim almış, uluslararası deneyimleri olan, dil bilen, yönetişim sistemleri konusunda tecrübe edinmiş, temsil kabiliyeti yüksek insanlar ile çalışmayı tercih etmektedir. Maalesef ülkemizde tüm siyasi partiler için böyle bir eleme sistemi yoktur. Belediyeler gibi içerisinde mühendislik, hukuk, yönetim bilimi, maliye, sosyoloji, psikoloji gibi birçok bilimsel disiplinin konularını barındıran belediye yönetimleri belirlenirken tamamen sübjektif tercihler öne çıkarılarak adaylar belirlenmektedir. Bu durum ülkemizin tüm siyasi kesimler için ortak bir verimsizlik durumudur.

Uygulamada belediye başkanlarının kanundan kaynaklanan yetkilerini kullanırken, nasıl başına buyruk davrandıklarını, kişisel tercihlerini gerek işe alımlarda gerek proje tercihlerinde gerekse bürokratik atamalarda nasıl hoyratça kullandıklarını, liyakat ı ve yeterliliğin nasıl hiçe sayıldığını, objektif değerlendirmelerden uzak, yukarıda bahsettiğimiz feodal bir yapının içerisinde olduklarının tüm Türkiye de şahidiyiz.

Durum böyle olunca asıl mesele olan kamu kaynaklarını etkin kullanma gibi asıl meselenin çok uzağında kalmaktayız. Özellikle 1980 darbesinden sonra ülkemizdeki birçok belediyenin yolsuzluk, rüşvet, görevi kötüye kullanma gibi soruşturma ya da gündemlerle konuşuluyor olması bütün bunların kaçınılmaz bir sonucudur. Yoksa seçim kampanyaları boyunca sıkça kullanılan şeffaflık, katılımcılık, helal, haram, yetim hakkı gibi büyük büyük iddialı sözler bir Yeşilçam aşk filmi gibi hatıralarımızda kalmaktadır.

Bir sonraki seçimde aynı sözleri dinlemek için sabırsızlanıyoruz. Olsun ama  söylenmesi bile güzel. 

Seyfettin Erbaş, İBB Meclis Üyesi, 9.Mart.2011 


@#ÖkkeşBölükbaşı © #MedyaGünebakış

Ökkeş Bölükbaşı, İstanbul-Mart.2022 - okkesb61@gmail.com

http://www.medyagunebakis.com/okkesb@turkfreezone.com


Diğer Haberler

  • DARBE KİMDEN GELİRSE GELSİN KARŞIYIZ..
  • TRABZONLULAR BİRLEŞİNİZ
  • SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI…
  • KUL VE MAHLÛKAT HAKKI..
  • ADAM OLMAK–OLAMAMAK VE GAZETECİLİK
  • SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI..
  • DERNEKLER KANUNUNA MUHALEFET
  • TrabzonSporKlübü

    Nasa

    Kentim_İstanbul

    Doga_İcin_Sanat

    ABD_USA

    Department_State

    TelerehberCom

    Google_Blog

    Kemencemin_Sesi

    Kafkas_Music

    Horon_Hause

    Vakıf_Ay

    Dogal Hayatı_Koruma

    Seffaflık_Dernegi

    Telerehber

    Sosyal_Medya

    E-Devlet

    Türkiye Cumhuriyeti

    BACK TO TOP