*İMAM"ın POLİSLERİ ve TARİKATLAR*

Cemaat Ve Tarikatlar Türkiye'nin 350,000 Polisli Emniyet Teşkilatını İşgal Etmeyi de Başarmışlar. Bunun Korkunç Etkilerinden Biri, Dinci Polislerin Emirlerini Artık Aynı Zamanda İmamlardan Almasıdır.

Paylaş:
  • Google'da Paylaş
  • Facebook'da Paylaş
  • Twitter'da Paylaş

*İMAM"ın POLİSLERİ ve TARİKATLAR*

Cemaat Ve Tarikatlar Türkiye'nin 350,000 Polisli Emniyet Teşkilatını İşgal Etmeyi de Başarmışlar. Bunun Korkunç Etkilerinden Biri, Dinci  Polislerin Emirlerini Artık Aynı Zamanda İmamlardan Almasıdır.

Polis, ordu ve mahkemeler Türkiye Cumhuriyeti bünyesindeki birtakım resmî yapılanmalar aracılığıyla normalde hukukun üstünlüğünü korumakla yükümlü gibi görünse de, birtakım güçlerin Türk medyasını kontrol ve suiistimal etmesi mümkündür. Türk medyasının geleneğinde gücü kötüye kullanma ve yolsuzluğu korkusuzca duyurma vardır. Erdoğan başbakanlık koltuğuna oturduğu günden itibaren "basın özgürlüğü" kavramından ne kadar nefret ettiğini kanıtlamıştır.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ KAVRAMINA TAHAMMÜL YOK

Erdoğan'ın böyle bir kavrama tahammülü yoktur. AKP hükûmeti, sistemli bir şekilde sadece hükûmeti öven ve hükûmet adına konuşan bir medya tekeli yaratmaya çalışmıştır. Bu günlerde Taksim olayları çerçevesinde, toplu tutuklamalar ve sistemli işkenceler yeniden gündeme oturdu. Polis devleti kuran AKP'nin şahinleri, pala, çivili sopa ve satırlarla sokak ortasında insan avlayanlara sahip çıkarak kendi koydukları hukuku da rafa kaldırdılar.!

AKP, hedeflediği İslam rejimini gerçekleştirebilmek için, karşı çıkanları bastırmada karşılaştığı engelleri atlatabilmek için baskının dozajını yükseltmede kararlı görünüyor... AKP rejimince sıklıkla başvurulan kimyasal gaz silahı tamamen keyfi bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Buna paralel olarak yine son dönemlerde cezaevlerinde gerçekleştirilen işkence ve kötü muamele uygulamalarında da belirgin bir artış gözleniyor...

İMAM" IN POLİSLERİ;

Cuntacıların iktidarlarını sağlamlaştırmak için ilk yol olarak denedikleri sistemli işkencenin kaçınılmazlığı, lokal ve ya münferit baskının yetersizliği konusunda ki beyanlar, AKP yöneticilerinin dil sürçmeleri değil artık!. Türkiye’deki değişikliklerin çoğu kâğıt üzerindedir.

AKP' YE GÜVENMEK, ŞEYTANA KANMAKTIR.! 

Süreç adı altında AKP'ye güvenen Kürtler'e daha fazla işkence ve zulüm için yüzlerce yeni  işkence hanenin (karakol adı altında) kurulması kararını veren AKP dir. Sözde işkenceye karşı çıkarılan kanunların tümü işkenceleri daha kolay yapmak için çıkarılmıştır. On yıllardan beri işkencecilik yapan bütün polisler, uzmanlar, subaylar, MIT elemanları henüz görev başındadır. Ve işkence yaptıkları için o mevkilere gelmişlerdir.

Soruşturma merkezleri, işkenceler hapishaneler bunlardan sorumludur, AKP hükümeti varlığını bu yapılanmayla devam ettiriyor. Türkiye’de askeri darbelerden bağımsız, tarihsel olarak sistemli bir şekilde işkence yapılmaktadır.

Osmanlı geleneğinden kalan bir kültürdür bu.! Öyle ki Türkiye'nin yetişkin nüfusu 60 milyon kişiyse; 18 milyonu kesinlikle işkence görmüştür!  Türk devleti işkence ve soykırımlarla kurulmuş, devamlılığı ise bunsuz olamıyor.


İSLAMİ REJİM;

SATIR, PALA, SOPA ve GAZLA KURULUYOR..!

Kasap Satırı, Pala, Çivili Sopa Ve Kimyasal Gazlarla İslam Rejimi Kurmak.!

Anadolu insanına yapılagelen işkence ve zulüm, Türk islam sentezinden ilham almaktadır. İşkence bu sistemin ruhudur. Buradaki ruh, devletin ruhudur. Devlet ve siyaset adamı ölçeğinde, işkenceye arka çıkmak, işkenceyi savunmak konusunda Türkiye’nin kötü sicili böylece devam ediyor.

Erdoğan, ''O emri polise ben verdim'' diyerek, Türk polisinin eylemlerine kesinlikle sahip çıkarak, devlet politikasının aynen devam edeceğini bir kez daha vurguladı.

VE BARBARLIK VE VAHŞET! 

Türkiye’de tutuklanan insanlara korkunç biçimlerde işkence uygulanıyor. AKP polisi, sokakta gezenleri bile muhalif zannederek anında dayağa çekiyor, dayak yiyenler korkudan suç duyurusu yapamıyor, rejime karşı çıkanların, eleştirenlerin, ona ateş püskürenlerin, işkence gördükten sonra tersine dönmeleri, ''İşkence Görmedik, Çok Rahatız“ diye konuşmaları, Türkiye’de işkencenin olmadığının değil, olduğunun delilidir. Feci bir korku psikolojisi ile terör estiren AKP polisi, bırakın devlete karşı olan kişilere, futbol seyircilerine kameralar karşısında, sistemli bir şekilde aynı işkenceleri yapmaktan çekinmiyor. Türk polisinin vahşi görüntüsünü televizyonlarda izlemek, günlük doğal olaylardan artık.

Başbakan desteğinde milyonlarca insana işkence yapan resmi görevliyi düşünün, bunlar yıllarca insanlara işkence yaparak sadistleşmiş, psikopatlaşmış manyaklaşmıştır. İşkence yapmadan yaşamaları, onlar için çok zordur. Zira işkence bir bağımlılık yaratır. 


MEHTER MARŞLARI, BAYRAK TÜRBAN SİDİK YARIŞLARI.!

AKP rejimi,  ''tek bayrak, tek millet-ırk, tek din, tek şef, tek dil'' sloganlarını mehter marşları eşliğinde, resmi bayraklar ve türban sembolleri ile süslenmiş, Arapça marşlarlar çoşkuya getirilmiş yabani kitleleri manipülasyonda, öncüllerinden farklı değil... Diktacı sadist bir kabadayı görünce, 'işte en büyük lider, en karizmalı önder budur'  diyen geri cahil insanlar, salladıkları bayrağın nerden geldiklerini bile bilmiyorlar.

 

ERDOĞAN VE MURSİ'NİN İSLAM DEVLETLERİ KURMA MACERALARI.!

Politik islamcı akımlardan Müslüman Kardeşler ve sözde Ilımlı Neo-Osmanlıcı AKP'nin, insanlığın doğal tarihsel sosyolojik gelişmelerini geri çevirme eylemleri başarısızlıkla karşı karşıya kaldı. Erdoğan şimdilik  hafif bir darbe almasına rağmen, Mursi kendi atadığı celladınca devrildi. Karısı çarşaflı General Sisi sahibine acımadı. Bakalım Erdoğan’ın çok güvendikleri ne yapacak.?

1400 sene evvel Arabistan çöllerinde gezen yabani Bedevi kabilelerin yaşam biçimlerini teorize eden İslam İdeolojisini çağımızın yaşam biçimlerine yeniden hâkim kılma çabalarının sonuçsuzluğu ortaya çıktı...

AKP İSLAMCILARI MÜSLÜMAN KARDEŞLERİN KOPASI

Gerek Müslüman kardeşler gerekse onların bir kopyası olan AKP İslamcılarının mumyalanmış beyinlerinin tabiatın doğal akışı karşısında duramayacakları, toplumları asırlar öncesine, yalan dolan hurafelerle, uydurma hikâyelerle kandıramayacakları gerçekliği bir daha ortaya çıktı.

İslam ideolojisi tamamıyla çağdışıdır. İslam, insanlığın en kötü taraflarını teorize eden, ilkel aşiret-kabile dönemine tekabül eden askeri politik bir ideolojidir. Tek tanrılı dinlerin en kötüsüdür. İnanç adına işlenen bir insanlık faciasıdır.

Dini silahla uygulamaya çalışan, namaz kılmayana ölüm cezası öngören, kendilerinden olmayanları kâfir bilerek mezarlıklarını ayıran, kabile ilkelerine uymayan her şeyi sapıklık ilan eden, aklı dışlayan, amelsiz imanı küfür sayan, olayları akılla yorumlamayı yasaklayan Müslümanların yağma, talan, zulüm ve işkence sistemi İnsanlığın tarihinde karanlık bir sayfadır.


İSLAMI TERORİZE EDEN İLK KİŞİ KİMİR.?

İslamı terorize eden kişi, Muhammet’in 40 yaşındaki ilk karısıdır, yoksa cahil okuma yazması olmayan Muhammet değil... Bu kadın zengin  babası sayesinde Hristiyan ve Yahudi şehirlerini gezmiş, o dönemde bölgeye hâkim olan bu 2 dini okuyup, bunlardan bir kopyalama yapmıştır. Muhammet’in aşireti ise bu ideoloji ile politik ve askeri örgütlenmeye girerek diğer aşiretlere başat çıkmış ve Arapçılığın bugünkü şeytani  temellerini kurmuştur.
AKP lideri R.T. Erdoğan'ın halk hareketi karşısında, Mursi'den daha çok tutarsız davranması, beceriksizliği, kin kusarak saldırganlaşması, önümüzdeki dönemde AKP'yi oluşturan bazı tarikatları çözerek, generallere önemli geçitler sağlayacaktır. Erdoğan bunu fark ettiği için, hemen İzmir tatilini yarıda bırakarak İstanbul'a koştu ve Ağustos şurası öncesi, TSK' de tasfiyelerin hızlandırılmasını can alıcı primer konu olarak seçti.

 

AKP’NİN SÜNNİ DEVLET YAPILANMASI TARİKAT PROPAGANDASI

Mursi, aynen Erdoğan gibi tutarsız ve ikiyüzlü idi... Şimdi Mısır gibi, bölünme ve dağılmanın somut şartları Türkiye'de de vardır... Son zamanlarda okullara, askeri kışlalara gönderilen, tarikat propagandası içeren genelgelerle Sünni Devlet Yapılanmasını hızlandıran AKP, ideolojik politik  dayatmasını ağırlaştırmasına rağmen yeterli zamana sahip olmayacaktır. Askeri kışlalara yerleştirilen mescit, imam hatip propagandası, Diyanet'in imanlı asker projesine bağlı beyin yıkama faaliyetleri, henüz ordunun tümünü dönüştürecek yeterlilikte değil ve uluslararası durum da AKP'nin aleyhine dönmüş durumdadır. Toplumu geriye götürmek, dönüştürmek kolay olmadığı için yeni ayaklanmalar kaçınılmazdır. Arap yeşil sermayesinin tefeci localarınca yönetilen ve bir cemaat- tarikat koalisyonu olan AKP'nin yıkılma süreci, Mısır olaylarının da etkisi ile hızlanacaktır.

 

ALEVİ VE HRİSTİYANLARA KARŞI KURULAN CEPHE ve ÇETELERİN AMACI.?

Diğer yandan diğer İslam ülkelerinden gelip Suriye'de savaşan çok farklı İslamcı gruplara, El Kaide’den, baş kesen kan içen envayi çeşit vahşet guruplarına, AKP rejimince sağlanan askeri, lojistik ve parasal destek son hızla devam ediyor. On binlerce silahlı militanın  AKP, tarafından çok bilinçli olarak,  Suriye’ye sokulması, bunlara her türlü silah lojistik desteğin sağlanması, Erdoğan'ı Mursi'den daha kötü durumlara sokacaktır. Suudi Arabistan’da, Katar’da, Birleşik Arap Emirlikleri’nde, Kuveyt’te demokrasiye dair hiçbir şey yokken, kadınların oy kullanması bile yasakken, Suriye’de demokrasi diye tutturmalarının bir inandırıcılığı olmamasına rağmen, Alevi ve Hristiyanlara karşı kurulan Erdoğan ve uluslararası çetelerin amacı nedir?

SURİYE’DE DEMOKRATİK REJİMİ KİM KURACAK 

Suriye’de demokratik bir rejimi, dünyada özgürlüğün tozuna  düşman Suudi kıralı, Katar emiri, gazcı Erdoğan veya El Kaide'nin bombacıları mı kuracak?

Suudi-Arabistan’ın ülkede desteklediği ve buradan dünyaya yağdığı barbar Vahhabiizm akımı tüm özgür dünyayı tehdit eder duruma geldi. Afganistan-Pakistan Medreselerinde beslenen bu güruh, zamanla Çeçenistan bağımsızlık savaşını bahane ederek Kafkasya’da, bazen Irak’ın ABD tarafından işgalini bahane ederek Irak’ta, bazen de Yemen ve Kuzey Afrika da, Cihat adı altında kendisinden olmayana saldırmakta kendi düşüncesi dışındaki akımlara hayat hakkı tanımamaktadır.

CİHATÇILARIN YETİŞTİĞİ VERİMLİ TOPRAKLAR

Bunların yetiştiği en verimli topraklar Suriye olup, Suud ve Katar parasıyla-silahıyla beslenen bu Vahhabiler, yurt dışından on binlerce Vahhabi’yi bu ülkeye taşıyarak bir ülkeyi ve toplumu yok ederken, Ortadoğu dünyası ve toplumlarına da tedavisi mümkün olamayacak, birçok fitne ve mikropları aşılamaktadır.

İşin garibi ise, şimdiye kadar Suud dışından destek alamayan bu sapkın görüş, ABD-İsrail- Batı ve tüm gerici-totaliter Arap Devletçikleri tarafından da desteklenmektedir. Suriye’yi bir savaş ve oyun alanı gören bu sapık ideoloji, AKP’den tam destek almaktadır. Suudi'lerin başını çektiği tefeci İslam localarının batıcı kolu AKP tarikat ve cemaatleri  Vahhabiler’le kol kola girip, Avrupa’ya karşı geleceğin en büyük tehdidini oluşturmaya başladılar.
 

“GENÇLİĞE GELENEKLERİ ÖĞRETEMEDİK”
Erdoğan: ''Gençliği biz seviyoruz. Biz bu gençliğe geleneklerini öğretemedik. Burada hatamız var. Geleneğini bilmeyen genç geleceğini bulamaz. Sıkıntı burada bunu başartmamız lazım. Gelenekten geleceği bir yürüyüşü hep birlikte başarmamız lazım. Gezi olayları için Meclis’te araştırma komisyonu kurulması için harekete geçtik. İnşallah meclis boyutuyla da Gezi olaylarının içyüzünü ortaya çıkartacağız.'' diyerek yeniden formasyonun dozunu artırmanın zorunluluğunu vurguladı. Gelenek dediği, genellikle Arap Bedevilerinin çölde edindikleri kötü alışkanlıklar, Muhammet’in Arap ulusu kurmak için uydurduğu hikâyeler, başka halkların yaşam alanlarına yönelik saldırıları teorize eden ideolojik temellerdir. Daha önceleri sadece, çoğalın, ne yapın ne edin son hızla çoğalın, 2071 de orayı burayı fethedeceğiz, imasını veren Erdoğan, son hızla üretilip sakaklara atılan çocukların İslamize ediliş hızında hatalar yapıldığı sonucunu, Taksim direnişinden çıkartılacak tek sonuç olarak algılıyor.!

 

AKP DEVLETİNİN SÜNNİ IRKÇI YAPILANMASI

AKP devletinin Sünni Irkçı yapılanması daha fazla insanı tedirgin etmeye başladı. 1980 lerin Askeri Anayasasının zorla, Sünni Türk İslam ideolojisi temelinde, diğer halk ve kültürleri yok etme sürecini devam ettiren AKP arta kalan son gurupları da asimileye hız verdi. İşte bu yeni resmi Türk İslam ideolojisine karşı durma her zamanki gibi gözaltı, tutuklanma ve işkence gerekçesidir. Karşi duranları fiziki imhaya tabi tutan Sünnici Irkçı, Kafatasçı AKP son Taksim olayında olduğu gibi karşı çıkma cesareti gösterenleri insanlık dışı işkencelerden geçiriyor. 
AKP'nin 'Acil Eylem Planı' kapsamında gerçekleştirmek istediği tüm projeler aslında çağdaşlaşmayı engelleyecek, sosyal hakların budandığı, tek şefliğe dayanan polis rejiminin "Arka Bahçe “de kurgulanmış ideolojik yönelimlerini oluşturan parçalardır.

AKP propagandasına göre, Erdoğan büyük bir önderdir, karizmasının eşi TC tarihinde görülmemiştir.

İslamcı ırkçı propagandaya göre, Erdoğan ekonomiyi düzeltmiş, PKK yi de ikna ederek terörü bitirmiştir. Burada birincil olarak, düzeltilmiş, büyütülmüş görünen ekonominin tamamen dışa bağımlı balon ekonomisi olduğunu belirtmek gerekir. Bu türden iplikli ekonomiler daha önce Irak, Yunanistan, Arjantin, Şili gibi ülkelerde denendi. İpler başkalarının ellerinde olduğu için her defasında kolaylıkla dibe vuruldular.

AVRUPALI BATILI ÜLKELER İDEOLOJİK-KÜLTÜREL DÜŞMAN

Erdoğan'ın dışa  bağımlı kof ekonomi kahramanlığı ucuz bir kahramanlıktır. Sünni İslam’ın başını çeken Arap kral-şeyh tayfasının tefecilik sistemince pompalanan dolarlar eroin şırıngası etkisini göstermekten ileri gidemez.

Kendisini Osmanlı devamı gören Erdoğan kliği, Avrupa ve diğer batılı ülkeleri ideolojik-kültürel alanda düşman olarak görmeye devam ettiğini açıkça beyan etti. Nakşi tarikatçılığı, Milli görüş propagandası Makyavelizm’le ve Militarizmle birleşerek serseri mayın gibi ne tarafa gidileceğini tamamıyla muğlaklaştırdı.

Hem Avrupa düşmanlığı yapmak, hem de üyelik için bir bakanlık kurup çırpınıp durmak, Kürtler'in lideri diye cezaevinden seçilmemiş birisini muhatap almak. Arkasından terörist başı diye miting alanlarında bağırıp çağırmak, gizli servis elemanları vasıtası ile kanunsuz belgesiz antlaşmalar yapıp, akabinde yapılan planların hiç birine imza atmamak. Arkasından hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi davranıp tekrar başa dönmek, bu türden bir sürü feci tutarsızlık ve tezatlar içinde boğulmak, Erdoğan için ''güvenilmez'' imagosunu yarattı. Şimdi artık bir gurup Sünni devlet lideri dışında hiçbir devlet Erdoğan'ı ciddiye almıyor.

PKK;

HALKI BASKI ALTINDA TUTMAK AMACIYLA KULLANILDI.!

PKK diye bir şey olmasaydı, şimdi Kürtler ‘de hürriyetlerine kavuşmuş olacaktı.

PKK konusuna gelince, TC  hükümetleri, 30 seneden fazla bir zamandır PKK sayesinde ülkeyi rahatlıkla yönettiler. Bundan daha iyi bir silah olamaz! Gelinen noktada PKK ile ilgili devlet planlarında yapılan zorunlu değişiklik ve kontralara başka görevler verilmesi zorunluluğundan dolayı, ortam aniden değişti: toplumun üstündeki kambur bir anda kalktı ve insanlar düşünmeye başladılar, zulüm ve baskıya karşı İsyanı bir kaç ay geçmeden başladı. Halk kendine geldi.

Eğer devletin PKK ayağı düşmeseydi Taksim-Gezi isyanı da olmayacaktı. Bundan dolayıdır ki TC starejistleri şimdi, PKK 'yı tekrar geri getirmek ve Demokles’in kılıcını her zamanki gibi sallamaya devam etmek istiyorlar. 30 yıldır PKK adı altında yapılanlar, halkı baskı altında tutmanın yöntemi olarak kullanıldı. PKK geri gidiyor ve süreç yaşanıyor denilince, halkın üzerindeki baskı kalktı ve insanlar özgürce düşünmeye başladılar. AKP şimdi kazdığı kuyuya düştü. AKP şimdi bu PKK' yi nasıl geri getireceğini düşünmeye başladı. Bundan daha iyi bir silah hiç bir zaman ellerine geçemez... Erdoğan'ın çark etme niyetlerinin arkasında işte bu neden yatıyor. PKK Kürt halkına bir nebzelik bir şey vermemiştir, özel harp sistemince Kürtleri yıldırıp yok etmenin bir aracı olmaktan ileri gidemeyen bu hareket de devrini artık tamamlamıştır.

ARAP BAHARI YOK, SUNNİ BAHARI VAR.
R. T. Erdoğan: ''Ey cahil, Türkiye'de Türk Baharı 3 Kasım 2002'de oldu. Ama onlar bunun farkında değil. Bunların kulağı duymaz. İşte millet işte karar.!", derken, Türkiye'de,  adına ''Arap  baharı'' denilen, Sünnilerin her alanda iktidarları ele geçirmelerini yansıtan bu hareketin ana karakterini ortaya koydu. Gerçekten de, Arap baharı adı altında, nasyonalist diktalara karşı gelişen isyanlardan sonra, önderliği Sunni şeriatçı partiler ele geçirdi.

İsyanların çıktığı hiç bir ülkede normal bir rejim kurulamadı. Tunus' tan, Yemen'e kadar her yerde Sünni iktidarlar kuruldu. Libya ve  Mısır'da Erdoğan gibi Sunniler kendi rejimlerini rahatlıkla kurdular.

Alevilerin yaşadıkları yerlerde ise bu Sünni Baharı tehlikeye giriyor. İşte bunların başında Suriye ve Türkiye geliyor... ''Ilımlı Müslümanlık'' maskesi arkasına gizlenen AKP rejimi, askeri rejimleri aratmayan baskı ve işkenceyi arsızca savunmaya devam ediyor...

AKP;

TOPLANMA, GÖSTERİ, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ GASP ETTİ

R. T. Erdoğan, ''polise emri ben verdim'' diyerek, sokak başı polis guruplarınca ölesiye dövülen suçsuz insanlara yapılan zulüm ve işkencenin arkasında olduğunu gururlanarak beyan etti. Kendisini “ılımlı Müslüman demokrat”, olarak yutturan AKP rejiminin, halkın özgürlük mücadelesi karşısında maskesi düştü, AKP bırakalım ılımlılık, askeri rejimlerin terörünü bile geride bıraktı..

AKP’nin çekirdek kadroları direnişe katılanlara tehditler savurunca ve bu tehditler televizyonlardan dolaylı şekilde yapılınca, saldırılar hemen başladı.

Tüm Avrupa’yı ve dünyayı ayağa kaldıran polis şiddeti ile toplanma, gösteri, ifade özgürlüğünü gasp eden AKP rejiminin ipliği pazara çıkıtı. AKP'nin gazcı, işkenceci yöneticileri sokaklarda gezen insanları bile kendileri için bir tehlike arz ettiler..., Erdoğan kliği resmen katliam provası yaptı!

Sokaklarda gezen sıradan kişiler bile dur denmeden, kurt sürüsü gibi saldıran polislerce anında işkenceye tabii tutuluyorlar. Binlerce suçsuz insan mağdur olmuş durumdadır. AKP terör rejiminin benzerleri halk ayaklanmaları ile yıkıldılar. Latin Amerika'da ki askeri rejimleri örnek alan AKP ise, devlet terörünü bu şekliyle sürdürmeye devam ediyor. Zehirli gaz Müslümanları, Erdoğan'ın başkanlık rüyası gerçekleşirse, Anadolu haklarına yeni soykırımlar uygulayacaklardır.

SUNNİ İSLAM DİKTATÖRLÜĞÜ KRİMİNAL YAPININ DEVAMIDIR

Sunni İslam Diktatörlüğün Emniyet Kanadı, Evren Cuntası, Çiller Ağar'dan Devralınıp Daha Da İslamlaştırılan Aynı Kriminal Yapının Devamıdır...

AKP, Çiller -Ağar kliğinden devraldığı çete polis örgütlenmesini uç noktaya vardırmaktan başka bir şey yapmamıştır. AKP diktası  polis aygıtında  işkenceci sadist militanlarının kadrosunu olağanüstü büyütürken bunun nedenleri vardı: Bütün işkenceciler, katiller, soyguncu rüşvetçi polis yöneticileri görevlerinde duruyor, bir kısmı da mükâfatlandırılarak daha üst mevkilere getirilmişlerdir. Erdoğan, “rejimin güvencesi polis” diyerek, nasıl bir rejim hedeflediğini ortaya koydu. Devlet güvencesi olarak polisi gören yönetimlerin ortak bir adı vardır, bu da kanunsuz diktadır. Kısacası “manken” değişiyor ama nitelik aynı. AKP’liler daha önce de gömlek değiştirdikleri için bu değişiklikleri seviyorlar.

Dünyada en kötü polis olarak bilinen TC  polisi hiç bir reform yaşamadan çağdışı konumunu aynen devam ettiriyor.

TC polis örgütlenmesi, şu an dünyada, benzerlerinden arta kalan son ucubelerden biridir. Latin Amerika'da ki diktaların bu türden polis rejimleri çoktan yıkıldılar. Türkiye'de ise, dinciler bunu daha da güçlendiriyorlar. Erdoğan'ın emri ile kendi kanunlarını da tanımayan sadist polis çeteleri dünyanın gözü önünde sokakların ortasında kadın çocuk demeden işkencelerine devam ediyorlar.

DİYANET İŞLERİ, İKTİDARIN FETVA MAKAMI

Sunni İslam Diktatörlüğünün Öbür Ayağı Olan Diyanet İşleri Başkanlığı, "Biber Gazı Caizdir Dedi.! Polisin göstericilere terör ve insan sağlığına zarar veren gaz kullanması, halkın kanını emen parazit yeşil ordu, Diyanet İşleri Başkanlığınca hemen desteklendi. “Devletin güvenliği ile alakalı meselelerde biber gazı kullanılır. Ayrıca insan sağlığına en az biber gazı zarar veriyor” diyen katiller çetesi, Dini açıdan biber gazının kullanılmasının sakıncalı olmadığı, İslam' a uygun olduğu iddia edildi.

İşte her yıl milyarlarca dolar yutan kan emici kenelerin vahşi İslam’ı: arada sırada verilen geçici tavizler mücadelenin taktiksel yönleri olarak sunuluyor. AKP Militarist bir aygıtı, yeşile boyayarak yola devam diyor!. Polis yine aynı ırkçı dinci işkenceci sadist polis. Bu İslamiyet yeşil ulus devlet anlayışı ki ‘’tek şef  Erdoğan ''Mantalitesini kökleştirmeye çalışıyor. AKP, Türk devletinin,  “tek şef'' önderliğinde Sünni İslam-Türk devleti” olduğunu “simgelerle” kafalara yerleştirme konusunda ısrarlı. Bu ise Alevilerin eskisine nazaran çok daha fazla baskı altında tutulmaları, hatta dış mihrakların bir uzantısı olarak gösterilerek, asimile ve göçe tabii tutulmalarını kaçınılmaz kılmaktadır.

Sünni Müslümanların, Hristiyanlarla beraber yaşadıkları Bosna, Makedonya, Kazakistan, Sudan, Mısır, Arnavutluk benzeri ülkelere gidip orada, en az 5 çocuk yapın diyerek Sünni İslamcı nüfus patlamalarını kışkırtmak, oralarda baş gösteren çelişki ve savaşları derinleştirmek, Erdoğan'ı daha önce bu kadar deşifre etmemişti.

Daha önce sahtekârlıklarla bazı salon sosyalistlerini kandırıp arkalarına alan AKP yöneticileri, neden aşırı hızla kitle çoğalmasına ihtiyaç duyduklarını artık gizlemeyi gerek duymuyorlar.

 

MÜSLÜMAN NÜFUS YOĞUNLUĞU İLE AVRUPA'YI İÇERDEN KUŞATMAK

Müslüman nüfus çoğunluğu yaratarak Avrupa'yı içerden tehdit etmeye çalışan Erdoğan, El Kaide' den daha ileri giderek bunu kurnazca yapmaya çalışıyor. Alevilerin, Kürtlerin ve Hristiyanların yoğunlukta olduğu alanlarda kürtaj, çok doğum kelimelerini ağzına almayan Erdoğan'ın Sünni kitleleri silah olarak kullanma taktiği aslında koyu bir ırkçılığa tekabül ediyor. En çok kışkırtma da Müslümanların Hristiyanlarla sınır teşkil ettikleri alanlarda oldu.

AKP diktasının Sünni İslam politikası ile halkların içlerine attığı nefret tohumlarının dışa yansımasının tepkisi işte bu Taksim isyanıdır. Baskının, nefretin patladığı bu direniş kriminal zihniyete karşı  özgürlük haykırışıdır; AKP diktatörlüğüne  başkaldırıştır.

Taksim isyanı, totaliter yeni Osmanlıcı, 1980 darbesinden devralıp "muhafaza" ettiği tüm eski engelleri ve yeni inşa ettiği tekadamcı totaliter rejimin zaman içinde tamamen tasfiye edileceği gerçeğini ortaya koydu. 
Değişecek kurumlar  arasında devletin tüm organları, polis ve askeri mekanizma, insanlık düşmanı Diyaneti, sayabiliriz. Geçmişte Türkiye'nin ayağına bağ olan tüm siyasi yapılanma türlerinin, bürokratik yapılanmaların ve eski ideolojilerin aşılacağı gerçeği ufukta görünüyor.
Geçmişten gelen ve insanlara sığınılacak liman olan eski ideolojilere gerek duyulmayacağı bir atmosfere doğru yol alıyor Türkiye. İnsanlar eskiden sığındıkları bu ideolojilerin ve kimliklerin, artık kendilerine ayak bağı olduğunu daha iyi anlayabilirler. 

Sevgi ve Saygılarımla, Bedri Engin 

10 Tem 2013 Çar 17:10 - <enginbedri@gmail.com>

 

Entegrasyon Komitesi İsviçre- Vevey
Esin Duran, Selda Suner, N. Gök, Ferdi koçkar, Yeliz seren, Pelin Moda, Bedri Engin, Nazmi Dogan, Sevda Suner, Sezer Aşkın, H. Datvan, Salih Demir, Nizamettin Duran, A. Demir, Melahat Baykara, ismail çekmez, Aydin Nizam, Uğur Demir, Ismail B. Cenk, Tekin Balkic, Selma Altuntaş, Murat Koç, Filiz Serin, Nedim Serin, Vedat Koçak, Salih Birdal, Erdal Cömert, Ismail Bulak, Ahmet Meriç, Mustafa Gur, Hasan Zafer, Bahar Ünsal, Osman B. Ayse bahar, Metin Maslak, H. Maslak, Dilek Solak, zeynep içkaya, Sevda maslak, Sercan Gezmiş, Aynur Balkaya, İpek Doğan, Nazım Doğan, Murat Doğan, esin erkan, Beyhan erdem, n. Erdem, İsmail Deniz, Ayten BARAK, Ugur Birdal,
Ahmet Tan, Yıldırım Kongar, Selma Kongar, Birol Aytekin, Hatice Gül, Ibrahim Erkin,
Kemal erdem, Rıza Akdemir, Mehmet Coskun, Hüseyin demir, fethi killi, Yeliz Ender, Mustafa Ender, Ugur Basak, Kemal Dektaş, Ayten Ilkdal, Nuri Aktanır, Metin Koc, Sevgi Ender, Burhan Kulakçı, Oğuz Duran, Burcu Kanter, Aysel kanter, Erol kanter, Layla SOLGUN, M. Oktay, Kemal Aktas, Yelda tekinoglu, Orkun Keskin, T. Vural, Oğuz şen, Nur Şen, Ismail çaykara, Burhan Orkal, D. Kahan, Seher Yıldız, Esra akkaya, Mehmet Uzan, Yeliz IŞIK, Seyhan İlknur, Osman Çekiç, esma yıldız, Murat Çetindal, Ali Okyar, Musa Tekin, Aslı Birdal, Nazmi Doğan, İnci Gür, L. Okar, Mustafa Karkaya, Omer Aytac, Mürsel Bozkır, Zeynep Şengül, Gülcan Iğsız, Murat Nidar, şemsi Kaya,
Ayten Ekşi, Eda leman, nermin ışıl, D. Polat, Kadir Erdem, Serdar OKTAY, Mehmet Özdemir, Mustafa Erkan, Nuri AKTAS, Emine AKTAS, O. Kadir Ergun, Metin Kurca, Sedat Isiklar, Filiz Bag, Kadir Baskale, Sevim Varlik, Hasan Mesut Akkaya, Necmi Guler, Erhan Isguz, Meral Okur, Bilge Okyaz Kemal Koç, L. Mirakoğlu, Oktay Kızılcık,
Mehmet Yavuzgil, Erdal Polat, Hüsnü oktay, k. Sankay, Ahmet tekin, Semra Kaya,
Mustafa Çiçek, Kayhan Göçkaya, Erdal Solgun, Mehmet Solgun, Esra Solgun, N. Altik,
Oguz Karakış, Leyla Mert, Işık mert, D. Öksüz, Erdem Yılmaz, Ayse Eltan, S. Guner, M. Deniz Ok, Mehmet İnce, Huseyin Cinar, Meltem Cinar, Berk Cinar, L. Demirkaya,
Huseyin Çilek, Ayten Irmak, D. Okdere, Ali Uskan, Berdan Temiz, H. Baskale, Murat Gülay, Esra Gülay, Mustafa Akyol, A. jale Kol, M. Kol, Tamer Oktay, Aslan Burukoglu, I. Demir, Nurettin Akdal, Uzan Kara, ismail Igdır, Ali Serin, Gül Akın, esra Serin, Nuri Şen, Hasan.Y. Balci, Mehmet Yucel, İsmet C. Koray, salih Söğütlü, Nuri Akçay, Gül Akçay, Esra Akçay, Ali Dem. Sarahoğlu,

TAKSİM'E  VE  ÇAMLICA'YA  CAMİ   İSTEMİYORUZ. YENİ SULTANLARA HAYIR.!

İMZA KAMPANYASINA KATILALIM...

http://www.change.org/petitions/başbakan-yuksek-bina-yapmayın-demis-peki-ya-camlica

 

@#ÖkkeşBölükbaşı ©#MedyaGünebakış

Ökkeş Bölükbaşı, İstanbul-Temmuz.2022- okkesb61@gmail.com,

http://www.medyagunebakis.com/  - okkesb@turkfreezone.com,


Diğer Haberler

  • DARBE KİMDEN GELİRSE GELSİN KARŞIYIZ..
  • TRABZONLULAR BİRLEŞİNİZ
  • SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI…
  • KUL VE MAHLÛKAT HAKKI..
  • ADAM OLMAK–OLAMAMAK VE GAZETECİLİK
  • SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI..
  • DERNEKLER KANUNUNA MUHALEFET
  • TrabzonSporKlübü

    Nasa

    Kentim_İstanbul

    Doga_İcin_Sanat

    ABD_USA

    Department_State

    TelerehberCom

    Google_Blog

    Kemencemin_Sesi

    Kafkas_Music

    Horon_Hause

    Vakıf_Ay

    Dogal Hayatı_Koruma

    Seffaflık_Dernegi

    Telerehber

    Sosyal_Medya

    E-Devlet

    Türkiye Cumhuriyeti

    BACK TO TOP